Nebi Hatipoğlu’nun Fevzi Çakmak, Huzur, Yeşiltepe, Gündoğdu, 75. Yıl Mahallesi ve Porsuk Kentsel Dönüşüm projeleriyle ilgili eleştirilerini değerlendiren Gökten, konunun siyasi tartışmadan uzak, teknik bir zeminde ele alınması gerektiğini söyledi.
“Kentsel dönüşüm sadece belediyelerin yapacağı bir iş değil”
Eskişehir’de kentsel dönüşümün yavaş ilerlediği yönündeki değerlendirmelere değinen Gökten, sürecin birçok bileşeni olduğunu ifade etti. Gökten, “Kentsel dönüşümün hızlanabilmesi adına sadece belediyelerin yapmış oldukları yetmiyor. Vatandaşın bu konuda daha duyarlı olması gerekiyor. Aynı zamanda mevzuat açısından da sürecin önünün açılması gerekiyor” dedi. İnegöl örneğini veren Gökten, bazı bölgelerde merkezi yönetim, yerel yönetim ve vatandaş iş birliğiyle dönüşüm süreçlerinin daha hızlı ilerleyebildiğini belirtti.
“Gündoğdu’da çalışmalar başladı ancak yeterli değil”
Gündoğdu Kentsel Dönüşüm Projesi’ne de değinen Gökten, çalışmaların başlamasının olumlu olduğunu ancak sürecin daha ileri taşınması gerektiğini söyledi. Gökten, “Gündoğdu projelerinin harekete geçtiğini herkes gördü. İhaleler yapıldı, ihalelere insanlar girdi. Ancak bundan sonra farklı modellere geçmek gerekiyor. Bu süreçte çok dikkatli hareket etmek gerekiyor” diye konuştu. Kentsel dönüşümün önünü açacak Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi çalışmalarının sürdüğünü belirten Gökten, bu belgenin tamamlanmasıyla birlikte süreçlerin daha hızlı ilerleyebileceğini kaydetti.
“6 bin binanın dönüşmesi gerekiyor”
İnşaat Mühendisleri Odası olarak yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi veren Gökten, Eskişehir’de önemli bir tarama gerçekleştirdiklerini açıkladı. Gökten, “İnşaat Mühendisleri Odası olarak 52 bin binayı denetledik. Bütçe oluşturulabilirse yaklaşık 25 bin bina daha denetlenebilir. Yaptığımız çalışmalarda 6 bin binanın hemen dönüşmesi gerektiğini ortaya koyduk” ifadelerini kullandı. Eskişehir’in zeminsel özellikleriyle ilgili de çalışmalar yaptıklarını belirten Gökten, kentin hangi bölgelerinde hangi yapılaşma modellerinin uygulanması gerektiğine ilişkin verilerin oluşturulduğunu söyledi.
“Deprem olduğunda siyasi kimliklere bakmayacak”
Deprem hazırlığının siyaset üstü değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gökten, “Deprem olduğunda AK Partili, CHP’li, MHP’li diye ayırmayacak. Deprem herkesi etkiler. İnsan hayatı söz konusu olduğunda hepimizin ortak hareket etmesi gerekiyor” dedi. Gökten, siyasi tartışmalar yerine çözüm odaklı bir yaklaşım çağrısı yaptı.

“Eskişehir’de risk sadece fay hattı değil, yapı stoku”
Eskişehir’de olası deprem riskine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gökten, kentin yalnızca fay hattı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Gökten, “Türkiye bir deprem bölgesi. Eskişehir’in içinden geçen fayların yanı sıra Türkiye’nin genel depremselliğini de dikkate almalıyız. Asıl mesele deprem değil, depremin afete dönüşmesine neden olan yapı stokudur” ifadelerini kullandı. Özellikle eski yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelere dikkat çeken Gökten, Atatürk Caddesi ve Yunus Emre Caddesi çevresindeki eski yapıların risk taşıyabileceğini belirtti.
“Hatay örneğini unutmamalıyız”
Deprem sonrası yaşanan yıkımlara dikkat çeken Gökten, Hatay örneğinin iyi analiz edilmesi gerektiğini söyledi. Gökten, “Hatay’ın merkezi neredeyse haritadan silindi. Oradan geçen Asi Nehri ile Eskişehir’deki Porsuk Nehri çevresindeki yapılaşmalar arasında benzerlikler kurulabilir. Büyük bir deprem yaşanması halinde Eskişehir’de de ciddi etkiler ortaya çıkabilir” dedi.
“Felaketin felaket olmasına sebep olan insandır”
Depreme karşı hazırlığın önemine dikkat çeken Gökten, sözlerini şöyle tamamladı: “Felaketin felaket olmasına sebep olan insandır, insanın yapmadıklarıdır. Bu nedenle kentsel dönüşüm ve deprem hazırlığı siyaset malzemesi olmaktan çıkarılmalı. Yarın bir deprem olduğunda ‘biz söylemiştik’ demenin hiçbir anlamı yok. Önemli olan bugün gerekli adımları atmaktır.”





