Öztürk, 16–17 yaşındaki çocukların sokak ortasında yaşamını yitirmesinin artık bireysel suç olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, yaşananların toplumsal bir çürümenin sonucu olduğunu ifade etti.
16 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın, Ahmet Minguzzi’nin ardından bıçaklanarak hayatını kaybettiğini hatırlatan Öztürk, “Tüm Türkiye’nin yüreği bir kez daha yandı. Atlas’ın ailesi acıyla mücadele ederken, tehdit mesajları ve provokatif paylaşımlarla da karşı karşıya bırakıldı” dedi.
Siyasetin bu vahşet karşısında yeterli iradeyi ortaya koyamadığını savunan Öztürk, cezasızlık algısının toplumsal güveni zedelediğini belirterek, “Eğer bu algıyı bozacak düzenlemeler yapılmıyorsa bunun adı ihmaldir” ifadelerini kullandı.
Bir ülkede çocukların sokak ortasında öldürülmesinin sistemsel bir sorun olduğunu vurgulayan Öztürk, şiddetin normalleştirilmesine, denetimsiz sokaklara ve caydırıcı olmayan cezalara dikkat çekti.
“Bir çocuğu yaşatamayan hiçbir sistem meşru değildir” diyen Öztürk, devletin görevinin yalnızca açıklama yapmak değil, bu tür olayları önlemek ve sorumlulara hesap sormak olduğunu kaydetti.
Açıklamasında Anahtar Parti’nin yaklaşımına da değinen Öztürk, “Çocuklarımızın korkmadan, özgürce yaşayacağı bir Türkiye vadediyoruz. Bu karanlığa alışmayacağız. Başka çocuklar ölmesin diye mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerine yer verdi.



