Seminere konuşmacı olarak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz katıldı. Etkinliğe çok sayıda öğretim elemanı ve öğrenci katılım gösterdi.
“İşaret diline dayalı ve sözel dile dayalı iki temel yaklaşım var”
Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz konuşmasında işitme kayıplı çocuklara yönelik iki temel yaklaşım bulunduğunu belirterek, “İşaret diline dayalı yaklaşımlar ve sözel dile dayalı yaklaşımlar olmak üzere iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Ülkemizde geçmişte işaret diline karşı ciddi bir önyargı vardı ancak son yıllarda bu önyargının büyük ölçüde kırıldığını söyleyebiliriz. Buna rağmen alanda yeterli sayıda uzman bulunmaması önemli bir sorun olarak devam etmektedir” dedi.
İşitme kayıplı çocukların erken dönemde taranması ve tanılanmasıyla birlikte sözel yaklaşımların daha baskın biçimde kullanılmaya başlandığını ifade eden Öz, işitsel-sözel terapinin aile merkezli bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Öz, “Haftada iki saatlik bir eğitimle ana dil öğretmenden öğrenciye kazandırılamaz. Bu nedenle aileyi sürece aktif olarak dahil ediyoruz. Ailelerin, çocuklarının dil, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirirken birincil kolaylaştırıcı olmalarına rehberlik ediyoruz” ifadelerini kullandı.
İşitsel-sözel terapi stratejileri ele alındı
Seminerde işitsel-sözel terapi kapsamında kullanılan stratejiler de ayrıntılı biçimde ele alındı. Hata analizi sürecinde “Ne duydun?” sorusunun kullanılmasının ve çocuğun kendi işitmesine güveninin desteklenmesinin önemine değinildi. Yeni bilgilerin çocuğun mevcut bilgileri üzerine inşa edilmesi gerektiği vurgulanırken, eylem ve kavramların öne çıkarılmasının dil gelişimine katkı sağladığı belirtildi.
Dil gelişiminde önce alıcı dilin (anlama), ardından ifade edici dilin geliştiğini kaydeden Öz; çocuğun çıkardığı sesleri taklit etme, genişletme yöntemiyle ifadeye yeni sözcük ekleyerek modeli zenginleştirme ve hataları doğrudan eleştirmek yerine doğru biçimi model olarak sunma gibi stratejilere dikkat çekti.
Ayrıca yansımalı sözcüklerle ses-nesne ilişkisi kurma, uygun mesafe ve gürültü kontrolü sağlama, sözel yönlendirme yapma, işitsel tamamlama etkinlikleri uygulama, duraklama ve beklenti oluşturma yoluyla ortak dikkati destekleme, gerektiğinde görsel stratejilerden yararlanma ve nesneye işaret ederek ortak dikkat başlatma gibi uygulamalara da yer verildi.
