Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Çetin, Eskişehir’de partisinin saha çalışmaları kapsamında yaptığı açıklamada Türkiye’nin gündemindeki sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çetin, vatandaşlarla yaptıkları görüşmelerde en fazla ekonomik sorunların öne çıktığını belirterek, esnafın, çiftçinin ve besicinin ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi.
“Türkiye'nin en büyük sıkıntısı ekonomi sıkıntısı” diyen Çetin, “Kime dokunsanız, ‘Açlık sınırının altında yaşıyoruz’ diye feryat ediyorlar. Esnafımız çok büyük sıkıntıda, çiftçimiz çok büyük sıkıntıda. Besicilerimiz mandıralarını kapatma noktasına gelmiş. Girdilerin çok pahalı olduğu ve ürünlerinin para etmediği noktasında serzenişte bulunuyorlar” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların taleplerini dinlediklerini ve bunları parti politikası haline getirdiklerini söyleyen Çetin, “Biz konuşan değil, dinleyen bir partiyiz. Çünkü memleket şimdiye kadar çok güzel konuşanlar tarafından idare edildi ama karnemiz de ortada” dedi.
Çetin, vatandaşların kendilerine “Biz artık güzel konuşanlara değil, güzel iş yapanlara yetki vermeyi istiyoruz” dediğini aktararak, “Bu çerçevede biz de vatandaşı dinleyen bir parti olarak yola çıktık” ifadelerini kullandı.
“Çocuklarımız beslenemiyor”
Eğitim ve çocukların beslenme sorununa da değinen Çetin, “Çocuklarımızın yüzde 30'u okullara beslenme götüremiyor ve neslimizde bir bodurlaşma oluyor. Hem zekâ açısından hem bedensel açıdan neslimiz beslenememekten dolayı bodurlaşıyor” dedi.
Çetin, bazı ailelerin çocuklarının beslenme çantasına yiyecek koymakta zorlandığını belirterek, “Bizlerin göz bebeği olan çocuklarımıza bile okula giderken beslenme çantalarına bir şey koyamayan ailelerimiz, annelerimiz, babalarımız var. Bu bizim içimizi çok acıtıyor” diye konuştu.
Eğitim sisteminin de ciddi sorunlar yaşadığını savunan Çetin, “Eğitim sistemi ciddi manada sıkıntılı. Çocuklarımızı anne kucağı gibi güvenli olarak gördüğümüz okullarımıza gönderiyoruz, cesetlerini alıp çıkıyoruz. Mutlaka bunlara çözüm bulunması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Çetin, eğitim sisteminin mesleksiz bir toplum oluşturduğunu belirterek, “Çocuklarımız beslenemediği gibi iyi bir eğitim de alamıyor. Mesleksiz bir toplum oluşuyor. Mesleksiz bir toplum oluşması esnafımızı etkiliyor. Ara eleman bulamıyorlar. Gençlerimizin elinde diploma var ama diplomanın içi boş, meslekleri yok” dedi.
Meslek liselerindeki eğitimin geçmişte daha uygulamalı olduğunu savunan Çetin, “Bugün meslek lisesini bitiren gençlerimiz çivi çakmayı bilmiyor. Ara eleman sıkıntımız var. Eğitim sistemimiz çoban yetiştiremiyor” diye konuştu.

“Gençlerimiz Türkiye’de hayal kuramaz hâle geldi”
Gençlerin durumuna ilişkin de konuşan Çetin, “Genç nüfusumuz nerede? Mesleksiz, büyükşehirlerin varoşlarında, kahve köşelerinde, sanal kumar ve uyuşturucu batağına saplanmış durumda. Devlet acilen bu sorunu çözmek zorunda. Çünkü bu bizim istikbalimiz, bu ülkemizin, milletimizin geleceği. Gençlerimize mutlaka sahip çıkmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
Eğitimli gençlerin yurt dışında gelecek aradığını söyleyen Çetin, “İyi eğitim almış gençlerimiz hayallerini yurt dışında kurmaya çalışıyor. Yani eğitimli gençlerimiz Türkiye'de hayal kuramaz hâle geldi” dedi.
Çetin, Türkiye’nin göç politikası üzerinden de değerlendirmelerde bulunarak, “Yönetim, bizleri idare edenler, ‘Giderlerse gitsinler’ diyor eğitimli gençlerimize. Ama Suriye'den Türkiye'ye gelen mesleksiz insanlara da ‘Gelirlerse gelsinler’ diyor” ifadelerini kullandı.
“Yani biz bu ‘Giderlerse gitsinler’ ve ‘Gelirlerse gelsinler’ kıskacından Türkiye'yi mutlaka kurtarmamız lazım. Kendi çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım” diye konuştu.
“10 sene sonra köylerde tarımla uğraşacak kimse kalmayacak”
Tarım nüfusunun yaşlandığına dikkat çeken Çetin, “Köylerin büyük bir kısmı boşaldı. Tarımla uğraşan insanlarımızın yaş ortalaması 57. Bundan 10 sene sonra köylerde tarımla uğraşacak kimse kalmayacak” dedi.
Türkiye’de şehirleşmenin de plansız ilerlediğini savunan Çetin, “Şehir merkezlerimiz çok plansız ve çok kalabalık olmaya başladı. Almanya ile Türkiye'nin nüfusu birbirine yaklaşık, denk sayılır. Almanya'da en kalabalık şehir 3 milyon, 3,5 milyonken Türkiye'de 17 milyon. Bu, bizim şehircilikte de sanayinin dağılımında da plansız bir ülke olduğumuzun en büyük ispatlarından bir tanesidir” ifadelerini kullandı.
“Devletin eli esnafın cebinde, vatandaşın cebinde”
Ekonomi ve vergi politikalarına ilişkin eleştirilerde bulunan Çetin, “Devletin eli esnafın cebinde, vatandaşın cebinde. Biz diyoruz ki artık elinizi vatandaşın cebinden çekin. Ne kadar paraya ihtiyacınız varsa söyleyin, vatandaş o parayı versin, bir seferde kurtulsun” dedi.
Telefonlardaki vergi yükünü de örnek gösteren Çetin, “Düşünebiliyor musunuz, bir telefon alıyorsunuz, telefonun değeri 35-40 bin lira ama siz 120 bin lira para veriyorsunuz. 40 bin liralık telefonun üzerine 80 bin lira vergi veriyorsunuz” diye konuştu.
Akaryakıt üzerinden de değerlendirme yapan Çetin, “Bir varil akaryakıt alıyorsunuz, dünya ölçeğinde 9 bin 600 lira para veriyorsunuz, bunu vatandaşınıza 22 bin liraya satıyorsunuz. Bu kadar büyük bir geliri olan devlet nasıl ekonomik bir sıkıntıya girer, bunu gerçekten anlamak çok zor” ifadelerini kullandı.
Denetimlerin yalnızca küçük esnafa yönelik olmaması gerektiğini söyleyen Çetin, “Eğer denetim yapılacaksa herkese yapılmalı, sadece küçük esnafa yapılmamalı” dedi.
“Esnaf ölmüş, hükümet esnafa can suyu kredisi veriyor”
Esnafın ekonomik durumuna ilişkin konuşan Çetin, “Esnaf kan ağlıyor. Yani bunu sadece biz söylemiyoruz, hükümet kendisi de kabul ediyor. Esnafa can suyu kredisi verecekler” ifadelerini kullandı.
Çetin, “Can suyu, ölme durumunda olan insanlar için verilen sudur. Demek ki esnaf ölmüş, hükümet esnafa can suyu kredisi veriyor. Yani bu, hükümetin söylemi” diye konuştu.
“Dolayısıyla şu an Türkiye'deki en büyük sıkıntı ekonomik sıkıntıdır” diyen Çetin, toplumun farklı kesimlerinin de ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Çetin, “Asgari ücret açlık sınırının altında. Emekli maaşı açlık sınırının altında” dedi.
“Devlet memurlarımızın maaş sıkıntısı var. Polislerimizin çalışma şartlarında ciddi sıkıntılar var. Askerlerimiz sıkıntılı. Yani çalışan her grup dezavantajlı grup hâline geldi” ifadelerini kullanan Çetin, atanamayan öğretmenler ve kademeli emeklilik bekleyenlerin de bulunduğunu söyledi.
“Vatandaş devlet kurumlarına adam aramadan gidebilmeli”
Devlet kurumlarında vatandaşların işlerini herhangi bir aracıya ihtiyaç duymadan yapabilmesi gerektiğini belirten Çetin, “Bu kimlik kartıyla her vatandaşımız, devlet kurumlarına gittiğinde adam aramadan, devlette olan iş ve işlemlerini rahat bir şekilde yapıp evine dönebilmeli” dedi.
Çetin, “Ama maalesef şimdi hangi kuruma gitsek mutlaka bir adam aramak zorunda kalıyoruz. Hatta hastaneye gidiyoruz, hastanede bile adam aramak zorunda kalıyoruz. Çok insani bir tedavi talebimizi bile yerine getiremiyoruz” ifadelerini kullandı.
Sağlık hizmetlerine erişim konusunda ise “Evet, hastanelerde kuyruklar yok ama hastanelere erişim imkânları çok zayıfladı. Hastanelerdeki kuyruklar şimdi internete taşındı. Randevu almak için internet üzerinde kuyruklar oluşmaya başladı” diye konuştu.
“Eskişehir’in değil, Türkiye’nin sorunu”
Eskişehir’de merkezi yönetim ile yerel yönetimin farklı siyasi partiler tarafından yönetilmesine ilişkin değerlendirmede de bulunan Çetin, bunun yalnızca Eskişehir’e özgü bir sorun olmadığını söyledi.
Çetin, “Eskişehir, 20 yıldır iktidar partisi ile yerel belediyelerde yönetimde olan partinin farklı olduğu şehirlerden biri. Yani burada CHP varken iktidarda AK Parti var” dedi.
“‘Bunun cezasını mı çekiyor?’ derseniz buna tam katılamıyorum” diyen Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü hem yerel yönetimi hem de merkezi yönetimi aynı partide olan diğer illeri de geziyorum. Buradaki sorunların büyük bir kısmı her ilde var. Dolayısıyla bu, Türkiye'nin bir sorunu. Sadece Eskişehir'in sorunu değil.”





