ABD’nin girişimiyle Çin’in küresel ekonomik ve teknolojik etkisini dengelemek amacıyla kurulan yeni ekonomik güvenlik ittifakı “Pax Silica”, uluslararası dengelerin yanı sıra Eskişehir’i de gündemin merkezine taşıdı. “Yapay zeka çağının G7’si” olarak tanımlanan ittifakta Türkiye’nin olası rolü tartışılırken, gözler Eskişehir’in Beylikova ilçesindeki dev nadir toprak elementi rezervlerine çevrildi.
Washington’da imzalanan deklarasyonla resmen hayata geçirilen Pax Silica; kritik mineraller, yarı iletkenler, yapay zeka altyapısı ve stratejik tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlamayı hedefliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İşlerden Sorumlu Müsteşarı Jacob Helberg, ittifakın yalnızca tedarik zinciri kırılganlıklarını azaltmayı değil, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile kurduğu ekonomik nüfuzu dengelemeyi amaçladığını vurguladı.
Euronews’te yer alan haberlere göre; Japonya, Güney Kore, İsrail, Singapur, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri, Hollanda ve İngiltere ittifakın çekirdek ülkeleri arasında yer aldı. Tayvan, Kanada, Avrupa Birliği ve OECD ise sürece “konuk katılımcı” statüsünde dahil oldu.
Eskişehir Detayı Öne Çıktı
Pax Silica tartışmalarında Türkiye’nin adının geçmesinde en önemli unsur ise Eskişehir’in Beylikova sahasında keşfedilen nadir toprak elementleri rezervi oldu. Yaklaşık 694 milyon ton cevher içerdiği belirtilen bu rezerv, savunma sanayi, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve ileri teknoloji üretimi açısından kritik öneme sahip mineralleri barındırıyor.
Uzmanlar, Çin’in küresel nadir toprak oksit üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini, işleme ve rafinasyon kapasitesinin ise yüzde 85–95’ini kontrol etmesinin, Batılı ülkeleri alternatif tedarik merkezlerine yönelttiğine dikkat çekiyor. Bu noktada Eskişehir Beylikova sahasının, Çin dışındaki en stratejik kaynaklardan biri olarak öne çıktığı ifade ediliyor.
Türkiye İttifaka Dahil Olur mu?
Türkiye’nin Pax Silica’ya olası katılımının, hem ittifakın tedarik güvenliği hedefleri hem de Türkiye’nin küresel jeoekonomik konumu açısından önemli sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Eskişehir’deki rezervlerin etkin şekilde işletilmesi halinde, Türkiye’nin yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte stratejik bir tedarik merkezi haline gelebileceği yorumları yapılıyor.
Gelişmeler, Eskişehir’in yer altı zenginliklerinin artık yalnızca ulusal değil, uluslararası güç dengelerinde de belirleyici bir unsur haline geldiğini ortaya koyuyor.





