HİZMETLER YETERLİ DEĞİL

Öncelikle siz siyasette tecrübeli bir insansınız. Buna bakarak Eskişehir'in yerel sorunlarıyla ilgili bizi bilgilendirir misiniz?

Ben 15 yıldır il başkanıyım. Diyebilirim ki Eskişehir'de en uzun süreli başkanlık yapan kişiyim. Eskişehir'de yerel sorunlarla ilgili biz özellikle imar, altyapı, ulaşım ve sosyal hayata yönelik halen çözüm bekleyen sorularımız var. Biz Saadet Partisi olarak özellikle bunu Eskişehir'in gündemine zaman zaman sizler aracılığınızla getiriyoruz. Ama maalesef yerel yönetimler bu konuda arzu ettiğimiz duyarlılığı göstermiyorlar. Israrla ifade ediyorum; Eskişehir vizyoner bir şehir olabilir. Eskişehir yaşanabilir bir şehir olabilir. Bu özelliği sağlayabilmesi için özellikle imar, altyapı, ulaşım ve sosyal belediyecilik konusunda ciddi adımlar atmalıdır. Bunu söylerken hafiflik yapmak istemiyoruz. Yapılan hizmetler var. Fakat bu hizmetleri yeterli görmüyoruz. Dolayısıyla Eskişehir'in madem sorunlarını ifade ederken; şehrimiz depreme hazır bir şehir değil. Özellikle bunu ifade etmem gerekiyor. Çünkü daha önce de İnşaat Mühendisleri Odası'nın yaptığı bir saha çalışması var. Özellikle 52 bin binada çalışma yapıldı. Bu binalardan 5 bininin çok riskli olduğuna yönelik bir rapor var. Daha önce ben de bunu ifade etmiştim. Eskişehir'de şu an konut sayısı 240 bin civarında. Dolayısıyla biz %2,5'inde bir sıkıntı olduğunu, 1999 öncesi yapılan binalarda ciddi bir risk olduğunu ifade ediyoruz. Eskişehir'de beklenen bir deprem var. Ancak buna yönelik hem yerel yönetimler hem de merkez hükümetin artık kolektif, birlikte bir çalışma yapması lazım. Bakınız önümüzde bir tarih var. 6 Şubat gelmek üzere. 12 ilimizi etkileyen o bölgesel depremde o zaman daha önce bizim ifade ettiğimiz bir görüş vardı. Deprem öncesi alınacak bazı tedbirler var. Siz orada eğer deprem öncesi tedbirler almış olsaydınız yaklaşık 10 milyar dolar bir para harcamak gerekiyordu. Ama şu an Bakan Bey'in ifadesine göre 150 milyar dolar para harcanacak. Ama 53.000 insan hayatını kaybetti. Biz Saadet Partisi olarak insanı önceliyoruz. Bizim temel siyaset görüşümüz bu. İnsana yapılan hizmeti hakka yapılan hizmet olarak görüyoruz. Bunun için yapılabilecek, alınabilecek tedbirler var. Bu tedbirler eğer deprem öncesi alınırsa Eskişehir'imizde demin ifade etmeye gayret ettim; 5 bin bina ve 15 bin kişinin direkt riskle karşı karşıyayız. Burada çağrıyı sizin aracılığınızla hem Büyükşehir Belediyesine hem iki belediyemize hem de bakanlığa yapıyorum. Burada siyaset üstü bir konudur bu. Bütün bu kurumların bir araya gelerek "Eskişehir'in bu sorununu nasıl çözebiliriz?" buna yönelik gerçekten çözüm önerilerimiz de var. Tabii bu konuda kentsel dönüşüm, kentsel yenileme projesini hep ifade ediyoruz ama bundan öncesi de binalarda yapılacak bazı güçlendirmelerle binalar ayakta kalabilir. Dolayısıyla insan hayatı bizim için önemlidir. Burada imar çok önemli. Bakınız Eskişehir'in özellikle Yeşiltepe Mahallesi'nde gündem olan bir kentsel yenileme var. Fakat bu konuyla ilgili hem vatandaşın hem de orada yaşayan insanların çok iyi bir şekilde bilgilendirilmediği için bir tartışma oldu. Oysa ki ben her belediye başkanlarına, her belediye başkanı derken Tepebaşı Belediye Başkanı'mıza ve diğer başkan yardımcılarına şunu söylemiştim: "Lütfen burada vatandaşa bu konuyu anlatalım." Israrla ifade ediyorum. Ada bazlı, emsal ve kat artışıyla bir çözüm netice getirebilir. Orada yapılan çalışma aslında o tam anlaşılamadığı için vatandaş bunu idrak edemedi. Hatta ifade ettiğimiz şey; büyük bir düğün salonu ya da toplantı salonunda işin taraflarını çağırarak orada üniversitenin, sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının, ben kendimi de ifade ediyorum beni de işin içine alarak, "Bu konu şu an mevcut yapı nedir? Yapılacak dönüşümde vatandaşın kazancı ne olacak?" görsel olarak onların gözüne hitap ederek, para almadan çözümü insanlara anlatmak gerekiyordu. Öyle zannediyorum burada insanların tümü buna evet derdi. Ben tabii bu konuyla ilgili olduğum için o mahallede yaşayıp zaman zaman ofisimize gelip bu konuyla ilgili mağduriyetlerini anlatıyorlar. Ben tabii birer, ikişer, üçer bunu anlatıyorum. Vatandaş ikna olarak hepsine ulaşmak bizim için zor. Belediyeler bunu yapmalıdır diye düşünüyorum.

0Dbe4Ce5 Cf6A 487F Ad85 4Ea3792F88A1

25 BİN İNSAN ETKİLENEBİLİR

Eskişehir'in yapı stoğu ne durumda şu an? Kentsel dönüşüm yeterli mi?

Şehir yapısı problemini ifade ettim. 240.000'e yakın konut var. Bunun %2,5'i riskli. 1999 ve 1999 öncesi yapılan binalar için gerçekten risk ihtiva eden binalardır. Bunların zaman kaybetmeden bir kentsel dönüşüme tabi tutulması lazım. Tabii yerel belediyelerin tek başına bunu yapabilmesi asla mümkün değildir. Burada merkezi hükümet de bu konuda ciddi bir çalışma yapmalı ve destek vermelidir. Daha önce ifade etmiştim; Eskişehir'in 8 mahallesi, Gündoğdu, Sanayi çarşısı, oradaki alanlarda 2012 yılında kanun marifetiyle riskli alan ilan edilmişti. Fakat maalesef orada o dönem bazı kişilerin müdahalesiyle, bir vatandaşın talebiyle İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma talebinde bulundu. Bu konu idare mahkemelerinin verebileceği bir konu değildir. Bence ihtisas mahkemeleri olmalıdır. Yani meclisin aldığı bir karar, kanun marifetiyle riskli alan ilan edilmiş. Dolayısıyla bir hakim bu konuda bunu durdurabiliyor.. Dolayısıyla ben daha önce ifade etmiştim; şu an bitişik olan yerlerde, direkt kanun marifetiyle belirlenen bu yerlerde 25 bin insanımız direkt etkilenebilir. Şimdi yapı denetim ayrı bir konu ama riskli bina ayrı bir konu. 6306 sayılı bir kanun var. Afet Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun diyor. Şimdi burası kanun marifetiyle afet riskli alan ilan edildi. Burada bir sürü insan yaşıyor, konutlarımız var. Ama siz vatandaş olarak diyelim binanızı getirip bir firmaya teslim ettiğinizde ya da bu konuda çalışmasını yaptığınız an, bina dışı çıktığı an kanun burada 60 saat, 30 günlük bir süre veriyor ve 90 günde yıkıp yapmak gerekiyor. Bu kadar önemliyken Eskişehir'imizin o dediğimiz mahallelerinde 2012 yılında böyle bir kanun çıktı. 2012 - 2026; 14 yıl üzerinden geçmiş. Burada ortada riskli bir alan olduğu ifadesi var; bu konuda henüz bir çalışma yapılmaması bence sorgulanmalıdır. Burada bu mahkemeler, idari mahkemeler de bu konuda bence çok daha duyarlı olması lazım. Yani burada demin de ifade ettim, bunu her yerde de söylüyorum; ihtisas mahkemeleri olmalı bu konuda. Öbür taraftan evet Eskişehir'de bir kentsel dönüşüm ihtiyacı var. Ayrıca Eskişehir'de bir konut ihtiyacımız da var. Bunu ifade edelim. 35-40 BİN KONUTA İHTİYACIMIZ VAR Daha önce ifade etmiştim; Eskişehir'in şu an bir sürü mahallesinde yapılacak emsal ve ada bazlı kat artışı yapılan çözümlerle yaklaşık 40 bin konuta ulaşabiliyorsunuz, yapabiliyorsunuz. Daha önce Sanayi Odası'nın bu konuda bir çalışması var. TÜİK'ten aldığı raporlara göre Eskişehir'in 35-40 bin konuta ihtiyacı var denilmişti. Eskişehir'de yeniden arsa üretmek çok kolay değil. Dolayısıyla burada Ankara istikametinde OSB var, Seyitgazi istikametinde mezarlığımız var. Öbür taraftan Mihalgazi, Sarıcakaya, Seyitgazi, o istikamete giden kısım olmuyor. Bursa istikameti büyük oranda tarım alanları ve büyük ova ilan edilmiş. Dolayısıyla burada bu yapılaşmayı yapamıyorsunuz. Ama böyle bir konut ihtiyacı da var. Çünkü bu konutu ürettiğiniz zaman maliyetler düşer. Hem daire maliyetleri düşer hem de kiracılar daha düşük rakamlı kiralarla burada kalabilirler. Şu an Eskişehir'de en düşük kira 15-20 bib civarında. Çok daha rakamların yüksek olduğunu biliyoruz. Bu 40 bin konutu bu dediğimiz Eskişehir'in Tepebaşı bölgesinde ve Odunpazarı bölgesindeki bazı mahallelerde yapacağız; emsal ve kat artışlı, ada bazlı bir çözümle bunu yapabiliriz. Bu konuda irade ortaya koymak gerekiyor. Ha burada ben aslen söylüyorum, bunu hak adına söylüyorum; sadece yerel belediyeler bunun altından kalkamaz. Ancak hükümet bu konuda destek vermek zorundadır. Oysaki 6306 sayılı kanunun ana teması Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi hakkında bir kanun. Bu kanunun uygulayıcısı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'dır diyor. Dolayısıyla bakanlık bu kanunu yürütür diyor ama isterse belediyeler yetki devrini alabilirler. Dolayısıyla burada belediye "Ben bu işi yapamıyorum" dediğinde bakanlığın gelip bu işi yapması lazım. Maalesef eski siyaset ortamında bunu çok medeni olarak ben sizin aracılığınızla tekrar Eskişehir'deki şu an AK Parti İl Başkanı'na burada çağrıda bulunuyorum, diğer partilerin il başkanlarına da. Lütfen bu Eskişehir için çok önemli bir konuyu kamuoyu önünde tartışalım, konuşalım. Burada sorumlulukları birisine atarak "bu işi yapıyor mu yapılmıyor mu" demek doğru değil ama neticede yarın bir sıkıntıyla karşılaştığımız zaman insanlar hayatını kaybedecek.

81622Ea1 Bc07 48B5 83Eb C50795517578

TÜRKİYE'NİN SAADET PARTİSİ'NE İHTİYACI VAR

Yarın bir seçim olsa Eskişehir'de Saadet Partisi olarak beklentileriniz nedir, partinizin çalışmalarını öğrenebilir miyiz?

Biz Saadet Partisi olarak sahada en çok çalışan partiyiz. Bunu açık söylüyorum. Geçen hastalığım münasebetiyle hastaneye gittim. Bir operatör doktor beni görünce "İlk defa sizi burada görüyorum ama televizyonlarda sizi takip ediyorum. Eşimle birlikte Eskişehir'de yerel yönetimlerde başa gelecek tek kişisiniz. Eskişehir'in sorunlarını en iyi siz anlatıyorsunuz" ifadesini kullandı. Biz şu an tabii genel başkanımız genç birisi, inşaat mühendisi. Gerçekten yeni nesil siyaset anlayışıyla toplumun önüne çıktı. Ama şunu kabul etmek lazım; medya bu konuda bize bir yer vermiyor. Mesela dün Kayseri'de bin tane yeni üye çalışması oldu. AK Parti'den ve MHP'den istifa eden insanlar Saadet Partisi'ne kayıtlarını yaptılar. Genel başkanımız da bu konuda rozetleri taktı. Medya bir saniye dahi vermedi. Bizim üzerimizde ciddi şekilde bir medya ambargosu var. Bunu aşamıyoruz. Çünkü Türkiye gerçekten hiçbirimizin tahmin etmediği bir sürece doğru evriliyor. Ekonomiden ekolojiye, adalete, demokrasiye, tarımdan sanayiye, eğitimden dış politikaya savrulan bir Türkiye var. Hepimiz bunu görmek zorundayız. Dolayısıyla bu ülkede artık muhafazakar, sağcı, sol, dindar partiler ayrımının ben doğru ve anlamlı olmadığını düşünüyorum. Ortada hak yiyenlerle hakkı yenenlerin mücadelesi var. Biz hakkı yenenlerin mücadelesini vermeye devam ediyoruz. Saadet Partisi'nin duruşu budur. İtirazı olan, çözüm önerisi sunan herkesle konuşmaya hazırız. Bu noktada partilerden çok ilkeler önemli. Saadet Partisi bence bu dönemde bu Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ürettiği sorunları ancak güçlendirilmiş parlamenter sistem demeyelim ama denge denetim sisteminin olduğu, denetlenebilen bir sisteme Türkiye geçmelidir. Eğer geçmezse hepimiz çok ağır bedeller öderiz. Bakınız bir ülkede adalet bozulduğu zaman ekonomisi bozulur. Ekonomi bozulunca da ahlak bozulur. Biz şu an bunu birlikte yaşıyoruz. Bugün hukuktan bahsetmek hiç mümkün değil. Adalet bizim için mülkün temelidir. Bugün adaletin tekrar bu ülkede hakim olması için, bütün kurumların tekrar işler hale gelmesi için bence bir çözüme ihtiyacı var. Bunun adresi Saadet Partisi. Çünkü biz bunu ifade ederken özellikle neden kendimizi diğerlerinden farklı görüyoruz? Türkiye'nin yeni bir sese, yeni bir söze, yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın adresi Saadet Partisi'dir. Çünkü Saadet Partisi tertemiz bir kadronun ve tertemiz bir geleceğin adıdır. Bizler tertemiz bir maziye sahibiz. Saadet Partisi yolsuzluğun, rüşvetin, adam kayırmanın olmadığı, yetim hakkının yenmediği tertemiz bir mazinin adıdır. Saadet Partisi zenginin, sermayedarın değil; fakir fukaranın hakkının korunduğu şerefli bir mazinin adıdır. Saadet Partisi Anadolu'yu kilim dokur gibi bir uçtan diğer uca fabrikalarla donatmış bir mazinin adıdır. Ekonomisi darboğaza girmiş, tarım ve hayvancılığı bitmiş, bütün birikimleri varlık fonu adı altında ipotek edilmiş bir Türkiye var. Adalet mekanizması ifade edildiği gibi mağdur ordusu oluşturmuş bir Türkiye var. İltimas, adam kayırma, torpil ve partizanlığın sıradanlaştığı, istikamet ve yolsuzluğun had safhaya çıktığı bir Türkiye var. Son yıllarda o kadar çok şey kaybettik ki; zamanımızı, kardeşliğimizi, gençliğimizi, umutlarımızı kaybettik. Dolayısıyla artık ben bunu söylerken Türkiye'nin kaynakları da bu konuda doğru kullanılmıyor. Saadet Partisi'nin iktidarına Türkiye'nin ihtiyacı var. Onun için ben sayın genel başkanımızla yaptığım bir görüşmede "Siz öncülük yapın, Türkiye'de bir Türkiye İttifakı oluşturalım" dedim. Sistemin gerçekten bu ülkede işler hale gelmesi lazım. İnsan "Bu ülkede yaşamaktan mutluluk duyuyorum" diyebilmelidir. Bunun temel şartları vardır: Adalet, ahlak, adil paylaşım, insan hakları, özgürlükler ve üreten ekonomi. Bütün bunlar olmalıdır. Buna yönelik bizim hem projelerimiz var hem geçmişimiz bunu ifade ediyor. Dolayısıyla ben sadece Türkiye geneline bakarken Eskişehir yerelinde de evet; Eskişehir'in bir Saadet Partili yönetime ihtiyacı var. Saadet Partisi Eskişehir'de yönetimde yer alırsa Eskişehir bambaşka bir şehir olur diye düşünüyorum.

Ae1Ad029 C6F9 48B3 87F4 1E862Ac4Fdf5

Eskişehir'de Çocuk Senfoni Orkestrası 615 çocuğu müzikle buluşturdu
Eskişehir'de Çocuk Senfoni Orkestrası 615 çocuğu müzikle buluşturdu
İçeriği Görüntüle

06B72Ac3 40D6 400A A969 D27705Bc788C

Kaynak: 2Eylül Haber