Odunpazarı Belediyesi tarafından Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümü kapsamında düzenlenen “Cumhuriyet ve Edebiyat” söyleşisi ve imza günü, Türk edebiyatının usta kalemi Ayşe Kulin’i Eskişehirlilerle buluşturdu. Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Salonun tamamen dolduğu programda çok sayıda kişi söyleşiyi ayakta takip etti.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve Anadolu Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Engin Ataç’ın da katıldığı programın moderatörlüğünü Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen yaptı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen söyleşide Kulin, Cumhuriyet’in tarihsel öneminden çocukluk anılarına, toplumsal sorunlardan edebiyat dünyasına kadar birçok başlıkta düşüncelerini paylaştı.

“KURTULUŞ SAVAŞI BİR MUCİZEDİR”
Cumhuriyet Bayramı'nı çocukluğundaki kutlamalarla bugünü karşılaştırarak değerlendiren Ayşe Kulin, 29 Ekim'i biraz hüzünlenerek yaşadığını söyledi. Cumhuriyet’in hangi koşullarda ve ne büyük fedakârlıklarla kurulduğunun unutulmaması gerektiğini belirten Kulin, Kurtuluş Savaşı’nı bir mucize olarak nitelendirdi.
İşgal altındaki bir ülkenin bağımsızlığını kazanmasının büyük bir mücadele sonucunda gerçekleştiğini ifade eden Kulin, “İşgal altındaki bir ülkenin kazandığı Kurtuluş Savaşı, benim için bir mucizedir. Yorgun askerlerimiz, aç karınlarına, kimi zaman bir tas un çorbasıyla, ayaklarında postalları bile olmadan savaştılar. Ellerinde evlerinden getirdikleri tüfekler, av tüfekleri, gerektiğinde baltalar vardı. Böyle insanüstü bir mücadeleyle savaşı kazandık, bir mucize yarattık ve Cumhuriyet’i kurduk” dedi.
Cumhuriyet’in Türk milleti için çok özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Kulin, “Biz onu tırnaklarımızla kazandık. Kanımızla, canımızla, çocuklarımızla kazandık. Neredeyse hiçbir ailede amca, dayı, erkek çocuk kalmadı. Hepsi bu vatan için şehit oldu. Bu nedenle Cumhuriyet’in kıymetini çok iyi bilmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
HARF DEVRİMİ’Nİ DEDE ANISIYLA ANLATTI
Cumhuriyet dönemindeki değişim ve dönüşümün önemine değinen Kulin, Harf Devrimi’ni ise çocukluğundan unutamadığı bir anısıyla anlattı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son maliye nazırlarından olan dedesinin, harflerin değiştirilmesine başlangıçta üzüldüğünü aktaran Kulin, okula başladıktan yalnızca üç ay sonra dedesine kendi el yazısıyla bir yılbaşı kartı gönderdiğini söyledi.
Dedesinin bu kartı gördükten sonra Harf Devrimi’nin önemini anladığını belirten Kulin, yeni alfabenin çocukların daha kısa sürede okuryazar olmasına katkı sağladığını ifade etti. İnsanların başlangıçta karşı çıktıkları bir değişikliğin doğruluğunu gördüklerinde bunu kabul edebilmelerinin de önemli bir erdem olduğunu dile getirdi.

“YAZARLAR TOPLUMSAL SORUNLAR KARŞISINDA SESSİZ KALMAMALI”
Edebiyatın yalnızca hikâye anlatmaktan ibaret olmadığını, toplumsal sorunlara dikkat çekme sorumluluğu da taşıdığını belirten Ayşe Kulin, bazı eserlerini toplumsal olaylardan ve tanık olduğu acılardan etkilenerek kaleme aldığını söyledi.
“Gizli Anların Yolcusu” romanının yazılış hikâyesini paylaşan Kulin, eşcinsel bireylerin toplumda karşılaştıkları ayrımcılığa ve şiddete dikkat çekmek istediğini belirtti. İnsanların kimliklerini ve yönelimlerini seçerek dünyaya gelmediğini ifade eden Kulin, herkesin olduğu gibi kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.
Yazacağı konuları öncelikle araştırdığını, farklı hayat hikâyelerini dinleyerek eserlerini oluşturduğunu anlatan Kulin, yazarların toplumsal sorunlar karşısında sessiz kalmaması ve toplumu uyarması gerektiğini dile getirdi.
“EN SEVEREK YAZDIĞIM KİTAPLARIM FÜREYA VE TÜRKAN SAYLAN”
Söyleşide kitaplarının ortaya çıkış hikâyelerini de anlatan Ayşe Kulin, en severek yazdığı eserlerin “Füreya” ve “Türkan Saylan” olduğunu söyledi. Türkan Saylan’a büyük hayranlık duyduğunu belirten Kulin, onun hekimliği, cüzzam hastalarıyla yürüttüğü mücadele ve kız çocuklarının eğitimine yönelik çalışmalarıyla önemli bir toplumsal sorumluluk üstlendiğini ifade etti.
Türkan Saylan’ı yakından tanımasına vesile olan “Kardelenler” kitabının yazılış sürecini de paylaşan Kulin, başlangıçta projeye mesafeli yaklaştığını ancak burs desteğiyle eğitim gören iki kız çocuğuyla tanışmasının kararını değiştirdiğini anlattı. Anadolu’dan gelen çocukların yaşadıkları yoksulluğu ve eğitim olanaklarına erişmekte karşılaştıkları güçlükleri dinlediğinde çok etkilendiğini belirten Kulin, bu görüşmenin ardından kitabı yazmayı kabul ettiğini söyledi.
Kız çocuklarının eğitim hakkına erişmesinin önemine dikkat çeken Kulin, Türkiye’de eğitimde fırsat eşitsizliğinin hâlâ devam ettiğini belirterek, “Biz neden hâlâ bu kadar yoksuluz? Neden bazı bölgelerimizde insanlar böyle koşullarda yaşamak zorunda kalıyor?” sözleriyle toplumsal sorunlara işaret etti.
AYŞE KULİN’DEN KURŞUNLU KÜLLİYESİ TEPKİSİ: “BİR SANATI NASIL YOK EDERSİNİZ?”
Söyleşinin en dikkat çeken başlıklarından biri de Kurşunlu Külliyesi’nde bulunan müzelerin tahliye edilmesi tartışması oldu. Külliye bünyesindeki müzeleri ziyaret ettiğini ve sergilenen eserlerden büyük etkilendiğini belirten Kulin, müzelerin bir toplumun tarihini, kültürünü ve sanatsal birikimini gelecek kuşaklara taşıyan önemli mekânlar olduğunu söyledi.
Kurşunlu Külliyesi’ndeki müzelerin tahliye edilmesi gündemine tepki gösteren Kulin, “Çok yazık ediyorlar. Çünkü her şehrin tarihi ve kültürel birikimi müzelerinde yaşar. Biz Avrupa’ya gittiğimizde, örneğin İngiltere’de, öncelikle müzeleri ziyaret ederiz. Çünkü orada bir milletin tarihini, eserlerini, fikirlerini ve gelişimini görürsünüz. Şimdi bizim burada bu kadar değerli bir müzemiz varken var olan bir şeyi yok etmek neden? Başka bir binayı boşaltın, içini istediğiniz gibi düzenleyin. Ama bir müzeyi, var olan eserleriyle birlikte nasıl ortadan kaldırabilirsiniz? Bu, var olan bir eseri yok etmek gibi bir şey” dedi.
Müzeyi gezerken duygulandığını belirten Kulin, eserlerin geleceğine ilişkin belirsizliğe de dikkat çekti. Kulin, “Ben o müzeyi gözlerim yaşararak gezdim. Muhteşem eserler var. Peki, onlara ne olacak? Nereye gidecekler? Bu konuda şu ana kadar yapılmış hiçbir açıklama yok. Bu, sağ-sol ya da din meselesi değil. Bu, sanata ve kültüre nasıl baktığınızla ilgili bir mesele. Bir sanatı nasıl yok edersiniz? Maalesef sanatı değersiz gören bir anlayış var. Bunu hiç anlayamıyorum” ifadelerini kullandı.
BAŞKAN KURT: “CUMHURİYET’İN SONSUZA KADAR YAŞAMASI İÇİN MÜCADELEYE HAZIRIZ”
Söyleşinin sonunda sahneye çıkan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Ayşe Kulin’e Cumhuriyet ve edebiyat üzerine paylaştığı düşünceler için teşekkür etti. Etkinliğe katılan Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve Anadolu Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Engin Ataç’ı da selamlayan Kurt, Eskişehir’in Cumhuriyet değerlerini yaşatma konusundaki kararlılığını dile getirdi.
Başkan Kurt, “Sevgili Ayşe Kulin, Cumhuriyetimizin 103’üncü yıl dönümünde edebiyat ve Cumhuriyet’le ilgili değerli düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum. Bugün aramızda Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç ve Anadolu Üniversitesi Rektörümüz Engin Hoca da bulunuyor. Bütün konuklarımız adına size teşekkür ediyorum. Cumhuriyet’in sonsuza kadar yaşaması için Eskişehir’den her türlü mücadeleyi yapmaya hazırız. Size saygılarımı sunuyorum” diye konuştu.
EDEBİYATSEVERLERDEN İMZA KUYRUĞU
Cumhuriyet, tarih, eğitim, toplumsal eşitlik ve edebiyat üzerine gerçekleşen söyleşi, katılımcıların soruları ve değerlendirmeleriyle devam etti. Programın ardından düzenlenen imza gününde Eskişehirliler, kitaplarını imzalatmak ve usta yazarla sohbet etmek için uzun kuyruklar oluşturdu.




