Yurtman, binlerce yıldır uygarlıkların su kaynakları etrafında kurulduğunu hatırlatarak, göller, nehirler, yeraltı suları ve sulak alanların bugün hoyratça tüketildiğini söyledi. Uluslararası ve ulusal öneme sahip sulak alanların, barındırdıkları biyoçeşitlilik nedeniyle ekosistemin en kırılgan alanları arasında yer aldığını vurgulayan Yurtman, bu alanların kaybının yalnızca doğayı değil, toplumları da yoksullaştırdığını ifade etti.
“Sulak alanlar yaşamın güvencesidir”
Sulak alanların yalnızca doğal ekosistemler değil, aynı zamanda toplumların ortak varlığı olduğunu belirten Yurtman, temiz suya erişim, gıda güvencesi, iklim krizine karşı direnç ve biyolojik çeşitliliğin korunması açısından hayati bir rol üstlendiklerini söyledi. Göçmen kuşlardan balıklara, tarımdan balıkçılığa kadar pek çok canlının ve geçim kaynağının bu ekosistemlere bağlı olduğunu dile getirdi.

“2041’e doğru su potansiyeli azalacak”
İklim krizi gerçekliği göz önüne alındığında, kullanılabilir su potansiyelinin 2041 yılına doğru ciddi biçimde azalacağının öngörüldüğünü ifade eden Yurtman, su havzalarını kirleten ve yok eden sektörlere yapılan su tahsislerinin kaldırılması gerektiğini vurguladı. Suyun ticarileştirilmesine yönelik politikalara son verilmesi çağrısında bulunan Yurtman, sulak alanların önemli karbon yutak alanları olduğunu, kuruduklarında ise metan gazı salımıyla iklim krizini daha da derinleştirdiklerini söyledi.
“Nehirler maden işletmelerine tahsis edilmemeli”
Nehirlerin altın madeni gibi faaliyetlere tahsis edilmemesi gerektiğini belirten Yurtman, damla sulamaya yönelik devlet desteklerinin yetersiz kaldığını, kuru tarıma geçiş planlarının ise yeterince ele alınmadığını ifade etti. Kirletilen suların arıtılmadan dere yataklarına ve yer altına bırakıldığını söyleyen Yurtman, mevcut yasal düzenlemelerin caydırıcı yaptırımlar içermediğini dile getirdi.

Su Kanunu ve denetim çağrısı
Yakında Meclis’e sunulması beklenen Su Kanunu’nun suyun meta haline gelmesini engellemesi gerektiğini belirten Yurtman, damla sulama seferberliği başlatılması, kaçak yer altı suyu kullanımına karşı etkin denetim ve caydırıcı cezalar uygulanması çağrısında bulundu. İçme suyu barajları için koruma planları yapılması ve sulak alanların koruma statüsünün artırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
“Su kültürünü yeniden hatırlamalıyız”
Anadolu’nun suyu kutsal sayan bir kültürel mirasa sahip olduğunu vurgulayan Yurtman, binlerce yıldır su kenarlarında kurulan yerleşimlerin ve antik kentlerin bunun göstergesi olduğunu ifade etti. Türkiye ve dünyanın bir su krizi yaşadığını belirten Yurtman, “Küresel su iflası kapımızı çalıyor. İleride su krizini yaşamamak için sulak alanları gözümüz gibi korumalıyız” dedi.


