Washington ve Tahran arasında nisan ayından bu yana bir dargın bir barışık devam eden "gerilim ve müzakere" döngüsünde tarihi bir dönüm noktasına gelindi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in "uzlaşı metni hazır" açıklaması ve ABD Başkanı Donald Trump'ın "harika bir anlaşma yaptık" çıkışıyla alevlenen diplomatik trafik, tarafları bir "mutabakat zaptı" aşamasına getirdi. TRT Haber Tahran ve Washington temsilcilerinin aktardığı kulis bilgilerine göre; Orta Doğu'nun kaderini değiştirecek "İslamabad Mutabakatı" için bu hafta sonu Cenevre'de tarihi bir zirve gerçekleşebilir. Ancak tarafların masaya koyduğu şartlar ve kırmızı çizgiler, diplomatik çevrelerde "temkinli" bir bekleyişe yol açıyor.
Tahran'ın şartı: İmha değil seyreltme!
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arackçı'nın "İslamabad Mutabakatı" olarak adlandırdığı ön metinde, Tahran’ın çok net kırmızı çizgileri bulunuyor. İran yönetimi, en sancılı konu olan nükleer meseleyi zamana yayarak "ikinci bir zaman dilimine" bırakmayı kabul etti. Masadaki Tahran şartları şu şekilde özetleniyor:
-
Zenginleştirilmiş Uranyum: Uranyumun ülke dışına çıkarılmasına kesin bir şerh koyan İran, bunun yerine stokların "seyreltilmesi" yöntemini öneriyor.
-
Hürmüz Boğazı: Ticari trafiğe açılması öngörülen boğazın güvenliğinin eski statüye dönmeyerek, İran ve Umman kontrolünde kalması şart koşuluyor.
-
Bölgesel Ateşkes: İsrail'in Lübnan saldırıları dahil olmak üzere bölgedeki tüm cephelerde savaşın sonlandırılması öncelik olarak sunuluyor.
-
Mal Varlıklarının İadesi: Süreç içerisinde İran'ın uluslararası sistemde bloke edilen tüm fonlarının geri verilmesi hedefleniyor.
Washington'ın 5 maddelik planı ve "60 günlük" takvim
ABD tarafı ise nisan başındaki ateşkesten bu yana devam eden "vurduk-anlaştık" döngüsünü tamamen kıracak radikal bir taslak hazırladı. Üst düzey bir ABD’li yetkiliye dayandırılan 5 maddelik planda şu sert yaptırımlar ve şartlar öne çıkıyor:
Nükleer Materyallerin Tahliyesi: Stokların imhası ve İran dışına çıkarılması konusunda ısrar sürüyor.
Nükleer Programın Sonu: İran'ın nükleer programının tamamen bitirilmesi talep ediliyor.
Uyum Şartlı İade: Dondurulmuş fonların serbest bırakılması için "anlaşmaya tam uyum" şartı aranıyor.
Hürmüz Boğazı: Ablukanın kaldırılması ve boğazın uluslararası ticarete tamamen açık kalması planlanıyor.
Terör Finansmanı: Bölgesel milis gruplara sağlanan finansal desteğin kesilmesi isteniyor.
ABD’li yetkililer, mevcut metni kapsamlı anlaşmanın temeli olacak bir "ön protokol" olarak tanımlıyor. İmza atılması durumunda, asıl nihai anlaşma için 60 günlük sıkı bir "teknik müzakere süreci" başlayacak.
"Bitiş çizgisinde değiliz ama yakınız"
Washington ve Tahran arasında son günlerde "ortak bir dil" kullanılmaya başlandığı, hatta Başkan Trump ve Bakan Arackçı’nın aynı gün içinde basını "yanlış bilgi servis etmekle" eleştirmesi bu gizli mutabakatın bir işareti olarak yorumlandı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise sürece ilişkin "itidalli olunmalı" çağrısında bulundu.
Ancak Beyaz Saray'ı endişelendiren en büyük risk, İran içindeki "çift başlılık." Washington; müzakereleri yürüten Meclis Başkanı Kalibaf ve Bakan Arackçı ekibi ile bu uzlaşıya tamamen mesafeli duran ve sertlik yanlısı olan Devrim Muhafızları arasındaki derin görüş ayrılıklarını yakından takip ediyor.
Büyük ödül: İran petrolü dünyaya açılıyor
Eğer mutabakat başarıyla sağlanırsa, İran'ın uluslararası sisteme tam entegrasyonunun yolu açılacak. Bu kapsamda, Amerikan şirketlerinin dahi İran petrolüne doğrudan erişimini sağlayacak geniş çaplı bir ekonomik paket üzerinde duruluyor. Küresel ekonomiyi ve enerji piyasalarını rahatlatacak bu dev paketin hayata geçmesi, tamamen önümüzdeki günlerde atılacak imzalara bağlı.




