TALEBİMİZ GELECEĞİMİZ ADLI BİR KAMPANYA BAŞLATIYORUZ
Öncelikle bize biraz kendinizden ve İnşaat Mühendisleri Odası'nın faaliyetlerinden bahseder misiniz?
Yaklaşık 15-20 yıllık bir mühendislik geçmişim var. Çiftelerliyim, Süleyman Demirel Üniversitesi'nde okudum. Yüksek lisans çalışmalarım Osmangazi Üniversitesi'nde devam ediyor. Odacılık yıllarım çok eskiye dayanıyor. Üniversite temsilciliğini yapmıştım, o zaman Genç İMO'yu oluşturmuştuk. Türkiye'deki İnşaat Mühendisleri Odası'nın öğrenci örgütlülüğünün ilk konsey üyelerinden bir tanesiyim. Orkun başkanımızın ve diğer arkadaşlarımızın yönetimlerinde bulundum. Sonrasında bu görev bize nasip oldu. Bugün 2.700 kişilik bir ailenin bu görevini yürüten bir ferdiyim. Bizim dönemimizde Kütahya, Tavşanlı ve Simav da bize bağlandı. Bu bizim için gurur verici oldu. Genç mühendislerimizi yetiştirmeye hazırlanıyoruz. Üniversitelerdeki hocalarımızla görüşerek mentorluk sistemini geliştirmeye çalışıyoruz. Öğrencileri 90 günde mesleğe hazırlama eğitimlerine yakın zamanda başlayacağız. Ezber bozacak hamlelerle şehrin ve mesleğin gündemini ortaya koyacağız. Ayrıca "Talebimiz, Geleceğimiz" diye bir kampanya başlatıyoruz. Artık 3 matematik netiyle mühendis olunmaması gerektiğini, yapı denetiminde çalışan bir kişinin kamu görevi olduğunu, kamuda çalışan insanların mobbinge maruz kalmaması gerektiğini, her şantiyeye tam zamanlı bir şantiye şefi verilmesi gerektiğini haykırmak istiyoruz. Her afetten sonra en çok anılan meslek grubu biziz. İnsan hayatını etkileyen bir meslek grubu olarak haklarımızı doğru şekilde talep etmek istiyoruz.

ACİL EYLEM PLANI HAZIRLANMALI
Sakaryabaşı ve Porsuk Barajı’ndaki su ve güvenlik sorunlarından Kızılinler Projesi’ne, yeni çevre yolu ve kent içi ulaşım sorunlarından Organize Sanayi trafiğine kadar Eskişehir’in önemli gündem başlıklarını bir mühendis gözüyle nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir Çiftelerli olarak Sakaryabaşı'nın her köşesinde suya girmiş, ergenlik dönemlerinde tramplenlerden atlamış biri olarak, o bölgenin nasıl bir cazibe merkezi olduğunu bilen biriyim. Şu anda içim kan ağlayarak izliyorum. Suyun çekilmesinin yanında yaşanan polemikleri de üzülerek takip ediyoruz. Çünkü teknik insanlara danışılmadan bazı yorumlar yapılıyor. Bu dönem Porsuk Havzası ve Sakarya Havzası ile ilgili bir su paneli düzenlemeyi düşünüyoruz. İki havzayı işin içine alarak doğru teknik değerlendirmelerle kamuoyunu bilgilendireceğiz. Teknik konularda siyaset üstü bir bakış açısı gerektiğini anlatmaya çalışacağız. Çifteler özelinde baktığımızda, ekonomik koşullardan ötürü tarlalar çok hızlı el değiştirdi. Büyük dediğimiz insanlar bu tarlaları birleştirip aldılar, tarlaların başına 500 metrelik kuyular vurdular. Bu bir ticarete ve bana göre haksız rekabete döndü. Bu kuyuların denetimi düzgün şekilde yapılmalıydı; ne zaman yapılmaya başlandı? İş işten geçtikten sonra. Kesilen ceza tutarları sulu tarımdan kazanacağının onda biri olunca adam cezayı ödeyip kuyuları kullanmaya devam etti. 5 birim yağmur yağdıysa 10 birim sulama yapıldı ve o çok önemsediğimiz yeraltı suları yok olmaya başladı. Sakarya Nehri'nin doğduğu yer olan Sakarya Gözelerindeki o kuvvetli debi suları artık azalmaya başladı. Sakarıbaşı maalesef o cıvıl cıvıl günlerinin ötesine gitti. Bu önlemi almanın tek yolu, can yakmaktan geçer; o da sulu tarıma izin vermemektir. Tabii oradaki ekonomiyi nasıl destekleyeceksin? Acil bir eylem planı yapılmalıdır ve bu kanun koyucudan beklenmelidir. Sadece Çifteler Belediyesi'nin tek başına yapabileceği bir şey değildir. Teknik konulara siyaset üstü bakmaya gayret etmeliyiz. Porsuk Barajı ile ilgili de şunu söylemek isterim: 1949'da temelleri atılan ve 70'lerin ortalarında ilave yapılarak inşa edilen Porsuk Barajı, Türkiye'deki büyük barajlardan bir tanesidir. Çok eski olduğu için alüvyon tutuyor, barajların bir ömrü var. Su sızdırmazlığına ve kaçak tespitlerine bakılıyor mu? DSİ buna bakıyor mu diye tahmin ediyorum. Yaşanacak bir depremde bunun sorgulanması gerekir. 6 Şubat depremlerinde viyadüklerin ve köprülerin göçtüğünü gördük. Eskişehir'in de taşkın oluşturma riski olan Porsuk Barajı'nın deprem açısından irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Yetkililere buradan çağrı yapmış olalım. İstanbul depremi, Simav depremi, Eskişehir fayı ve İnönü fayı ortada. Bütün bunları şimdiden irdeleyerek kamuoyunu bilgilendirirlerse çok mutlu oluruz. Halkı uyarmak zorundayız.

TURİZM KENTİ HALİNE GELDİK
Eskişehir malumunuz bir turizm kenti haline geldi. Hangi ideolojiye sahip olursak olalım rahatça yaşayabildiği, birçok şehre örnek olan ancak mühendislik açısından zaman zaman sınıfta kalan güzel bir şehir. Kızılinler projesi, Eskişehir'in faylı bir bölgede olmasından kaynaklı yeraltı suyunun sıcak olmasını efektif kullanmakla alakalı bir projedir. Şehre katkı sunacak, konfor alanını genişletecek projelere her zaman destek veririz. Birçok polemik oldu, kişilerin diyalogları bizi ilgilendirmez ama Kızılinler Projesi umarım hayata geçer.
ORGANİZE SANAYİ TRAFİĞİNİ HALLEDECEK Mİ?
Kamunun vergileriyle ve kamudan alınan paralarla yapılan bir şeyin özel sektöre emanet edilmesini çok doğru bulmuyorum. "Kamunun gücüyle yapılan iş olmuyor" demekten ziyade kamudaki o işe alımlar ve işleyiş nasıl oluyor bunları tartışmak gerekiyor. Özel sektörün insafına bırakılan kamu harcamalarının birçok kötü örneği var. Devletin görevi haksız kazançları ve rekabetleri engellemek, dengede götürmektir. Yeni açıklanan ve onaylandığı söylenen Ankara-İstanbul Otoyolu projesine baktığımızda, bizim yıllardır söylediğimiz "Kuzey Çevre Yolu"nun çok daha büyüğü olduğunu görüyoruz. Bursa'nın bir ilçesinden başlayıp Sivrihisar'a kadar devam eden yaklaşık 200-210 kilometrelik bir mesafeyi kapsayan bir proje. 8 araçtan 2'sinin şehirlerarasını kullandığını düşündüğümüzde bir rahatlama olacağını umut ediyoruz. Fakat burada önemli olan şehrin içerisindeki giriş çıkışların doğru planlanmasıdır. Organize Sanayi trafiğini bu yol alabilecek mi? Bağlantı yollarını nasıl yapacağız? Seyitgazi’den Eskişehir'e doğru girdiğimizde Kalabak suyu civarında ciddi bir sıkıntı yaşanıyor. Orada mermer üreticilerinin düzgün bir yere taşınıp bölgede acilen bir güney girişinin planlanması lazım. Batıkent kavşağı da artık yeterli gelmiyor. Batıkent'te ikinci bir bağlantıyla Zincirlikuyu tarafına bir geçişin olması gerekiyor. Fevzi Çakmak kavşağı, Gündoğdu’nun ilerisi trafiği felç eden noktalar. Bu noktalarda kısa, orta ve uzun vadeli çözümler üretmeliyiz. Kavşaklar ve küçük kamulaştırmalarla şehrin içine Osmangazi tarafına doğrudan geçişler yapılabilir. Bunların yanına bir de metro önermek istiyoruz. Sabah batıdan doğuya, akşam doğudan batıya büyük bir göç yaşanıyor. Bu kavimler göçü gibi hareketliliğe karşı alternatifler yaratmak zorundayız.

ESKİŞEHİR’İN GÜNAHI NE?
Son olarak Eskişehir'de kentsel dönüşüm önemli bir ihtiyaç. Yenikent'te de kentsel dönüşüm başlıyor. Sizce Eskişehir'de kentsel dönüşüm hangi durumda?
Başkanlığa oturduğumdan bu tarafa kentsel dönüşümü konuşmadığım bir röportaj olmamıştır. "52 bin binayı inceledik, 10 bin binanın acilen yıkılması veya önlem alınması gerekir" gibi söylemler artık sonuç kısmı ve kamuoyu bunu ezberledi. Biz artık icraat noktasında hamleler yapıp dönüşümü başlatmak istiyoruz. Bu ne belediyenin bütçesiyle yapılabilecek bir şeydir ne de sadece vatandaşların kendi aralarında "hadi yapalım" diyebileceği bir şeydir. Bu işin üç ayağı vardır: Kanun koyucu: Ekonomiyi düzeltmeli ve ödeme kolaylığı sağlamalıdır. İstanbul için "Yarısı Bizden" kampanyası var da Eskişehir'in günahı ne? Ankara, Bursa, İzmir ve Eskişehir büyük tehlike altında. Bu şehirlere de ödeme kolaylığı sağlanmalıdır. İkinci olarak mevzuatsal anlamda ada bazlı dönüşümlerde adımlar atılmalı, mahkeme kararlarının bozulmayacağı yasal altyapılar oluşturulmalıdır. Yeşiltepe örneği doğru anlatılmadığı için başka bir noktaya gitmişti. Şimdi Yenikent örneğinde bu hatalardan ders çıkarıldığını gördük ve bu bizi çok mutlu etti. Yerel yönetimler ve meslek odaları: Yenikent sürecinde belediye başkanlarımız, bürokratlar ve meslek odaları bir araya geldi, fikirlerimize başvurdular. 110 hektarlık devasa bir alandan bahsediyoruz. Türkiye'ye örnek olmasını arzu ediyoruz. Sacın üçüncü ayağı da halkın ikna edilmesidir. Yenikent için önerim şudur: Örnek bir mimari proje çizdirilmeli, maketler hazırlanmalı ve bölgede kriz masası gibi bir yer kurulmalıdır. Yenikent'in merkezi bir yerinde, işi çok iyi bilen kişilerden oluşan bir ekip olmalı, halka maketler üzerinden doğru bir şekilde anlatım yapılarak ikna sağlanmalıdır.




