Uluslararası ajansların ve ABD merkezli dış politika kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, Washington ve Havana hattında soğuk savaş rüzgarları yeniden sertleşti. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran'a yönelik sert adımların ardından sinyalini verdiği ve diplomatik kulislerde "Sıra onlarda" diyerek açıkça tehdit ettiği Küba yönetimini sarsacak ilk somut hamle resmiyet kazandı. ABD Dışişleri Bakanlığı ile Hazine Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan yeni yaptırım paketiyle, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, eşi Lis Cuesta Peraza ve yakın aile bireyleri kara listeye alındı. Uluslararası analistler, bu adımı Trump yönetiminin Latin Amerika'daki antikomünist blok politikasını sertleştirme ve Havana üzerindeki ekonomik ablukayı en üst seviyeye çıkarma stratejisinin net bir parçası olarak değerlendiriyor.
Yabancı basına yansıyan yaptırım metninin detaylarına göre, Küba'nın en üst düzey siyasi liderliğini ve çekirdek ailesini hedef alan kararlar oldukça geniş kapsamlı finansal ve lojistik kısıtlamalar içeriyor. Alınan kararla birlikte, Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ve yaptırım listesine dahil edilen aile üyelerinin, ABD yargı yetkisine giren tüm bankalardaki varlıkları, gayrimenkulleri ve doğrudan ya da dolaylı finansal çıkarları tamamen donduruldu. Bunun yanı sıra, ABD'li şirketlerin, finans kuruluşlarının ve vatandaşların, yaptırım listesindeki isimlerle herhangi bir ticari ortaklık kurması veya finansal transfer gerçekleştirmesi tamamen yasaklanırken, Díaz-Canel ve ailesinin ABD topraklarına seyahat etmesini engelleyen kalıcı vize kısıtlamaları da devreye sokuldu.
Beyaz Saray ve ABD Dışişleri Bakanlığı kaynakları, söz konusu yaptırımların gerekçesi olarak Küba hükümetinin ada genelindeki muhalif hareketlere yönelik tutumunu ve demokratik hak ihlallerini öne sürüyor. Bununla birlikte, ABD'li istihbarat ve diplomasi uzmanları, yaptırımların arka planında Küba'nın Rusya, Çin ve özellikle de yaptırım kıskacındaki İran ile olan stratejik, askeri ve ekonomik iş birliklerini derinleştirme çabalarının yattığına dikkat çekiyor. Trump yönetiminin, Küba'yı küresel finans sisteminden tamamen izole ederek ada yönetimini köklü bir siyasi değişime zorlamayı amaçladığı belirtiliyor.
Yaptırım kararının ardından Küba Dışişleri Bakanlığı kanadından da jet hızında ve sert bir açıklama geldi. Havana yönetimi, ABD'nin tek taraflı yaptırım kararlarını uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak nitelendirdi. Küba resmi makamları tarafından yapılan açıklamada, Washington'ın tehdit ve şantaj politikalarının Küba halkının ve yönetiminin dik duruşunu değiştiremeyeceği vurgulandı. Devlet Başkanına ve ailesine yönelik bu kararların ülkenin egemenliğine yapılmış yasa dışı bir saldırı olduğu ifade edilerek, ABD'nin abluka politikalarına karşı uluslararası arenada diplomatik mücadeleye kararlılıkla devam edileceği bildirildi.


