ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da Amerikan nükleer teknolojilerindeki yeniliklere ilişkin bir açıklama sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Burada Suudi Arabistan’la sivil nükleer enerji anlaşması konusuna değinen Trump, Suudi Arabistan’ın böyle bir anlaşma yapmak istiyorsa İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesini öngören İbrahim Anlaşmaları’na katılması gerekeceğini söyledi.
Anlaşmaların başarılı olduğunu ve Orta Doğu’nun geleceği açısından önem taşıdığını ifade eden Trump, Suudi Arabistan ile yapılacak herhangi bir nükleer anlaşmaya ilişkin, "Suudiler bir noktada İbrahim Anlaşmalarına katılacak ve sivil nükleer programlarını sürdürecekler, zenginleştirme olmayacak" dedi.
Trump, daha önce İran nedeniyle bu anlaşmaya katılmakta tereddüt eden ülkelerin artık bundan çekinmesine de gerek kalmadığını söyledi. Trump, "İran artık bölgede büyük bir güç değil. Nüfuzu ve oluşturduğu tehdit, her geçen gün azalıyor" ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray’daki etkinlikte Trump, bir basın mensubunun İran’ın sivil elektrik santralleri ve köprülerini havaya uçurulmasından söz edildiğini ve bunun "uygar dünyada bir savaş suçu olarak kabul edilirken kendisinin böyle düşünüp düşünmediği" şeklindeki sorusuna cevap vermeyi reddetti.
"Venezuela, seçimlere gerçekten hazır değil"
ABD Başkanı Trump, Venezuela’da seçimlerin ne zaman yapılacağı yönünde bir soruya, "Venezuela, seçimlere gerçekten hazır değil. Fakat büyük bir ilerleme kaydedildi" cevabını verdi.
Venezuela’dan çıkarılan petrol sayesinde ülkenin tarihinin hiçbir döneminde kazanmadığı kadar para kazandığını da söyleyen Trump, "Çabalarımızın karşılığı olarak biz de bundan büyük bir pay alıyoruz. Para gönderiliyor, petrol de rafine edilmek üzere Houston ve Louisiana’ya gönderiliyor. Savaşın maliyetini kat kat fazlasıyla çıkardık. Bu inanılmaz" dedi. Trump, "Ancak henüz seçimlere hazır değiller. Bir noktada hazır olacaklar. Biz de süreci yakından takip edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"İran ile görüşmeler devam ediyor"
ABD’nin İran’dan çıkış stratejisinin ne olduğu yönünde bir soruya Trump, "Bence birkaç seçenek var. Askeri seçenek çerçevesinde şu anda yaptığımızı devam ettirir, hatta saldırıların dozunu artırırız. Bu seçenek, sahip oldukları her şeyi ortadan kaldırır. Daha akıllıca olan diğer seçenek ise anlaşma yapılması. İran anlaşma yapmak istiyor. Fakat henüz hazır olduklarını düşünmüyorum" cevabını verdi. Trump, "Bazen anlaşma yapmak istediklerini söylemek istemiyorlar. Sert görünmek istiyorlar. Fakat anlaşma yapmak istiyorlar" ifadelerini kullandı.
İran ile görüşmelerin devam ettiğini de duyuran Trump, "Diğer seçenek çerçevesinde kendileriyle müzakere edebiliriz ve şu anda da bunu yapıyoruz. Biz burada konuşurken, onlarla görüşmeler yapılıyor" dedi.
Rusya ve Çin’in savaşta İran’a yardım sağlayıp sağlamadıkları konusunda bir soruya Trump, "İran’a imkan sağladıkları konusunda bir bilgim yok. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, buna müdahil olmayacağını söyledi. Rusya Devlet Başkanı Putin de aynı şeyi söyledi. Onlara güvendiğimi düşünüyorum. Yaptıkları bazı şeyler olabilir fakat en azından şu ana kadar bunlar büyük çaplı şeyler olmadı. Beni hayal kırıklığına uğratmak isteyeceklerini sanmıyorum" şeklinde cevap verdi.
"İran’a yönelik büyük saldırılara ilişkin kararımı henüz vermedim"
İran konusunda bir soruya cevap veren Trump, "İran'a yönelik büyük saldırılara ilişkin kararımı henüz vermedim. İran'ın görüşmelerde gittikçe daha da ciddileştiğini düşünüyorum" dedi.
Gazetecinin "Büyük saldırılar beklemeli miyiz" şeklindeki takip sorusuna Trump, "Bakın, şu anda kendileriyle görüşüyoruz. Sanırım günler geçtikçe, belki de bariz sebeplerden dolayı, konuyu giderek daha fazla ciddiye alıyorlar. Fakat şu anda kendileriyle görüşüyoruz" cevabını verdi.
Trump, "İki yol var. Müzakereleri, daha akıllıca yol olarak görüyorum. Ancak yaptığımız şeyi sürdürmek, muhtemelen daha kolay olan yol. İstersek bunu daha üst bir seviyeye çıkarabiliriz ve bunu yapmaya hazırız. Silahlarımız dolu ve ateş etmeye hazır. Bütünüyle hazırız. Ancak kendileriyle görüşüyoruz ve neler olacak göreceğiz" şeklinde konuştu.
Trump, İran ile görüşmelerde ABD adına kimlerin yer aldığı sorusuna ise, "Bir bakıma herkes. Başkan Yardımcısı James David Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve daha pek çok kişi, birçok kişiyle görüşüyor. Görüşülecek çok insan var. Bu büyük bir mesele" dedi.
İran konusunda acelesi olmadığını da ifade eden Trump, "Seçimler hakkında herkesin söylediklerine rağmen acelem yok. Acele etmiyorum. Bunu doğru biçimde yapmalıyız. Seçimler zamanı geldiğinde kendi yolunu bulur" ifadelerini kullandı.
İran’a yönelik "demir duvar" adını verdiği ablukanın da tekrar oluşturulduğunu vurgulayan Trump, "Bu nedenle bir bakıma anlaşma yapmak zorundalar. Kendileriyle görüşüyoruz. Ciddi davrandıklarını düşünüyorum. Şimdiye kadar gördüğümüzden çok daha ciddi olduklarını düşünüyorum. Tabii bu, mutlaka anlaşma yapacağımız anlamına gelmiyor. Ne olacak göreceğiz" dedi.
Basına İran’a yönelik "devasa bir saldırıyı" değerlendirdiği açıkladığı hatırlatılan ve böyle bir karara yol açacak kırılma noktasının ne olacağı yönünde bir soru alan Trump, "Bunu size söyleyemem. Şu anda kendileriyle görüşüyoruz. Dolayısıyla belki böyle bir kırılma noktası olacak, belki de olmayacak. Fakat harekete geçmeye hazırız" dedi.
İran’ın hangi noktada pes ederek müzakere masasına geleceği sorusuna Trump, "Belki pes ederler, belki tamamen vazgeçerler, belki de bir mağaraya girip saklanırlar. Biliyorsunuz, yerin çok derinlerinde mağaraları var ve oraya saklanabilirler. Epey sarsılırlar ama saklanabilirler" cevabını verdi.
İran ile ciddi görüşmeler yürütüldüğünü söyleyen Trump, "Ancak daha önce de görüştük ve anlaşmaya varmayı bir türlü başaramıyor gibi görünüyorlar. Belki şimdi başarırlar" dedi.
Trump, İran’a askeri saldırılar gerçekleştirmemiş olsaydı bugün İsrail’in olmayacağını ve "nükleer silahla vurulmuş olacağı" ifadelerini tekrarladı. Trump, "Ben başkan olmasaydım İsrail olmazdı. Muhtemelen Orta Doğu da olmazdı. Orta Doğu’nun her tarafına beklenmedik şekilde nasıl ateş açmaya başladıklarını gördünüz. Nükleer silahları olsaydı, onu da kullanırlardı. Bugün bildiğimiz şekliyle Orta Doğu diye bir şey kalmazdı. Ancak benim görüşüm, İsrail diye bir ülke kesinlikle kalmazdı" dedi.




