GEÇEN SENEYE GÖRE REKOLTE YÜKSEK

Vatandaşların en çok şikayet ettiği konular pazardaki meyve ve sebzelerin fiyatlarının pahalı olması. Sizce fiyat artışlarının temel nedenleri nelerdir? Yani üretim maliyetleri mi, nakliye giderleri mi veya başka etkenler mi daha belirleyici?

Şimdi üretim maliyetleri tabii ki her aşamada başladığı gibi fidesinden gübresine, sulama şeyine kadar bir maliyet. Ondan sonra söküm aşamasında kasalanması, paketlenmesi, çıkması, nakliyesi; hepsi bunlar maliyet, zincirleme gidiyor. Burada en çok etken rekolteyi düşürecek afetler; yağmur, sel, dolu, don. Bunlar olmadıktan sonra sıkıntı olmuyor. Yani benim 30 senedir tespitim bu, şu an öyle ekstra bir durum yok. Farkındaysanız meyvede özellikle geçen seneki duruma bakarak rekolte çok yüksek. Öyle olunca tabii yüz liraya da kiraz var, elli liraya da kiraz var. Çok çok büyük bir şey istersen, paraya kıyarsan iki yüze de var. Kalitesine göre pazarda biliyorsunuz elliden tutun da iki yüz liraya kadar çeşit çeşit, böyle on lira yirmi lira artarak hepsi gider. Bu sene bol. Bir patates soğanda tahminim rekolte düşüklüğü var. Artık o da bir ay içinde kendini belli etmeye başlar ki yıllardır da çok ekiliyordu. Millet artık zarar ede ede bıktı, öyle olunca ekmedi. Ekmeyince haliyle bu bize dönüş olarak fiyat yansıması yaptı.Bizim korkumuz para etmemesi. Para etmedikten sonra, üreticilerin üretim maliyetleri çok yüksek olduğu için üretmedikten sonra biz halka taşıyan bir kurumuz yani. Pazarcılığı halka götürüyor, ayağına götürüyor; bahçeden, pazardan, halden alıp getiriyor. Bulamazsak sıkıntı işte. Geçen sene kirazda yaşadığımız gibi meyvelerde yaşadığımız gibi altı yüz elli, yedi yüz liraya toptan alıp da sekiz yüz lira deyip satamamak çok acı bir şey. Onun yerine yetmişe alıp yüze satmayı her zaman tercih ederiz yani, yeter ki satılsın.

Cf1424E6 F7Ce 434A Aa08 Ea5A79E93Bee

15 SENELİK SORUNLARI ÇÖZÜYORUZ

Siz Eskişehir'deki pazarın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yani zincir marketlerin artmasıyla semt pazarları nasıl etkilendi? Bunun için sizin projeleriniz var mı?

Tepebaşı'nda Muharrem ayı bereketi: Vatandaşlara aşure ikramı
Tepebaşı'nda Muharrem ayı bereketi: Vatandaşlara aşure ikramı
İçeriği Görüntüle

Tabii biz projelerimizi hayata geçiriyoruz. Öncelikle göreve geldiğimizden beri tertip düzen ki vatandaşın en büyük sıkıntısı buydu; işte önde farklı arkada farklı ürünün verilmesi tarzı şeyler. Yani 15-20 senelik artarak gelen sorunlardı ki biz bunu yaşıyorduk. Biz kapalı pazardaydık, bizde öyle bir sorun yoktu. Kalite marjımız, böyle bir standardımız var; o standardı takip ederdik. Ama maalesef yönetimsel hatalar mı dersin, yoksa herkesi tutup getirip bu işi yaptırmak mı dersin, ucu açık. Biz bunu bir nebze kısıtlamaya başladık. Yani bu işi yapacaklarsa düzgün yapsın arkadaşlarımız. Çünkü 900’e yakın sebze meyve esnafımız var. Bunların içinde yüzde 10’luk demeyeyim bile yani, bence yüzde 3’lük bir dilim sıkıntı yaratan esnafımız var. Ben bunlara şahsen esnaf bile demem. Ama yüzde 98’imiz öyle değil. Çok kaliteli, çok dürüst esnaflarımız var ki bunu arttırmamız lazım, bizim hedefimiz bu.Mesela pazarlarımızda sadece beyaz renkli çadır kullanmak için bir çadır uygulaması başlattık. Bu şimdi güneşi yansıtıyordu biliyorsunuz; maviydi, kırmızıydı, şu renkti, bu renkti. Ürünün rengini de değiştirdiği için biz ne yaptık? Dedik ki iyi esnaflarımız gayet çok, kalitemizi arttırıyoruz. Göreve gelir gelmez başladık ve şu an kalite artarak gidiyor. Niye? Herkes beyaz çadır kullanıyor, şeffaf, ne alıyorsan onu görebiliyorsun.Akabinde baktığım zaman ön arka muhabbetleri var, hani kaliteli olanı öne çekip de arkadan kötüyü vermek babında. Göreve gelmeden önce zaten internette çok fazla aleyhte atılan bir durumdu. Şimdi bakıyorum bayağı bayağı o da kırıldı. Var, yok değil ama azaldı. Pazarlarda şöyle değiştiriyoruz; bazı ürünlerde mesela çilekti, vişneydi, şunlar bunlar hani meyve tarzında biraz daha deforme çok hızlı oluyor. Ama şimdi pazara çıktığın zaman yazın özellikle göreceksiniz, seçmeyi mecbur hale getirmek sıkıntı. Hani bunu şimdi bazıları biliyorsunuz çok yaşadık, deforme çok oluyor. Yani biz istiyoruz ki vatandaş gözüyle seçmeyi bir öğrensin önce, hiç sıkıntı yok bizim için. Yavaş yavaş, kademe kademe oralara geleceğiz. Pazarda şu an zaten yeşillik seçiliyor, istediğini alıyorsun. Sebzede de şu an bayağı bayağı bir artış var; patatesimiz olsun, ondan sonra seçtiren arkadaşlarımız var; patlıcanı, salatalığı, domatesi bile seçtiriyor yani, var. Ama bunlar artarak gelecek. Niye artarak gelecek?Şimdi burada vatandaşın da yakalaması gereken bir püf nokta var. Başka ülkelerde gözüyle seçerler, şunu beğendin aldın mı eline senindir, torbaya koyarsın. Bunu böyle sıkarsan, mıncıklarsan, senden sonrakine bir tane daha sıksa at çöpe. Fakat görüyorsun ucuz bir şey yok, en kötü ürün 30 lira, 40 lira halden alış fiyatı. Bunun daha nakliyesi, işçiliği, işçiye verdiğin para, sigortan, Bağ-Kur'un; bunları çık. Bir de ürünü atarsa yazık günah.Şimdi marketlerde seçiliyor, kabul. Ama ürün bazlı baktığın zaman pazarın açıldığı gün, pazarın orada, pazara yakın marketleri tercih ediyorlar. Pazara gelen müşteriyi çekmek için o gün için ne çok satılacak? Mesela karpuz, hemen onu indirir. Ne satılır? Patlıcan, hemen onu da indirir. Akabinde bir gün sonra takip ediyorum, atıyorum 10 liraya düştüyse bir gün sonra 35 lira. Onun acısını fazlasıyla alıyor, onu göstermelik yapıyorlar. Ama pazarda öyle değil.

A6636F4C 5Cf5 4B6D 990B Dc2926F0B8C2

HER PAZARDA 2-3 EKİP HAZIR BULUNUYOR

Tartılar şimdi bazı bölgelerde kontrol ediliyor çünkü şöyle bir şey var, biz kendimiz zaten pazardayız. Ekibim de pazarda, şu an halihazırda mesela her pazarda 2-3 tane ekibim hazır. Ya şimdi markette bir kiloysa bir kilodan eminsin ama pazarda koyuyor çıkartıyor yani hile olup olmadığından şüphe duyulabiliyor. Şöyle, şüpheli olan esnaf varsa biz zaten takip ediyoruz. Müdahalesini zaten kendimiz yaparız. Şu güne kadar hiç denk gelmedi, bir tane oldu o da hata. Yani mesela koyarken çıkartılmadığı yirmi gram. Biz mesela ben kendim de yaptım yıllarca, pazarda bu görünmez. Biz yirmi gram, otuz gram, elli gram yeri gelir parasını tamamlarsın, yüz gram fazla verirsin, gözün görmez. Şimdi alışmışız öyle, hani giden bizden olsun, sıkıntı yok, müşteri mağdur olmasın; böyle bir anlayış var. Ha art niyet var mıdır? Ben yıllar önce gördüm ama şu an inan ki görmedim. Ha görsem canını yakar mıyım? Berbat yakarım. İşte tezgahın silinmesine kadar giderim, acımam çünkü fıtratımız bu.

YAPAY ZEKALI, YENİ MODÜLER BİR SİSTEM GELİŞTİRİYORUZ

Biz yapay zekalı, yeni modüler bir sistem geliştiriyoruz, teknolojiye entegre olmak için. Pazarcılar Odası'nın yapay zekayla yaptığımız altyapıyla şu an bitme aşamasında, az kaldı. Burada QR kodla girdiğin zaman bizim zaten sistemimiz olacak, bunu zaten o zaman reklamını biz de yapacağız. Açacaksın bakacaksın; esnaf kim, hangi pazarda, nerede? Online sipariş de verebilirsin, tanışırsın, devam edersin, aradığın esnaftır. Herhangi bir pazardasın, burada yazarsın WhatsApp'tan direkt onu da bulabilirsin, öyle bir sistem geliştiriyoruz.Bu şekilde aldığın adamın baktın fotoğrafını da gördün, o şekilde bir sıkıntı var direkt bize de ulaşabiliyorsun çünkü sistemde biz varız yönetici olarak, direkt bize düşecek. Vermiş olduğun şikayet, vermiş olduğun kişi; biz onu kişi bazlı yakalayabiliriz. Öbürü sarı çizmeli Mehmet Ağa, başka yerden poşet alıp atıyorum Facebook'ta yayınlayabilir. Ama biz bunu aşmak için ne yapıyoruz? Dijital sisteme entegre ediyoruz komple. Tanıdık esnaf yapıyor, sürekli müşterinin alışveriş yaptığı zaten yapmaz. Aksi bir durum olduğu zaman, yani bu içimizdeki çürük elmaları da ayıklayacağız. Biz mesela kasaya bir elma çürüdü diye hiçbir zaman kasayı atmadık; ne yaptık, içindeki çürüğü aldık, tezgahın önünü açtık. Burada da hani içimizde çürük varsa biz kendimiz ayıklar atarız, acımayız.Ama dediğim gibi sistemli bir şekilde, yani herkesi suçlayarak değil hani sosyal medyada olduğu gibi, yaşandı bunları gördük. Bizim dönemimizde şu an pek olmadı, bizden önce çok oldu çünkü biz cezai yaptırımları da uygulayacağımızı, o işin peşinde olduğumuzu belirttik. Çünkü bir kişiye mal olacak bir şey değil, o kişiyi yakala, tespit et, bize ulaştır. Zaten o sistemi getiriyoruz şu an. Biz zaten herkesi biliyoruz, biz gereken müdahaleyi yaparız, kolluk kuvvetlerimiz de var. 5 ayda yapılabilecek bence çok üst düzey şeyleri yerine getirdik ama bir sonraki 5-6 ay için, yani yılı doldurmadan da dediğim sistemlere de entegre ettikten sonra muazzam bir hale gelecek. Eleştiriye açığız. Tabii zaten eleştiri önemli olan. Dediğim gibi yani dijital platformda, yani kendi sayfamızda direkt bizim görmemiz o olaya direkt müdahale etmemizi hızlandıracak. Varsa içimizde biz temizleriz, önemli olan müşteri gelsin. İleri dönük dediğim gibi biz orada paylaştığımızda seçme olaylarına da, gözüyle seçmeyi de entegre edelim, bizim sıkıntımız yok. Biz hepsine açığız niye, çünkü ekmek mücadelesi bu.Hem bizim WhatsApp mesajları direkt bize ulaşabileceğiniz, bizim size ulaşabileceğimiz, ondan sonra alışverişlerde dediğim gibi mesela esnafını tanıyorsunuz; bütün esnafların kimliklerini yavaş yavaş yükleyeceğiz oraya, fotoğraflarını. İsteyen online satabilecek, fuarlarını oluşturacağız. Bu yıl başlangıcını yapacağız, girişine başlıyoruz. Ondan sonra kademe kademe, hızlı şekilde yapmaya çalışacağız. Hani entegre olmak isteyenlerle çünkü çoğu bizde pos makinesi de kullanıyor. Adam pos makinesinde ya da IBAN ile fişini kestikten sonra alır. Ondan sonra biz ayın sebzecisi, ayın meyvecisi diye mesela bunları yapacağız; videolarını çekip koyacağız. Pazar yerlerinin konumları olacak, mesela bulmak istediğin pazarın konumu direkt. İndirimde olan bir arkadaş, mesela sen de atıyorum x ürün indirimde, bamya; işte arkadaşlar paylaş dedi, üç yüz lira, dört yüz lira olan bamya indirimde, ama onu online paylaşacak ki görünecek direkt.

Cc6B5F92 D4A1 4F5D 9664 5Dfe82557B1C

Pazarcı esnafının karşı karşıya olduğu en büyük sorunlar neler? Siz yerel yönetimlerden ve merkezi idareden neler bekliyorsunuz?

Şimdi pazarcı esnafının en çok sorunlu olduğu konu açık pazarlar, başlı başına bir sorun. 2017’de çıkan kanun; açık pazarın açılmaması lazım ama açılmış yani bizim bu şu an orada dahilimiz yok. Ben olsam hani açık olmasını talep etmezdim, kapalı olursa daha iyi olur. Şimdi biz, yanlış anlama, sokaklardayız arkadaşlarımızla, biz de yıllardır yaşadık. Bir de bayan esnafımız artarak geliyor, yüzde 20’lere yaklaşmış, çok iyi. Ben istiyorum yüzde 50’leri geçsin bak, ciddiyim bu konuda. Çünkü bayanlar birbirini daha iyi anlıyor. Bunu da yakalamamız lazım ama pazara gidiyorsun, sen bayansın, tezgahın var, lavabo yok, ne yapacağız? En büyük sorun bu bence; lavabo, sosyal imkanlar sıkıntılı. Ama biz istiyoruz ki mesela burada kapalı pazarda şu an yapılıyor, öbür pazarlarda da mesela tadilatlarını yaptı, sağ olsun belediyelerle de görüştük. Hani bir şeyler yapmak istiyoruz, onlar da yapmak istiyor ama çok da kopukluk var, boşlukları da görüyoruz. Her pazarda bizim lavaboya ihtiyacımız var niye; sadece erkek olarak değil, bizimkiler kahveye gidiyor, camiye de gidiyor, sıkıntı yok. Bizim için bayanlar önemli. Şimdi iki bayan, iki erkek lavabosu pazarın güzel bir noktasına entegre edilsin; bakımı sıkıntı yok, biz onun bakımını yaparız. Kesinlikle, en büyük sıkıntımız bu. İkincisi pazar yerlerinde, buradan seyrediyorlarsa, seyredeceklerse bütün Eskişehir halkına söylüyorum, dışarıdan gelip özellikle uyarsınlar; burada bizim en büyük sıkıntımız pazar yerlerinde unutulan araçlar. UKOME kararıyla sabah 06.00’dan akşam da 20.00’ye kadar orayı bize tahsis ediyorlar, bu kanuna uygun bir şey. Ama sabahleyin altıda esnafımız gidiyor, saat dokuz oluyor araç sahibi gelmiyor, ulaşılamıyor; ulaşılamıyorsa çekilmeli çünkü orada bir ticaret yapılacak. Şimdi sen geldin, tek geçim kaynağın pazar yeri, geldin bir baktın araba var; aradın gelecek gidecek, biz de uğraşıyoruz. Araç çekilmeyince ne oluyor, ağlayarak gidiyor; kaç tane esnaf gördüm ben böyle, özellikle bayanlarda ağlayarak giden. Yani buna da biraz insanların dikkat etmesi lazım; "Aman ne olacak?" Olur mu canım, orada biri ekmek yiyor, aynı şey senin başına gelse o koyan arkadaş için söylüyorum. Ondan sonra saat onda on birde elini kolunu sallayarak geliyor, bir de esnafa artistlik yaparak; "Ben çıkacağım." Nasıl çıkacaksın, senin buraya durman yasak, girmen yasak, nasıl çıkacak? Ondan sonra esnaf bir şey dese esnaf suçlu. İyi de kardeşim ekmek götürecek ekmek; sabahleyin saat üçte başlıyor serüven, akşamleyin saat ona kadar sürüyor. Bu adam eve ekmek götürmezse nasıl yürüyecek bu sistem?

E25A6Da6 756D 4158 80Fe 0466E31Bf91F

Kaynak: Haber Merkezi