Bilimsel eczacılığın Türkiye’deki 187’nci yılına ulaştığını belirten Mustafa Çelik, eczacıların toplum sağlığının korunması için kritik bir görev üstlendiğini söyledi. Türkiye genelinde 30 bini aşkın eczane ve yaklaşık 55 bin eczacının sağlık sisteminin en yaygın ve erişilebilir noktası olarak hizmet verdiğini ifade eden Çelik, bu yılın temasının “Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri – Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı” olarak belirlendiğini açıkladı.
Dünyada sağlık sistemlerinin koruyucu sağlık hizmetleri temelinde yeniden şekillendiğini kaydeden Çelik, COVID-19 sonrası birçok ülkede eczanelerin aşılama, kronik hastalık takibi ve danışmanlık hizmetlerinde aktif rol üstlendiğini söyledi. Türkiye’de ise eczacıların sağlık sistemine sunabileceği katkının yeterince değerlendirilmediğini savundu.
Çelik, yılda yaklaşık 508 milyon reçetenin eczanelerde işlem gördüğünü belirterek, eczanelerin sağlık sistemindeki merkezi rolüne dikkat çekti. Türkiye’de nüfusun hızla yaşlandığını ve kronik hastalık yükünün arttığını ifade eden Çelik, Sağlık Bakanlığı verilerine göre son bir yılda yaklaşık 30 milyon kişiye kronik hastalık taraması yapıldığını ve 7 milyon yeni tanı konulduğunu aktardı. Yeni tanıların büyük bölümünü obezite, diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler risklerin oluşturduğunu belirten Çelik, her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında olduğunu söyledi.
Eczanelerin koruyucu sağlık hizmetlerinin en güçlü paydaşlarından biri olması gerektiğini vurgulayan Çelik, kronik hastalık yönetimi, güvenli ilaç kullanımı ve bağışıklama hizmetlerinde eczacıların daha etkin rol almasının hem kamu harcamalarını azaltacağını hem de hasta memnuniyetini artıracağını ifade etti.
Açıklamada kamu eczacılarının yaşadığı sorunlara da değinildi. Hastanelerde ilaç bütçelerini yöneten kamu eczacılarının ciddi sorumluluk taşıdığına dikkat çeken Çelik, buna rağmen kadro yetersizliği, özlük hakları sorunları ve elverişsiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Genç eczacıların istihdam sorununa da dikkat çeken Çelik, plansız şekilde açılan eczacılık fakültelerinin ciddi bir istihdam krizine yol açtığını belirtti. 2001 yılında 8 olan eczacılık fakültesi sayısının bugün 64’e ulaştığını ifade eden Çelik, yıllık mezun sayısının da hızla arttığını söyledi. Yeni fakülte açılışlarının durdurulması, kontenjanların bilimsel verilere göre yeniden düzenlenmesi ve genç eczacılar için yeni istihdam alanları oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Küresel sağlık politikaları, savaşlar ve ekonomik krizlerin ilaç sektörünü de etkilediğini vurgulayan Çelik, Türkiye’de sağlık harcamalarının OECD ortalamasının oldukça altında kaldığını söyledi. Yenilikçi ilaçlara erişimde Türkiye’nin Avrupa’nın gerisinde olduğunu ifade eden Çelik, ilaç yokluklarının temel nedeninin mevcut ilaç fiyatlandırma politikaları olduğunu savundu.
Yerli ilaç üretiminin stratejik bir devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini belirten Çelik, dışa bağımlılık sürdükçe ilaç yokluklarının kronik bir sorun olmaya devam edeceğini ifade etti.


