Osmanlı’nın Kuruluşunda Eskişehir’in Yeri
Osmanlı Beyliği’nin kurucusu Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi, kışlak olarak Söğüt’ü, yaylak olarak ise Eskişehir’in Domaniç ve çevresini kullandı. Bu durum, Eskişehir’i Osmanlı’nın ilk yerleşim ve hareket alanlarından biri haline getirdi. Bölge, Bizans sınır hattında bulunması nedeniyle uç beyliği karakteri taşıdı.
Seyitgazi ve Odunpazarı Osmanlı Döneminde Öne Çıktı
Osmanlı döneminde Seyitgazi, hem dini hem de askeri kimliğiyle ön plana çıktı. Seyit Battal Gazi Külliyesi, Osmanlılar tarafından korunarak genişletildi ve önemli bir inanç merkezi haline geldi.
Odunpazarı bölgesi ise Osmanlı şehir dokusunun Eskişehir’deki en somut örneği oldu. Ahşap evler, camiler, hanlar ve hamamlarla bölge, klasik Osmanlı şehir yaşamını yansıttı.
Ticaret Yolları Üzerinde Bir Osmanlı Şehri
Eskişehir, Osmanlı döneminde İstanbul–Bağdat ve İstanbul–Konya ticaret yolları üzerinde yer alması sayesinde ekonomik olarak da gelişti. Kervansaraylar, çarşılar ve pazar alanları, şehrin ticari canlılığını artırdı. Odunpazarı’ndaki hanlar, bu dönemin ticari hafızasını günümüze taşıdı.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Uzanan Miras
Osmanlı döneminde sancak merkezi olan Eskişehir, ilerleyen yıllarda Anadolu’nun önemli yerleşimlerinden biri haline geldi. Şehirdeki camiler, külliyeler, tarihi sokaklar ve mezar taşları, Osmanlı mirasının izlerini bugün hâlâ yaşatıyor. Bu miras, Cumhuriyet döneminde modernleşmeyle birleşerek Eskişehir’in bugünkü kimliğini oluşturdu.
Tarihi Kimlik Turizme Katkı Sağlıyor
Günümüzde Eskişehir’in Osmanlı geçmişi, kültür ve tarih turizmi açısından önemli bir değer oluşturuyor. Özellikle Odunpazarı Evleri, Seyitgazi Külliyesi ve tarihi yapılar, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor.



