Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avci, yasanın Meclis’ten geçmesini beklemediklerini belirterek, “Malum, beklemediğimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altından geçmeyeceğini düşündüğümüz bir çerçeve yasa yaklaşık milletvekillerinin 2/3’sinin evet oyuyla geçti. Dün de söylediğimiz gibi bugün de aynı şeyi söylüyoruz. O gün o çerçeve yasaya evet diyen milletvekillerinin biz kanından şüphe ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Pervin Buldan’ın, silahsızlaşma ve siyasallaşma alt kurulunun başkanlığına ilişkin açıklamasını da değerlendiren Avci, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bu kapsamda gündeme gelmesinin kendileri açısından önemli bir sorun olduğunu söyledi.
Avci, “Bu, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı, Türk milletine mensup olduğunu beyan eden herkes için acıdır. Çünkü siz teröristi devlet memurlarının başına başkan edecek seviyeye kadar getirdiyseniz artık burada bir meşruiyet sorunu vardır. Bunu tartışmak gerekir” dedi.
“Öcalan’ın muhatap alınmaması gerektiğini düşünüyoruz”
Toplumun önemli bir bölümünün Abdullah Öcalan’ın muhatap alınmasına karşı olduğunu savunan Avci, “Türk milleti bunu vicdanen reddediyordur. Bunu sokaktan, kahvehanelerden, pazardan, insanlardan sorduğunuzda bu milletin gerçek sahibi, bu devletin gerçek sahibi olan Türk milleti, Öcalan’ın hiçbir şekilde muhatap alınmaması gerektiğini ısrarla beyan etmiştir” diye konuştu.
Avci, Öcalan’a yönelik olası bir statü tartışmasının toplumda karşılık bulmayacağını belirterek, “O yüzden bunun bir an önce geri çekilmesi gerektiğini ve böyle bir atama veya tayinin veya kabulün bir an önce siyasi partiler tarafından reddedilmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Gazilere yönelik müdahalelere tepki
Avci, açıklamalarının ikinci bölümünde gazilere yönelik müdahalelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Gazilerin haklarını ararken karşılaştıkları durumun kendilerini üzdüğünü belirten Avci, “Bu ülkede şu an bir teröristbaşının statüsünün ne olacağını konuşuyoruz. Arkasından o teröristbaşının kurduğu yapılanmanın verdiği zarardan dolayı canlarını, uzuvlarını kaybeden yurttaşlarımız, yani gazilerimize bu ülkenin koruma görevi verilen polisler, askerler tarafından önlerine set çekilerek haklarını aramalarına dahi izin verilemez bir ülke seviyesine geldik” dedi.
Gazilik makamının önemine dikkat çeken Avci, “Gazilik mertebesi, hani Anadolu tabirinde bir söz vardır, ‘Şehidin şahididir gazi.’ diye. Artık bu yapılanlar hem toprak altındaki şehidimize hem o şehidin şahidi olan gazimize büyük alçaklık seviyesine gelmiştir” ifadelerini kullandı.
Avci, “Gazilerimizi muhatap almayan bir iktidar, teröristi muhatap alır hale gelmiştir. Bu artık katlanılabilecek bir seviye değildir” diye konuştu.
"Bu kadın benim annem de olabilirdi”
Şehit Anneleri Derneği’nin de gazilere destek vermek amacıyla olay yerinde bulunduğunu aktaran Avci, Dernek Başkanı Pakize annenin açıklaması sırasında yaşanan bir anı anlattı.
Avci, “Şehit Anneleri Derneği Başkanımız Pakize Annemiz orada bir açıklama yaparken, birçoğunuz da bunu görmüşsünüzdür, bir polisimizin gözünden yaşlar süzülüyordu” dedi.
Bu anın kendisini etkilediğini belirten Avci, “Belki o polisimiz şunu düşünüyordu Pakize Annemin o konuşması sırasında: ‘Bu kadın benim annem de olabilirdi’” ifadelerini kullandı.
Avci, şehit yakınları ve gazilerin toplum açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, yaşananların bu kesimlerde kırgınlığa neden olduğunu söyledi.
“Gazilerimizin hakları en doğru şekilde verilmeli”
Gazilerin haklarının Meclis çatısı altında ele alınması gerektiğini ifade eden Avci, “Bir an önce Meclis çatısı altında gazilerimizin haklarının en doğru şekilde verilmesini biz de talep ediyoruz. Yapılan bu müdahalelerin bir dahaki sefere yapılmamasını talep ediyoruz” dedi.
“Terörsüz Türkiye” ve “analar ağlamasın” söylemlerine de değinen Avci, şehit annelerinin yaşadığı durumun bu söylemlerle çeliştiğini düşündüklerini belirterek, “Terörsüz Türkiye adı altında, analar ağlamasın adı altında bir propaganda yürütürken şehit analarını ağlatan, şehit analarına müdahale ettiren bir yapıyı vicdanen de kamu karşılığında da halk nezdinde de Türk milleti olarak da reddediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Çare Atatürkçü düşüncededir”
ADD’nin temel yaklaşımının üniter yapı, dil birliği ve laik devlet anlayışı olduğunu belirten Avci, “Derneğimizin bu konudaki her zamanki bakışı üniter birliğimizdir, dil birliğimizdir, laik devletimizdir. Bizim bu konudaki her zaman duruşumuz devletten yanadır. Devletin bekası, devletin devamlılığı, devletin geleceğidir” diye konuştu.
Avci, çözümün Atatürkçü düşünce ve bilim anlayışında olduğunu ifade ederek, “Buradan milletimize bir kez daha sesleniyoruz. Çare Atatürkçü düşüncededir. Çare Kemalist idealizmdedir” dedi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği ilim ve fen yolunun önemine değinen Avci, “Her geçen gün saldırıların arttığı bir yerde biz yeniden Mustafa Kemal’in bize gösterdiği ilim ve fenin öncülük ettiği, aklın ve bilimin bize rehberlik ettiği bir sistemde bu sıkıntılardan, bu problemlerden kurtulacağız” ifadelerini kullandı.
Avci, sözlerini birlik ve gelecek vurgusuyla tamamlayarak, “Milletimiz müsterih olsun. Zor zamanlar geçiriyoruz ama bizler varız. Bizler var olduğumuz sürece de hem bu ülkede hakkını alamayan, ezilen, bu ülkenin bekası için mücadele eden herkesin hakkını savunmaya da devam edeceğiz” dedi.



