Eskişehir’in sanayi, teknoloji, yatırım ve dönüşüm eksenindeki 2030 yol haritasını ortaya koyan ESO 2030 Vizyon Raporu, Eskişehir Sanayi Odası Meclis Salonu’nda düzenlenen lansman toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı.
Toplantıda konuşan Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, dünyanın çok hızlı değiştiğine dikkat çekerek Eskişehir’in bu değişime nasıl uyum sağlayacağının artık daha fazla konuşulması gerektiğini söyledi.
Kesikbaş, “Eskişehir Sanayi Odası olarak bugüne kadar hazırladığımız vizyon raporlarının önemli bir bölümü, mevcut üretim yöntemleri ve büyük ölçüde değişmeyen dünya düzeni üzerine kuruluydu. Ancak artık dünya çok hızlı değişiyor. Biz de bu değişime nasıl uyum sağlayabileceğimizi, yeni dünya düzenini kendi üretim yapımıza nasıl adapte edebileceğimizi ele almak istedik” dedi.
“Dünyayı, ekonomiyi ve teknolojiyi kaçırıyoruz”
Kentte yoğun bir siyaset gündemi yaşandığını belirten Kesikbaş, günlük tartışmalar içerisinde geleceğin gözden kaçırıldığını söyledi.
Kesikbaş, “Çok yoğun bir siyaset gündeminin içindeyiz. Fakat bu gündemin içinde dünyayı, ekonomiyi ve teknolojiyi kaçırıyoruz. Hatta zaman zaman hayatı bile ıskalıyoruz. Günlük kaygılar ve sorunlar hayatımızda o kadar fazla yer kaplıyor ki geleceğe dönüp bakmaya yeterince zaman ayıramıyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu nedenle geleceğe ilişkin kapsamlı bir çalışma yapmayı ihtiyaç ve sorumluluk olarak gördüklerini belirten Kesikbaş, “En azından bu konuda bir farkındalık oluşturalım istedik” diye konuştu.
“Fabrikalar çalıştı ve hayat devam etti”
Sanayi ve üretimin Eskişehir açısından çok kıymetli olduğunu vurgulayan Kesikbaş, pandemi dönemini örnek gösterdi.
Kesikbaş, “Bütün kentin durduğu günleri hatırlayın. Turizm durmuştu, üniversiteler kapalıydı, öğrenciler şehirde değildi, esnafın önemli bir bölümü kepenk indirmişti. Şehirde hayat büyük ölçüde durmuştu. Ama fabrikalar çalışmaya devam etti” dedi.
İşçilerin, beyaz ve mavi yakalıların üretimi sürdürdüğünü belirten Kesikbaş, “Fabrikalar çalıştı ve hayat devam etti. Sanayi o dönemde Eskişehir'e hem ekonomik anlamda güç verdi hem de kentin ayakta kalmasına önemli katkı sağladı” ifadelerini kullandı.
“Sanayimizin cirosu 10 milyar dolara ulaştı”
Eskişehir’in bir asrı aşan üretim kültürüyle Türkiye’nin kalkınma yolculuğuna güç veren öncü sanayi şehirlerinden biri olduğunu söyleyen Kesikbaş, kentte 1.800’ü aşkın üretici firmanın faaliyet gösterdiğini belirtti.
Kesikbaş, “Sanayimizin cirosu 10 milyar dolara, ihracatı ise 4,8 milyar dolara ulaşmış durumda. Eskişehir aynı zamanda dış ticaret fazlası veren güçlü üretim merkezleri arasında yer alıyor” dedi.
Sanayinin şehrin gayrisafi yurt içi hasılasındaki payının 1990 yılında yüzde 28 seviyesindeyken bugün yüzde 44’e yükseldiğini belirten Kesikbaş, Türkiye imalat sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 2’sinin Eskişehir’de gerçekleştirildiğini söyledi.
Sanayinin 100 bini aşkın kişiye doğrudan istihdam sağladığını ifade eden Kesikbaş, “Eskişehir'de her üç aileden biri geçimini üretimden kazanıyor” dedi.
“Eskişehir’in üretim potansiyeli mevcut sanayi alanlarının üzerinde”
Eskişehir ihracatının yüzde 30’unu orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin oluşturduğunu belirten Kesikbaş, kilogram başına 1,95 dolarlık ihracat değeriyle Türkiye ortalamasının yüzde 25 üzerinde olduklarını söyledi.
“Eskişehir uçak, helikopter, insansız hava aracı, lokomotif, kamyon ve gemi motoru üretebilen, Türkiye'nin önemli motor üretim merkezlerinden biri” diyen Kesikbaş, kentte Bakanlık onaylı 24 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi bulunduğunu aktardı.
Türkiye’nin en büyük ikinci organize sanayi bölgesine sahip olduklarını belirten Kesikbaş, Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde de 150’ye yakın işletme ve 1.000’in üzerinde araştırmacı bulunduğunu söyledi.
Eskişehir sanayisinin kent yüz ölçümünün yalnızca yüzde 0,4’lük bölümünde faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Kesikbaş, “Dolayısıyla Eskişehir'in üretim potansiyelinin mevcut sanayi alanlarının çok üzerinde olduğunu açık biçimde söyleyebiliriz” dedi.
“Çarklar gerçekten dönüyor ancak yük ağırlaşıyor”
Sanayicilerin mevcut ekonomik koşullarda önemli bir yük taşıdığını ifade eden Kesikbaş, “Çarklar gerçekten dönüyor ancak her geçen gün üzerimizdeki yük biraz daha ağırlaşıyor” dedi.
Enflasyonun ülkenin en önemli sorunlarından biri olduğunu belirten Kesikbaş, sanayicinin artan maliyetleri fiyatlarına tam olarak yansıtamadığını, yüksek faizle finansman sağlamak zorunda kaldığını ve kur baskısı altında ihracat pazarlarını korumaya çalıştığını söyledi.
Kesikbaş, “Enerji, finansman, iş gücü ve ham madde maliyetleri artmasına rağmen üretimden, istihdamdan, yatırımdan ve ihracattan vazgeçmiyoruz. Enflasyonla mücadelede de her zaman devletimizin yanındayız” ifadelerini kullandı.
Ancak sanayiciler için enflasyonla mücadelede uygulanacak paketin farklılaştırılması gerektiğini belirten Kesikbaş, “Sanayicilerimiz üretimden, gençlerimiz de sanayiden uzaklaşmamalı” dedi.
“2026 ve 2027 kâr yılı değil, ar yılıdır”
Sanayicilerle yapılan toplantılarda dile getirilen sorunlara da değinen Kesikbaş, bir sanayicinin kendilerine söylediği, “2026 ve 2027 kâr yılı değil, ar yılıdır. Biz kârdan vazgeçtik. Yeter ki yıllarca verdiğimiz emekler heba olmasın. Ödemelerimizi düzgün yapalım, küçülmeyelim” sözlerini paylaştı.
Kesikbaş, “Son derece samimi bir ifadeydi. Sanayici arkadaşlarımız adına gerçekten gurur duydum. Çünkü bugün sanayicilerimizin önemli bir bölümü aynı motivasyonla hareket ediyor. Öncelikleri yalnızca kâr etmek değil; fabrikalarını, çalışanlarını ve yıllardır oluşturdukları üretim yapılarını koruyabilmek” diye konuştu.
Küresel rekabet uyarısı
Sanayicinin yüksek faiz, enflasyon, finansmana erişim ve öngörülebilirlik sorunlarının yanı sıra yeni küresel rekabet düzeniyle de karşı karşıya olduğunu belirten Kesikbaş, Avrupa Birliği’nin yeni ticaret anlaşmaları, Çin, Kuzey Afrika’daki üretim merkezleri ve yeni sürdürülebilirlik kurallarının Türkiye açısından yeni riskler oluşturduğunu söyledi.
Kesikbaş, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Dijital Ürün Pasaportu ve Sürdürülebilirlik Raporlaması gibi yeni kuralların hayata geçtiğini belirterek, “Bu alanlara uyum sağlamakta kaybettiğimiz her gün, ihracatçımızın rekabet gücünden eksiliyor” dedi.
“Eskişehir klasik bir sanayi şehri olmanın ötesine geçmeli”
Eskişehir Sanayi Odası olarak yalnızca sorunları dile getiren değil, çözümün parçası olan bir kurum olmaya çalıştıklarını belirten Kesikbaş, Model Fabrika, Yeşil Sanayi Birimi, Avrupa İşletmeler Ağı, İhracat Destek Merkezi ve ESO Akademi gibi çalışmalarını anlattı.
Kesikbaş, “Artık Eskişehir'in klasik bir sanayi şehri olmanın ötesine geçerek küresel bir teknoloji merkezine dönüşmesi gerekiyor. Vizyon 2030 ve sonrasına ilişkin yeni yaklaşımımızın temelinde de bu düşünce bulunuyor” ifadelerini kullandı.
“En büyük hayalimiz Eskişehir’i büyük bir teknokente dönüştürmek”
Vizyonun temel hedeflerinden birinin Eskişehir’i teknoloji üreten bir merkeze dönüştürmek olduğunu söyleyen Kesikbaş, “En büyük hayalimiz, Eskişehir'i teknoloji üreten ve kentin tamamını tek bir kampüs gibi değerlendiren büyük bir teknokente dönüştürmek” dedi.
Kesikbaş, hedeflerini şöyle açıkladı:
“Eskişehir'in mevcut üretim gücünü koruyarak klasik sanayi şehri modelinden çıkması; teknoloji geliştiren, bilgiyi ürüne dönüştüren, nitelikli insan kaynağını şehirde tutabilen, küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendiren ve sahip olduğu yaşam kalitesiyle hem yatırımcıları hem de yetenekli insanları kendisine çeken uzmanlaşmış bir teknoloji ve sanayi merkezine dönüşmesi.”
10 stratejik eksen belirlendi
ESO 2030 Vizyonu kapsamında Eskişehir’in geleceği için 10 stratejik eksen belirlendi.
Bu kapsamda ileri teknoloji ve inovasyon, nitelikli insan kaynağı, akıllı ve dijital üretim, yeşil dönüşüm, sektörel uzmanlaşma ve ileri teknoloji, şehir fonu, küresel rekabet ve markalaşma, yatırım alanları ve serbest bölge, lojistik ve küresel bağlantı ile insan odaklı yerel kalkınma ve yaşanabilir teknoloji şehri başlıkları öne çıktı.
Kesikbaş, bu projelerin yalnızca ESO’nun vizyonu olarak kalmaması gerektiğini belirterek, “Asıl istediğimiz, kentin bütün kurumlarının aynı hedef doğrultusunda hareket edebilmesi. Eğer Eskişehir için doğru bir iş yapılacaksa bunu hep birlikte yapalım” dedi.
“Projeyi kimin yaptığı önemli değil”
Kesikbaş, ESO’nun projeleri açık kaynaklı bir anlayışla ortaya koyacağını belirterek, “Geçmişte projeler hazırlanır, son ana kadar saklanır ve ‘Bu benim projem’ anlayışı öne çıkardı. Biz artık böyle düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Projeyi kimin yaptığı önemli değil” diyen Kesikbaş, “Önemli olan doğru işin yapılması. Hepimiz aynı hedefe, aynı yönde ilerleyelim” diye konuştu.
Eskişehir Şehir Fonu kurulacak
Vizyonun en dikkat çekici projelerinden biri Eskişehir Şehir Fonu oldu.
Adalar bölgesinde devam eden projelerinin yaklaşık bir yıl içerisinde tamamlanmasını beklediklerini belirten Kesikbaş, projenin ESO’ya aylık yaklaşık 4-5 milyon liralık gelir sağlayabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Kesikbaş, “Biz de diyoruz ki bu gelir yalnızca kurumun bütçesine eklenmesin. Eskişehir Sanayi Odası olarak az imkânla çalışmayı zaten öğrendik. Gösterişe ihtiyacımız yok” dedi.
Elde edilecek gelirin önemli bölümünün şehir fonuna aktarılabileceğini belirten Kesikbaş, bu fonla gençlerin prototip geliştirmesinin, girişimcilerin ve teknoloji ekiplerinin desteklenmesini hedeflediklerini söyledi.
Kesikbaş, “Eskişehir'in kendi geleceğini finanse edebilecek bir mekanizma oluşturması mümkün” ifadelerini kullandı.
Kentteki atıl kaynakların profesyonel biçimde yönetilen bir fon içerisinde değerlendirilmesiyle 50-60 milyon dolarlık bir fon oluşturulabileceğini belirten Kesikbaş, “Eskişehir bunu yapabilecek bir şehir” dedi.
“Geleceğin en stratejik altyapılarından biri veri merkezleri olacak”
Kesikbaş’ın dikkat çektiği başlıklardan biri de veri merkezleri oldu.
“Geleceğin en stratejik altyapılarından biri veri merkezleri olacak” diyen Kesikbaş, Eskişehir’in Türkiye’nin önemli veri merkezi kümelenmelerinden biri hâline gelmesi gerektiğini söyledi.
Verinin ekonomik ve stratejik bir değer hâline geldiğini belirten Kesikbaş, “Veriniz sizin altyapınızda değilse başka birinin altyapısındadır” dedi.
Eskişehir’in büyük bir veri merkezi kümelenmesine dönüşmesi hâlinde binlerce yüksek nitelikli gencin kentte çalışabileceğini belirten Kesikbaş, bunun yalnızca istihdam değil, kentin entelektüel yapısı açısından da önemli bir dönüşüm yaratacağını ifade etti.
URAYSİM vurgusu
URAYSİM’in Eskişehir’in teknoloji vizyonundaki önemine de değinen Kesikbaş, “URAYSİM, Türkiye'yi raylı sistem teknolojilerinde söz sahibi ülkeler arasına taşıyabilecek en önemli yapılardan biri” dedi.
URAYSİM ve benzeri mükemmeliyet merkezlerinin tamamlanmasıyla Eskişehir’in raylı sistem araçlarının test, doğrulama ve sertifikasyonunun yapıldığı uluslararası bir mühendislik merkezine dönüşmesini hedeflediklerini belirtti.
“Neden aynı imkânları Eskişehir’de oluşturmayalım?”
Nitelikli insan kaynağının önemine dikkat çeken Kesikbaş, gençlerin ileri teknoloji alanlarında kendilerini geliştirmek için yurt dışına gitmek zorunda kalmaması gerektiğini söyledi.
Kesikbaş, “Neden aynı imkânları Eskişehir'de oluşturmayalım? Neden gençlerimiz dünya standartlarında mükemmeliyet merkezlerine ulaşabilmek için başka ülkelere gitmek zorunda kalsın?” diye sordu. Gençlerin Eskişehir’de yetişmesini, teknoloji geliştirmesini ve sahip oldukları bilgi birikimini Eskişehir sanayisine aktarmasını istediklerini belirtti.
Yüksek Teknoloji Serbest Bölgesi hedefi
Eskişehir’in bir serbest bölgeye ihtiyacı olduğunu belirten Kesikbaş, bu yapının klasik fabrikalardan oluşan bir bölge şeklinde düşünülmemesi gerektiğini söyledi.
“Bilginin serbest bölgesi de en az üretimin serbest bölgesi kadar kıymetli” diyen Kesikbaş, yüksek teknolojinin geliştirildiği ve üretildiği yeni nesil serbest bölgelerin dünyada başarılı örnekleri bulunduğunu ifade etti.
Eskişehir Kalkınma Platformu ile bu konuda çalışmalara başladıklarını belirten Kesikbaş, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde Eskişehir’de bir serbest bölge oluşturulması gerektiğini söyledi.
“Küresel olmak istiyorsak ulaşılabilir olmak zorundayız”
Lojistik ve ulaşım bağlantılarının da vizyonun önemli parçalarından biri olduğunu belirten Kesikbaş, özellikle Gemlik Limanı bağlantısının güçlendirilmesini istedi.
Kesikbaş, “Eskişehir'e dünyanın en iyi fabrikalarını kurabilirsiniz. En ileri teknolojiyi getirebilirsiniz. Ancak güçlü lojistik bağlantılarınız ve küresel pazarlara erişiminiz yoksa ürettiğiniz malı satamazsınız” dedi.
Hasan Polatkan Havalimanı’nın daha etkin kullanılması gerektiğini de belirten Kesikbaş, “Küresel olmak istiyorsak ulaşılabilir olmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“Çevre yolu kadar teknolojik dönüşümü de konuşmalıyız”
Eskişehir’in çevre yolu, ulaşım ve altyapı sorunlarının önemli olduğunu ancak kentin yalnızca bu konulara odaklanmaması gerektiğini söyleyen Kesikbaş, teknolojik dönüşümün kaçırılması hâlinde daha büyük bir fırsatın kaybedileceğini belirtti.
“Bugünlerde Elon Musk ile Daron Acemoğlu arasında teknoloji, yapay zekâ ve geleceğin ekonomik düzeni üzerine yürüyen tartışmaları takip ediyorsunuz. Bu tartışmalara yalnızca küresel ölçekte bakmayın. Bir de Eskişehir ölçeğinde düşünün” diyen Kesikbaş, bilgi, teknoloji ve insan kaynağının gelecekte sermaye kadar önemli olacağını söyledi.
“Bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi ürüne dönüştürmeliyiz”
Eskişehir’in güçlü olduğu alanlarda uzmanlaşması gerektiğini ifade eden Kesikbaş, özellikle havacılık, raylı sistemler, malzeme bilimi ve enerji alanlarına dikkat çekti.
“Eskişehir'in fark yaratabilmesi için bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi ürüne, ürünü de küresel değere dönüştürmesi gerekiyor” diyen Kesikbaş, kentin yüksek katma değerli üretime yönelmesi gerektiğini vurguladı.
“Bu dönüşüm yalnızca sanayicinin meselesi değil”
Kesikbaş, ESO 2030 Vizyonu’nun yalnızca sanayi sektörünü ilgilendirmediğini belirterek, kentte teknolojik, yeşil ve toplumsal dönüşümün birlikte gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.
“Anlattığım meselelerin hiçbiri yalnızca sanayicinin problemi değil” diyen Kesikbaş, “Geçmişte buna ‘ikiz dönüşüm’ deniliyordu. Bugün artık ‘üçüz dönüşüm’ kavramını konuşuyoruz: dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşüm” ifadelerini kullandı.
“Eskişehir’in tamamında inovasyon konuşulsun”
Eskişehir’in geleceğinin yalnızca belirli sayıdaki fabrikanın dönüşümüyle şekillenemeyeceğini belirten Kesikbaş, kentin tamamının teknoloji ekosisteminin parçası olması gerektiğini söyledi.
“Benim asıl gündemim Eskişehir'i ileri teknoloji ve inovasyon merkezi hâline getirebilmek. Yaklaşık 1 milyonluk nüfusuyla Eskişehir'in tamamında inovasyonun, bilginin ve teknolojinin konuşulduğu bir şehir oluşturabilmek beni ilgilendiriyor” dedi.
Kesikbaş, “Gençlerin gitmek zorunda olmadığı, tam tersine nitelikli insanların yaşamak ve üretmek için gelmek istediği bir Eskişehir ortaya çıkaralım” diye konuştu.
“Eskişehir’in geleceği ortak vizyon olmalı”
ESO 2030 Vizyonu’nun başarıya ulaşması için kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, sanayi kuruluşları, basın, gençler ve sivil toplumun aynı hedef etrafında buluşması gerektiğini belirten Kesikbaş, çalışmanın temel amacının ortak bir gelecek fikri oluşturmak olduğunu söyledi.
Kesikbaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Eskişehir'in mevcut üretim gücünü koruyalım ama bununla yetinmeyelim. Bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi üretime, üretimi yüksek katma değere dönüştüren bir şehir oluşturalım. Gençlerin gitmek zorunda olmadığı, tam tersine nitelikli insanların yaşamak ve üretmek için gelmek istediği bir Eskişehir ortaya çıkaralım.”




