HASTANEMİZ ÜÇÜNCÜ BASAMAK
Öncelikle son yıllarda kulak burun boğaz rahatsızlıklarında hangi hastalıklar daha fazla gözlemleniyor ve Eskişehir'de en çok hangi şikayetler geliyor?
Sık gelen hastalıkların biraz mevsimsel farklılıkları oluyor; yaz dönemi ile kış dönemi arasında farklılıklar yaşıyoruz. Şu an yaz dönemindeyiz. Bu dönemde en sık gördüğümüz, özellikle yazın başında alerjik hastalıklar oluyor. Daha sonra deniz mevsimi başladığında dış kulak yolu iltihapları ve orta kulak iltihaplarını daha sık görüyoruz. Ama mevsimden bağımsız olarak yine sık gördüğümüz hastalıklar içinde alerjik sinüzit, kulak problemleri ve maalesef kanser hastalıkları var; onlar da sık gördüğümüz rahatsızlıklar. Hastanemiz üçüncü basamak ve referans merkezi olduğu için pek çok konuda çok ileri aşamadaki hastalar geliyor. Bu hastalıkların çözümü için hepimiz çok çalışıyoruz. Bu sabah da olduğu gibi kontroller yapıyoruz, birbirimizden görüş alıyoruz ve başka bölümlerle birlikte bunları değerlendiriyoruz ki hastalara daha iyi hizmet verelim. Kış dönemine geldiğimizde daha yoğun olarak üst solunum yolu enfeksiyonlarını sık görüyoruz. Ama yine de bahsettiğim kanser ve sinüzit gibi hastalıklar her mevsimde karşılaştığımız durumlar. Son yıllarda artan sayıda alerjiyi daha fazla görmeye başladık; alerjik burun iltihaplarını ve alerjik problemleri daha sık görüyoruz. Yine güzel bir hamam ve spa kültürümüz var, buna bağlı olarak dış kulak yolu enfeksiyonları da sık karşılaştığımız problemler arasında.

KESİN TANI İÇİN SEVK ALIYORUZ
İşitme kaybı ve kulak çınlaması toplumda çok fazla görülmeye başlandı. Vatandaşlar hangi belirtilerde size gelmeliler? Hangilerinde endişe duymalılar?
İşitme kaybı oldukça kritik bir konu. Öncelikle ilk söylemem gereken işitme kaybı sadece bir duyma kaybı değildir; beynimizi, etrafla olan iletişimimizi ve dilin bütün bilişsel fonksiyonlarını etkileyen bir durumdur. Çünkü insanoğlu sözel iletişim kuran bir varlık ve bu sözel iletişim herhangi bir işitme kaybı olduğunda etkileniyor, engelleniyor ve bu durumda sonuçları daha kötü oluyor. İşitme kayıplarını ikiye ayırmak lazım: Çocukluk (yenidoğan) dönemindeki işitme kayıpları ile erişkin dönem biraz daha farklı. Çocukluk döneminde doğumsal işitme kayıpları ülkemizde maalesef oldukça sık. Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı bir program çerçevesinde çok güzel bir yenidoğan işitme taraması yapılıyor ve erken teşhis ediliyor. Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı bu süreç şehrimizde de çok güzel yürüyor. Üniversitemiz bu projenin üçüncü basamak tanı merkezi. Diğer hastanelerde yapılan taramalarda tespiti yapılan veya şüphede kalınan bebekler kesin tanı için bize sevk ediliyor. Bunun yapılmasının en büyük nedeni erken tanının çok önemli olmasıdır. Çünkü biz ne duyarsak onu konuşuruz ve teşhisi geciken çocukların konuşması da ona göre bozuk oluyor. Yenidoğan döneminde tanımlanan bebekler erken dönemde cihazlandırılıyor; ileri derecede kaybı olan çocuklara da 1 yaşında yine bölümümüzde koklear implantasyon (biyonik kulak) uygulanıyor ve sonuçlar gerçekten çok yüz güldürücü oluyor. Erişkin dönemine geldiğimizde, erişkin bölümü ve işitme kayıplarının oluşturduğu problemler biraz daha farklı. Maalesef eskiden "Ben yaşlandım artık, bu kadar duysam yeter, ne olacak ki?" denirdi ama bu artık doğru değil. Çünkü erişkin dönemde başlayan işitme kayıpları eğer erken tedavi edilmezse ve erken tanı konulmazsa, gitgide insanda içine kapanma, izolasyon, yalnız kalma ve bunun sonucunda depresyon ile iletişim problemleri gibi sorunlara neden oluyor. Daha da önemlisi, bu durum demans gibi hastalıklar için çok büyük bir risk faktörü. O yüzden erişkin dönemindeki işitme kayıpları ve bunların erken tanılanması bizim için çok önemli. Biz de hastanemizde bir erişkin taraması başlattık. Farklı yerlere giderek hastalarımıza erken tanı konulması için bu taramayı yapmaya çalışıyoruz. Çünkü maalesef erişkinlik döneminde bir kabullenmeme ve öteleme var: "Yok canım, karşımdaki iyi konuşmadı, o yüzden anlayamadım", "Ağzının içinden konuşuyor", "Bu gençler de hep böyle" gibi yaklaşımlar sergileniyor ama bu doğru değil. Eğer erişkinlerimiz en ufak bir anlamama veya duyamama gibi bir problem yaşarlarsa, lütfen en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalarını tavsiye ediyoruz; bu çok önemli. Erken tanıda işitme cihazı kabulü biraz daha zor olabiliyor ama bu sonuçta gözlük takmak gibi bir şey. Takılmasında çok yarar var, şiddetle tavsiye ediyoruz. Şunu da vurgulamam lazım: Erişkin hastalarımız çevresinden "Benim taktığım işitme cihazından memnun kalmadı" gibi bir mantık duyup "Ben de takmayayım" diyorlar ama doğrusu bu değil. Doğru ayarlanmış bir işitme cihazının çok iyi sonuçları ve çözümleri var. Bunu da vurgulamam lazım. Lütfen en ufak bir duyamama, anlayamama veya televizyonun sesini fazla açma gibi şikayetleri olursa en kısa zamanda başvursunlar. Çınlamadan bahsettiniz; çınlama maalesef zorlandığımız bir konu. Çınlama için pek çok neden var ama öncelikle vurgulamam gereken konu, çınlamanın hayati tehdit oluşturan bir hastalığın ilk belirtisi olabileceğidir. İşitme kaybı önemli bir neden ama "İşitme kaybım var, çınlamam da var" deyip araştırılmasını engellememek lazım. Çünkü birtakım damarsal tümörler, iç kulak ve boyundaki birtakım tümöral problemler çınlamaya neden olabilir ve hayati risk taşıyabilir. Araştırıldı, incelendi ve herhangi bir kitle/tümör bulunamadıysa, işitme kaybına yönelik çözümler uygulanır. O nedenle ihmal edilmemesi gereken bir konudur. Ama bundan da önemlisi, bütün işitme sağlığı için gerek duyma gerek çınlama açısından işitmemizi korumamız gerekiyor. Bu korumada en önemli konu gürültüdür. Özellikle kulaklıkla yüksek sesle müzik dinlemek ve yüksek sese maruz kalmak kulağımız için hiç doğru şeyler değil. Bazı ilaçlar da kulağa zararlıdır, onları kullanırken temkinli olmak lazım. Gürültü çok dikkat edilmesi gereken bir konu; iş yerinde gürültü olabilir, eğlence alışkanlıkları gürültülü olabilir. Eğlence alışkanlıkları kontrol edilebilir ama iş yeri gürültülü olan kişilerin de koruyucu kulaklıklarını ve gerekli önlemlerini aksatmaması gerekir. Bu, işitme sağlığı için çok önemlidir.

YURT DIŞINDA EĞİTİMLER VERİYORUM
Alanımda uzun zamandır çalıştığım konular var; özellikle işitme, kulak sağlığı, implant ve biyonik kulak gibi konular. O nedenle sıklıkla davetli olarak yurt dışında ve yurt içinde birçok toplantıya katılıp deneyimlerimizi paylaşıyor ve eğitim veriyorum. Çok yakın zamanda Dağıstan'a gittik. Dağıstan, Rusya'ya bağlı olmasına rağmen tıp ve imkanlar açısından biraz daha geride kalmış bir yer; orada da deneyimlerimizi paylaştık, çok güzel bir toplantı oldu. Çünkü oradakilerin de bu bilgilere ihtiyaçları var. Daha önce de gerek Avrupa'da gerek Amerika'da gerekse Türk Cumhuriyetlerinde böyle toplantılarımız oldu. Bu davetleri ihmal etmemeye çalışıyorum. Bazen çok üst üste geliyor ama yine de aksatmamaya gayret ediyorum. Ülkemizde de çok sık bu konuda eğitim programları açılıyor, onlara da elimden geldiğince destek vermeye çalışıyorum.
KULAĞIN NEMLİ OLMAMASI ÇOK ÖNEMLİ
Yaz aylarında kulak sağlığımızı nasıl korumalıyız? Havuza, denize giriyoruz; klima, alerjiler ve enfeksiyonlar var. Siz neler söylersiniz?
Deniz ve havuz, özellikle dış kulak yolu enfeksiyonları açısından dikkat edilmesi gereken unsurlar. O nedenle denize veya havuza girildikten sonra kulağın nemli kalmamasında yarar var. Kulak, yumuşak bir havluyla kurulanabilir. Kulak çöplerini kullanmayı pek istemiyoruz; hele bir de kulakta kir varsa onları daha çok içeri itip daha zararlı hale getiriyor. Kurulama için hastalarımız saç kurutma makinesini kullanabilirler; uzaktan tutup düşük ayarda kulağı kurutabilirler. Nemlilik hiç istemediğimiz bir şey çünkü dış kulak yolumuzun cildi çok incedir ve en ufak bir zedelenmede, hele bir de üzerine dışarıdan enfeksiyon binerse çok şiddetli ağrı yapan iltihaplara neden olur. Burada özellikle vurgulamam gereken bir konu da şeker hastalığı olan erişkinlerdeki dış kulak yolu enfeksiyonlarının çok daha ilerleyici olabilmesidir. Bu hastalarımızın özellikle dikkat etmesi lazım. Bunun yanında orta kulak enfeksiyonu olan hastaların sudan korunmasında yarar var; koruyucu tıpalarla denize, havuza girebilirler.Diğer bir konu, havuzlarda kullanılan klor ve dezenfektan maddeler. Bunlar birkaç probleme neden oluyor: Birincisi alerjiyi artırabiliyor, ikincisi dış kulak yolunda kaşıntıya neden olabiliyor. Dış kulak yolu cildimiz normal cildimiz gibidir ama kapalı bir alan olduğu için orada daha büyük problemlere yol açıyor. O nedenle havuzu çok önermiyoruz. Çocuklar eğlenmeyi çok seviyorlar ama çok tercih ettiğimiz bir şey değil. Deniz daha masum ama orada da suya ve nemliliğe dikkat edilmesi gerekiyor ki enfeksiyon oluşmasın. Bunun yanında normal hayatımızda maalesef alerjenler çok arttı. Geçmiş yıllarda, benim asistanlığımın ilk yıllarında bu kadar alerjik çocuk ya da hasta görmezdik ama gitgide artmaya başladı. Çünkü gıdalarda katkı maddeleri var, etrafta maruz kaldığımız pek çok etken var. Onların da en büyük problemi nefes almada, burunda sıkıntıya yol açmaları. Yine bazı hastaların sıcak alerjisi oluyor; bunlar tabii ki tedavi edilebilir şeyler. Maruz kalmamaya çalışmakta yarar var ama bu biraz zor, o yüzden ilaç tedavisiyle önlem almaya çalışıyoruz. Halk sağlığı açısından önemli bir diğer konu da son dönemde çok daha fazla takılan küpeler ve piercingler. Bunların özellikle kıkırdaklı olan yerlerinde, suya maruz kalındığında problem yaşanabiliyor. Onlara da özen göstermekte yarar var.

ESKİŞEHİR'DE OLDUKÇA İYİ DURUMDAYIZ
Eskişehir'de Kulak Burun Boğaz olarak oldukça iyi ve donanımlı durumdayız. Bölümümüzdeki bütün hocalarımızın ilgilendiği ayrı bir uzmanlık alanı var; o nedenle hepsi alanlarında çok iyiler. Zaten bizim buradan şehir dışına sevk edilen hasta sayımız çok az. Sevk edilme nedeni de ancak cihaz eksikliği olabiliyordu; geçmişte lazerimiz yoktu, lazer nedeniyle sevk ediyorduk ama o da çok şükür geldi. Alet eksikliği dışında sevk yapmamız gerekmiyor, her şey yapılıyor. İstanbul ve Ankara'da yapılan ne varsa ünitemizde de yapılıyor; o anlamda hiçbir problem yok, çok iyi bir KBB ekibimiz var. Problemlerimiz neler dersek; hastalarımızın da yakındığı gibi randevu bulmak ve ameliyat sırası almak problem olabiliyor ama onu da bir şekilde çözmeye çalışıyoruz.






