Rubio, Washington yönetiminin önceliğinin diplomatik çözüm olduğunu ifade ederken, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkesini tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı harekete geçme hakkına sahip olduğunu savundu.
Küba’dan “yalan” suçlaması
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla ise Rubio’nun açıklamalarına sert tepki gösterdi. Rodríguez, Küba’nın hiçbir zaman ABD için tehdit oluşturmadığını belirterek Washington yönetimini askeri gerilimi körüklemekle suçladı.
Karşılıklı açıklamalar, son dönemde iki ülke arasında artan diplomatik ve ekonomik baskının yeni bir boyuta taşındığını gösterdi.
Raúl Castro davası krizi büyüttü
ABD Adalet Bakanlığı’nın, 1996 yılında iki sivil uçağın düşürülmesi ve dört ABD vatandaşının hayatını kaybetmesi nedeniyle Raúl Castro hakkında “cinayet komplosu” suçlaması yöneltmesi Havana’da sert tepkiyle karşılandı.
ABD Adalet Bakan Vekili Todd Blanche, Castro’nun “kendi isteğiyle ya da başka bir şekilde” ABD’de yargılanacağını söyleyerek dikkat çeken bir mesaj verdi.
Küba yönetimi ise suçlamaların siyasi amaç taşıdığını ve olası baskıları meşrulaştırma girişimi olduğunu savunuyor.
Ekonomik kriz derinleşiyor
Cuba, ABD yaptırımları ve yakıt sıkıntısı nedeniyle ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. Adada uzun süren elektrik kesintileri ve gıda sıkıntısı yaşandığı belirtilirken, Trump yönetimi Havana üzerindeki baskıyı artırmayı sürdürüyor.
Rubio ayrıca ABD’nin teklif ettiği 100 milyon dolarlık insani yardımın Küba tarafından kabul edildiğini açıkladı.
Öte yandan Trump, Beyaz Saray’daki açıklamasında Küba’yı “başarısız bir ülke” olarak nitelendirirken, Küba kökenli Amerikalıların adanın yeniden güçlenmesini istediğini savundu.


