Ünlü rapçiden Eskişehirli kadınlara özel rap atölyesi!
Ünlü rapçiden Eskişehirli kadınlara özel rap atölyesi!
İçeriği Görüntüle

Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre günümüzde küresel olarak yaklaşık 5–19 yaş aralığındaki 90 milyon çocuk işitme kaybıyla yaşıyor. Çocukluk çağı işitme kaybının yüzde 60’ından fazlası, basit ve düşük maliyetli halk sağlığı önlemleriyle önlenebiliyor. Bu verilerden hareketle bu senenin teması ise “Topluluklardan sınıflara: Tüm çocuklar için işitme bakımı” olarak ele alınıyor. Bu kapsamda Dünya Sağlık Örgütü öncülüğünde her yıl 3 Mart’ta çeşitli etkinliklerle farkındalık oluşturulan Dünya İşitme ve Kulak Günü ile erken tanının, kapsayıcı eğitim ortamlarının ve yardımcı teknolojilere erişimin hayati önemi vurgulanıyor. Bu özel gün, işitme kaybı yaşayan bireylerin yanı sıra toplumun tamamını ilgilendiren ortak bir sorumluluk alanına dikkat çekiyor. Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Zehranur Kaya, işitme kaybının toplumsal boyutunu, görünmez engelleri ve çözüm yollarını değerlendiriyor.

“İşitme kaybı bir halk sağlığı meselesidir”

Doç. Dr. Kaya, 3 Mart Dünya İşitme ve Kulak Günü’nün yalnızca işitme kaybı yaşayan bireyler için değil, toplumun tamamı için önemli bir farkındalık günü olduğunu belirtiyor. İşitme kaybının, bireylerin sosyal yaşama katılımını, öğrenme süreçlerini ve eğitim sonrası meslek hayatındaki üretkenliğini doğrudan etkilediğini ifade eden Kaya, kapsayıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesinin toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguluyor. İşitme kaybının çoğu zaman görünmez bir engel olarak algılandığını dile getiren Kaya, dışarıdan fark edilmeyen bu durumun bireyin iletişim becerilerini ve eğitim ortamlarında yapılması gereken düzenlemeleri önemli ölçüde etkilediğini aktarıyor. Doç. Dr. Kaya ayrıca akademik başarının, mesleki ilerlemenin ve toplumsal hayata katılımın sağlanabilmesi için uygun öğrenme ortamlarının oluşturulmasının ve farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söylüyor.

Çocuklarda işitme sağlığı ve erken tanının önemi

Dünya Sağlık Örgütü’nün öncülüğünde belirlenen 2026 yılının “çocuklarda işitme sağlığı” teması hakkında bilgi veren Doç. Dr. Zehranur Kaya, şunları söylüyor: “İşitme, çocukların dünyayı algılamalarını, dili öğrenmelerini, sesleri birbirinden ayırt etmelerini ve sosyal ilişkiler kurmalarını sağlayan en temel duyulardan biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, okul çağındaki 5–19 yaş aralığında yaklaşık 90 milyon çocuk işitme kaybı ile yaşıyor ve bu kaybın tanılanması sürecinde önemli sorunlar yaşanıyor. İşitme kaybı, özellikle yaşamın ilk yıllarında fark edilmediğinde, çocukların konuşma ve dil gelişiminde gecikmelere yol açıyor; bu durum akademik performansın düşmesine ve psikososyal uyum sorunlarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu nedenle çocuklarda işitme sağlığının korunması için erken tanı, zamanında müdahale ve eğitim ortamlarında destekleyici düzenlemelerin sağlanması büyük önem taşıyor.”

“İşitme kaybı sadece duymamak değildir”

İşitme kaybının yalnızca sesleri duyamamak anlamına gelmediğini belirten Kaya, asıl sorunun iletişim süreçlerine tam olarak katılamamak olduğunu ifade ediyor. Doç. Dr. Zehranur Kaya, toplumda işitme kaybı olan bireylerle konuşurken ses yükseltmenin ya da farklı bir üslup kullanmanın çözüm olarak görüldüğünü, ancak bunun doğru bir yaklaşım olmadığını dile getiriyor. Bu kapsamda Kaya, eğitim kurumlarının geliştireceği kapsayıcı uygulamaların bu alandaki farkındalığı artıracağını vurguluyor.

Erken tanı hayat boyu etki yaratıyor

Erken tanının işitme sağlığında kritik bir rol oynadığını vurgulayan Kaya, özellikle yeni doğan taramalarının düzenli şekilde yapılmasının ve kontrollerin aksatılmamasının önemine dikkat çekiyor. En küçük bir şüphede bile sağlık kuruluşlarına başvurulmasının gerektiğini belirten Kaya, ailelerin ve öğretmenlerin bu süreçte gecikmeden harekete geçmesinin bireylerin hayata eşit katılımını desteklediğini ifade ediyor.

Meslek hayatında en büyük engel: İletişim

İşitme kaybı olan bireylerin meslek hayatında en çok iletişim engeliyle karşılaştığını aktaran Kaya; toplantılara katılamama, görevleri doğru anlayamama ve iş arkadaşlarıyla etkin iletişim kuramama gibi sorunların sık yaşandığını belirtiyor. Eğitim kurumu olarak, yükseköğretim düzeyinde işitme kayıplı bireylere yönelik özel eğitim veren tek kurum olmanın sorumluluğunu taşıdıklarını ifade eden Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Kaya; dil desteği ve disiplinler arası çalışmaların öne çıktığı, mesleğe yönelik ürün odaklı bir eğitim modeli uyguladıklarını aktarıyor.

Teknoloji var, erişim şart

Teknolojideki hızlı gelişmelerin işitme kayıplı bireylerin iletişim süreçlerine önemli katkılar sunduğunu dile getiren Kaya, dijital işitme cihazları, canlı altyazı uygulamaları ve sesi yazıya dönüştüren yazılımların önemli destekler sağladığını söylüyor. Ancak asıl belirleyici unsurun bu teknolojilere erişim olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kaya, gerekli adımların atılmasının önemine dikkat çekiyor.

Eşitlik: aynı sesi duymak değil, sesi eşit duyurabilmek

İşitme sağlığının herkesin ortak sorumluluğu olduğuna işaret eden Kaya, erken tanı hizmetlerinin yaygınlaştırılması, yardımcı teknolojilere erişimin kolaylaştırılması ve toplumun kapsayıcı bir iletişim anlayışı benimsemesi gerektiğini ifade ediyor. Eşitliğin, herkesin aynı sesi duyması değil; herkesin sesini eşit biçimde duyurabilmesi anlamına geldiğini vurgulayan Kaya, bu yaklaşımın daha adil ve kapsayıcı bir toplumun temelini oluşturduğunu belirtiyor.

Kaynak: Bülten