Eskişehir’de uzun süredir tartışmalara neden olan Alpagut-Atalan Altın ve Gümüş Madeni Projesi hakkında önemli bir gelişme yaşandı. Eskişehir 2. İdare Mahkemesi, projeye ilişkin ÇED olumlu kararının yürütmesinin durdurulmasına hükmetti. Kararın ardından Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi.
Yaklaşık 2,5 yıldır projeye karşı mücadele eden çevre örgütleri, meslek odaları, hukukçular ve yöre halkı, mahkeme kararını doğanın, tarım alanlarının ve su kaynaklarının korunması adına önemli bir kazanım olarak değerlendirdi.
Açıklamada, kararın projenin kesin olarak iptal edildiği anlamına gelmediğine dikkat çekilirken, Alpagut-Atalan bölgesi ile Sakarya Havzası’nın madencilik faaliyetlerinden korunması için mücadelenin sürdürüleceği belirtildi.
Aydemir: “Bu toprakları madenciliğe teslim etmeyeceğiz”
Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Aydemir, Alpagut ve Atalan’da yaklaşık 2,5 yıldır sürdürdükleri mücadelede birçok zorlukla karşılaştıklarını söyledi.
Süreç boyunca yöre halkının ve çevre savunucularının çeşitli baskılara maruz kaldığını öne süren Aydemir, Mihalgazi Belediye Başkanı ve bazı kamu görevlilerinin tutumlarını eleştirdi.
Maden şirketi yetkililerinin yöre halkını tehdit ettiği, vatandaşlara alışveriş kartları dağıtıldığı ve projeye karşı çıkanların hedef gösterildiği yönünde iddialarda bulunan Aydemir, bu konularda yaptıkları başvuruların sonuçsuz kaldığını savundu.

Aydemir, “Dönemin valisi bugün görevde değil. Dönemin il müdürü de görevde değil. Ama biz hâlâ buradayız. Bu ülkenin ve bu şehrin topraklarını vahşi madenciliğe, yağma ve talan projelerine teslim etmemek için canla başla mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Mihalgazi, Sarıcakaya ve Alpagut bölgesinin Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri olduğunu belirten Aydemir, bölgede yılda 10 ila 12 kez ürün alınabildiğini dile getirdi.
“İklim zirvesinde de protesto edeceğiz”
Cengiz Holding’in Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ndeki rolünü de eleştiren Aydemir, madencilik faaliyetleriyle doğaya zarar verdiğini savundukları şirketlerin iklim krizinin çözümünde söz sahibi olmasını doğru bulmadıklarını söyledi.
Aydemir, zirveye katılarak tepkilerini dile getireceklerini belirterek, “Doğayı, ormanları ve su kaynaklarını tahrip eden şirketlerin iklim krizinin çözümüne katkı sunabileceklerine inanmıyoruz. Toprağımızı, ormanlarımızı, suyumuzu ve yaşam alanlarımızı korumak için mücadelemize devam edeceğiz” dedi.
Alpagut sakini Tuncer: “Kaç gündür ayaklarımız yere basmıyor”
Alpagut Mahallesi sakini Halime Tuncer ise mahkeme kararının ardından yaşadığı mutluluğu dile getirdi.
Yıllardır topraklarını korumak için mücadele ettiklerini belirten Tuncer, zor zamanlarında kendilerini yalnız bırakmayan çevre gönüllülerine teşekkür etti.
Tuncer, “Biz hiçbir zaman Cengiz Holding’e tarlalarımızı vermedik, vermek de istemiyoruz. Kimsenin umudu kırılmasın. Çünkü topraklarımız bizim için en değerli varlığımız. Aç yaşayabiliriz ama gıdasız, ormansız ve susuz yaşayamayız” diye konuştu.

Mücadelenin yalnızca Alpagut ve Atalan ile sınırlı olmadığını, Türkiye’nin farklı bölgelerinde de benzer çevre sorunlarının yaşandığını ifade eden Tuncer, diğer bölgelerde yaşayan vatandaşlara mücadelelerinden vazgeçmemeleri çağrısında bulundu.
Kararın kendileri için büyük bir sevinç kaynağı olduğunu söyleyen Tuncer, “Ben hiçbir zaman vazgeçmedim. Çok çabaladık, çok gayret gösterdik. Umutlarımızın kırıldığı zamanlar oldu ama arkadaşlarımız bizi yalnız bırakmadı. Şu anda çok mutluyuz. Sevinçten başka ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Kaç gündür ayaklarımız yere basmıyor” ifadelerini kullandı.
Ünal: “Türk adaletine olan güvenim arttı”
YENİ Parti Mihalgazi İlçe Başkanı Hasan Ünal da mahkeme kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, doğanın korunması için verilen mücadelenin önemli bir sonuç ortaya koyduğunu söyledi.
Ünal, “Öncelikle alınan bu karar, Türk adaletine olan güvenimi biraz daha artırdı. Bu kararın alınmasında emeği geçen, arkamda ve yanımda duran bütün insanlara huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum” dedi.

Mihalgazi, Sarıcakaya ve Sakarya Vadisi’nin doğal güzelliklerine dikkat çeken Ünal, bölgenin tarımsal üretim açısından taşıdığı önemin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Mücadele boyunca umudunu kaybettiği zamanlar olduğunu ancak hiçbir zaman geri adım atmadığını ifade eden Ünal, doğaya ve yaşam alanlarına zarar verecek girişimlere karşı durmaya devam edeceklerini belirtti.
Dr. Küçük: “Karar halk sağlığı açısından büyük önem taşıyor”
Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Nesrin Küçük, altın ve gümüş madeni projesinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ciddi halk sağlığı riskleri taşıdığını belirtti.
Yaklaşık 2,5 yıldır sürdürülen mücadelenin içerisinde hekimler olarak aktif şekilde yer aldıklarını söyleyen Küçük, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararından memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Küçük, “Yapılmak istenilen altın ve gümüş madeni projesi, ülkemizin en kıymetli tarım ve yaşam alanlarından olan Alpagut-Atalan’da hayatı yok edecekti. Eskişehir 2. İdare Mahkemesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararı, verdiğimiz mücadelenin ne kadar haklı olduğunu gösterdi” dedi.

Madencilik faaliyetlerinde kullanılması planlanan siyanür ile ortaya çıkabilecek ağır metallerin insan sağlığı açısından risk oluşturduğunu belirten Küçük, arsenik, kurşun, cıva ve kadmiyum gibi maddelerin ciddi hastalıklara yol açabileceğine dikkat çekti.
Projenin ormanlar, akarsular, yeraltı suları, tarım alanları ve Sakarya Havzası üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini savunan Küçük, ÇED raporunda bölge halkının sağlığına yönelik etkilerin yeterince değerlendirilmediğini öne sürdü.
Küçük, “Bu başarı Eskişehir halkının mücadelesinin sonucudur. Yaşam alanlarını savunmak için mücadele veren yöre halkına ve bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu başarının Eskişehir’den ülkemize bayram armağanı olmasını diliyoruz” ifadelerini kullandı.
Avukat Yedek: “Henüz davayı kazanmış değiliz”
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu Avukatı Mert Yedek, mahkeme kararının hukuki boyutuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu kararının iptali için çok sayıda dava açıldığını hatırlatan Yedek, hukuki süreçte Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, Eskişehir Barosu, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, meslek örgütleri ve yöre halkının birlikte hareket ettiğini belirtti.

Mahkemenin verdiği kararın önemli bir aşama olduğunu ancak davanın henüz sonuçlanmadığını vurgulayan Yedek, “Şunu özellikle düzeltmek istiyorum: Biz henüz davayı kazanmış değiliz. Mahkeme şu aşamada yürütmenin durdurulması kararı verdi. Bilirkişi raporu geldi, itirazlar yapıldı ve bu itirazlar yerinde görülmedi. Dolayısıyla biz, dava konusu projenin iptal edileceğini düşünüyoruz” dedi.
“Yürütmeyi durdurma kararı çok geç verildi”
Yargılama sürecinin uzunluğunu da eleştiren Yedek, yürütmenin durdurulması kararının yaklaşık bir yıl sonra verilmesinin çevresel zararların önlenmesi açısından önemli bir sorun oluşturduğunu ifade etti.
ÇED olumlu kararının ardından şirketin sahada hazırlık çalışmalarına başlayabilecek durumda olduğunu belirten Yedek, yürütmenin durdurulması kararlarının daha erken aşamada verilmesi gerektiğini savundu.
Yedek, “Böyle bir kararın amacı, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir işlemin doğurabileceği zararları önlemektir. Ancak kararın bu kadar geç verilmesi, yürütmenin durdurulması kurumunun amacına ve ruhuna uygun bir koruma sağlamıyor” diye konuştu.
“Sakarya Havzası madencilik faaliyetlerine kapatılmalı”
Mahkeme kararının yalnızca mevcut proje açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yedek, bilirkişi raporunda tarım alanları, orman varlığı, su kaynakları ve halk sağlığına ilişkin risklerin birlikte ele alındığını söyledi.
Sakarya Nehri’nin geniş bir coğrafyayı etkilediğine dikkat çeken Yedek, olası çevresel zararların yalnızca Alpagut ve Atalan ile sınırlı kalmayacağını ifade etti.
Yedek, “Su kaynakları, insanların idari olarak çizdiği il ve ilçe sınırlarına göre hareket etmiyor. Bir su havzasında meydana gelen olumsuzluk, çok daha geniş bir coğrafyayı etkileyebiliyor. Dolayısıyla bu proje yalnızca Alpagut’u veya Atalan’ı ilgilendirmiyor. Sakarya Havzası’nın tamamını ilgilendiren ciddi riskler barındırıyor” dedi.
Mevcut projenin iptal edilmesi durumunda dahi aynı bölgede yeni madencilik projelerinin gündeme gelebileceğini belirten Yedek, yalnızca teknik eksikliklerin giderilmesinin çevresel riskleri ortadan kaldırmayacağını savundu.
“Kararın uygulanmasının takipçisi olacağız”
Yürütmenin durdurulması kararının sahada uygulanıp uygulanmadığını yakından takip edeceklerini söyleyen Yedek, şirketin bölgede herhangi bir madencilik faaliyeti yürütmemesi için hukuki ve toplumsal mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.
Yedek, “Bugün elbette çok mutluyuz. Çünkü yıllardır verdiğimiz mücadelenin hukuki açıdan önemli bir karşılığını aldık. Ancak mücadelemiz burada bitmeyecek. Alpagut ve Sakarya Havzası madencilik faaliyetlerine tamamen kapatılıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Gözler davanın nihai kararında
Alpagut-Atalan Altın ve Gümüş Madeni Projesi hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararı, yaklaşık 2,5 yıldır devam eden çevre mücadelesinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Mahkemenin kararıyla projeye ilişkin ÇED olumlu kararının uygulanması geçici olarak durdurulurken, davanın esasına ilişkin nihai karar henüz verilmedi.
Bölge halkı, çevre örgütleri ve meslek odaları, bundan sonraki süreçte hem mahkemenin vereceği nihai kararı hem de bölgede yürütülebilecek madencilik faaliyetlerini yakından takip edeceklerini açıkladı.


