İMO Eskişehir Şube Başkanı Oytun Gökten tarafından yapılan açıklamada, yaşanan olayın Eskişehir’in yapı stoğu ve şehir planlaması açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıdığı vurgulandı. Açıklamada, “Kontrollü bir yıkımda bile bu mağduriyetler yaşanıyorsa, olası bir depremde yaşanacak tabloyu düşünmek bile istemiyoruz” ifadelerine yer verildi.
Arifiye Mahallesi’nde ana arterler üzerinde yürütülen yıkım çalışmalarının, çevredeki yapıların güvenliğini ve kent içi ulaşımı olumsuz etkilediği belirtilen açıklamada, özellikle yoğun bölgelerde yapılan yıkımların çok daha kapsamlı mühendislik planlaması gerektirdiği ifade edildi.
Açıklamada, yaşanan olayın “hayati bir hatırlatma” olduğu vurgulanarak şu değerlendirmeye yer verildi:
“Şehrimizin ana arterleri üzerinde, planlı ve kontrollü bir şekilde yürütülen tek bir yıkım işlemi dahi sosyal hayatı ve ulaşım ağını bu denli etkileyebiliyorsa; olası bir afet durumunda bu güzergâhların uzun süreli olarak hizmet dışı kalma ihtimali, bugünden alınması gereken tedbirlerin ne kadar hayati olduğunu göstermektedir.”
İMO Eskişehir, özellikle ana ulaşım hatları üzerindeki 1999 öncesi yapıların kentsel dönüşümde öncelikli olması gerektiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Bu binaların yenilenmesi, sadece yapı güvenliği değil, afet anında şehrin ana ulaşım yollarının açık kalması adına hayati önem taşımaktadır. Süreç, ulaşım sürekliliğini koruyacak alternatif güzergâh planlamalarıyla eş zamanlı yürütülmelidir.”
Açıklamada ayrıca, yıkım faaliyetlerinin yalnızca bir yapının ortadan kaldırılması olmadığı belirtilerek şu görüşlere yer verildi:
“Yıkım işlemi, çevre yapıların statik güvenliğini, zemin dengesini ve kamusal alan emniyetini koruyacak mühendislik yaklaşımıyla ele alınmalıdır. Özellikle bitişik nizam yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde yıkım öncesinde komşu binaların teknik özellikleri detaylı şekilde incelenmeli ve buna uygun yöntem belirlenmelidir.”


