Eskişehir, İç Anadolu Bölgesi’nin en eski yerleşim merkezlerinden biri olarak kabul edilir ve şehir sınırları içinde yer alan arkeolojik alanlar, insanlığın yerleşik hayata geçtiği dönemlerden itibaren kesintisiz yaşam izleri taşır. Özellikle Şarhöyük (Dorylaion), Karacahisar Kalesi, Han Yeraltı Şehri, Yunusemre Höyükleri ve Küllüoba Höyüğü, Eskişehir’in ilk yerleşim alanlarını araştırmak isteyenlerin karşısına çıkan en önemli noktalar olarak öne çıkar.
Şarhöyük (Dorylaion) Eskişehir tarihinin başlangıç noktası olarak kabul ediliyor
Eskişehir şehir merkezine çok yakın bir noktada bulunan ve antik kaynaklarda “Dorylaion” adıyla geçen Şarhöyük, bölgenin MÖ 3. binyıla uzanan geçmişini ortaya koymasıyla büyük önem taşırken, burada yapılan kazılar sayesinde Hititler, Frigler, Lidyalılar ve Persler gibi çok sayıda medeniyetin Eskişehir topraklarında iz bıraktığı anlaşılmaktadır. Arkeolojik veriler, Şarhöyük’ün hem askeri hem de ticari bir merkez olarak uzun süre kesintisiz şekilde kullanıldığını gösterdiği için, bu bölge Eskişehir’in en eski yerleşkesi olma özelliğini güçlü biçimde taşımaktadır.

Küllüoba Höyüğü, Orta Anadolu’nun ilk şehirleşme örneklerinden birini sunuyor
Seyitgazi ilçesinde bulunan Küllüoba Höyüğü, Eskişehir’in tarih sahnesindeki yerini daha da önemli kılan buluntulara ev sahipliği yapmakta ve burada yapılan kazılarda ortaya çıkarılan yapılar, insanların ilk şehirleşme deneyimlerini nasıl yaşadıklarına dair son derece değerli bilgiler sunmaktadır. İlk Tunç Çağı’na tarihlenen yerleşimde bulunan ev planları, kerpiç duvarlar ve sosyal yaşamı betimleyen arkeolojik kalıntılar, Eskişehir’in Anadolu uygarlıkları içinde stratejik bir noktada yer aldığını açıkça göstermektedir.

Karacahisar Kalesi, Osmanlı’nın kuruluş dönemini aydınlatan tarihi yapılarla dikkat çekiyor
Osmanlı Beyliği’nin kuruluş sürecine ışık tutan en önemli yapılardan biri olan Karacahisar Kalesi, Eskişehir’in tarihi dokusunun en belirgin örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bilimsel araştırmalar, kalenin Selçuklu döneminde aktif bir yerleşim alanı olarak kullanıldığını, sonrasında Osmanlı’nın ilk fethettiği kalelerden biri hâline gelerek siyasi ve askeri bir merkez olduğunu ortaya koyduğu için, Karacahisar bölgesi Eskişehir’in hem kültürel hem de siyasi geçmişini somut verilerle gösteren nadir yerleşimlerden biri olarak öne çıkar.

Han Yeraltı Şehri, bölgenin binlerce yıl süren savunma ve yaşam kültürünü yansıtıyor
Seyitgazi ilçesine bağlı Han bölgesinde bulunan yeraltı şehri, kaya oyma odaları, tüneller ve sığınaklarla dolu yapısıyla, Eskişehir’in çok eski çağlarda da yoğun bir yerleşim alanı olduğunu kanıtlayan önemli bir arkeolojik miras olarak kabul edilmektedir. Yeraltı şehrinin özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde aktif kullanım gördüğü, savaş ve baskın dönemlerinde bölge halkının güvenliğini sağlayan önemli bir sığınak görevi üstlendiği bilinmektedir.

Yunusemre ve çevresindeki höyükler, Eskişehir’de erken yerleşik yaşamın önemli kanıtlarını sunuyor
Eskişehir’in güney kesimlerinde yer alan Yunusemre bölgesi, çeşitli höyükleriyle dikkat çekmekte ve bu höyüklerde yapılan yüzey araştırmalarında ilk çiftçi topluluklarına kadar uzanan yaşam izlerine rastlanmıştır. Bölgedeki keramik parçaları, taş aletler ve yerleşim tabakaları, Eskişehir’in binlerce yıldır kesintisiz bir yaşam alanı olarak kullanıldığını göstermesi açısından oldukça değerlidir.

Eskişehir’in en eski yerleşkeleri, kentin çok katmanlı tarihini anlamak isteyenler için benzersiz bilgiler sunarken, aynı zamanda Eskişehir’in sadece modern bir şehir değil, insanlık tarihinin farklı dönemlerine tanıklık etmiş kadim bir yerleşim merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Arkeolojik çalışmaların devam etmesiyle birlikte, Eskişehir’in tarih öncesi ve tarihî dönemlerine dair daha fazla bilginin gün yüzüne çıkarılması beklenmektedir.





