Konuşmasına Orta Doğu’da yaşanan savaşın etkilerine değinerek başlayan Atabay, Türkiye ekonomisinin zaten kırılgan bir zeminde bu sürece yakalandığını belirtti. Yüksek enflasyon, daralan sanayi üretimi, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve tarım sektöründeki sıkıntıların mevcut tabloyu ağırlaştırdığını ifade etti.
Toplumsal fakirleşmenin arttığı bir dönemde olunduğunu söyleyen Atabay, uygulanan politikaların Türkiye’yi daha zorlu bir sürece sürüklediğini savundu. Ancak konuşmasının odağında gelecek vizyonunun bulunduğunu belirten Atabay, CHP’nin ekonomi politikaları üzerine uzun süredir kapsamlı bir hazırlık yürüttüğünü dile getirdi.
“Atacağımız doğru adımlarla kısa sürede rahatlama mümkün” diyen Atabay, hukuk, liyakat ve kurumsal yapının güçlendirilmesiyle birlikte Merkez Bankası, Hazine ve diğer kamu kurumlarının atacağı adımlarla 6 ay ile 1 yıl içinde ekonomide hissedilir bir iyileşme sağlanabileceğini söyledi.

Asıl hedeflerinin uzun vadeli dönüşüm olduğunun altını çizen Atabay, “Bizim görevimiz sadece bugünü değil, önümüzdeki 30 yılı kurtarmak” ifadelerini kullandı. Küresel ekonomide yaşanan değişimlere dikkat çeken Atabay; yapay zeka, dijitalleşme, jeopolitik kırılmalar ve ticaretteki dönüşümün yeni bir ekonomik model gerektirdiğini vurguladı.
CHP’nin “kamuculuk” anlayışına da açıklık getiren Atabay, bunun devletleştirme anlamına gelmediğini belirterek, “Amaç; yatırımlarda belirli grupların değil, toplumun tamamının kazanmasını sağlamaktır” dedi. Devletin stratejik, yönlendirici ve düzenleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Dünyada devletin ekonomideki rolünün yeniden güçlendiğine işaret eden Atabay, kamu-özel iş birliğinin şeffaf, adil ve toplumsal fayda odaklı şekilde yeniden kurgulanması gerektiğini söyledi. Türkiye’de geçmişte uygulanan bazı modellerin aksine, yeni dönemde devletin yol gösteren ve gerektiğinde öncü yatırım yapan bir aktör olması gerektiğini dile getirdi.
Ekonomide yapısal dönüşüm hedeflerini de sıralayan Atabay; yeni sanayileşme, dijitalleşme, yeşil enerji dönüşümü, beşeri kalkınma, gıda güvenliği ve lojistik altyapının güçlendirilmesinin öncelikli alanlar olduğunu belirtti. Bu hedeflere bağlı, performans odaklı ve şeffaf bir teşvik sistemi kurulması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin tüketim odaklı büyüme modelinden üretim ekonomisine geçmesi gerektiğini ifade eden Atabay, ithalata bağımlılığın azaltılmasının kritik olduğunu söyledi. “Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçmek zorundayız” diyen Atabay, bu süreçte özel sektör, üniversiteler ve kooperatiflerin birlikte hareket etmesi gerektiğini kaydetti.
Konuşmasında bölgesel kalkınma modeline de değinen Atabay, Türkiye genelinde sektör bazlı üretim ve lojistik ağlarının kurulmasını önerdi. Bu kapsamda; Güneydoğu’da tekstil ve lojistik, Doğu Anadolu’da maden işleme, İç Anadolu’da savunma sanayi ve makine, Karadeniz’de enerji ve veri merkezleri, Ege ve Akdeniz’de yeşil üretim ve Trakya’da kimya sektörünün güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Anadolu Kalkınma Yolu” yaklaşımının bu vizyonun temelini oluşturduğunu belirten Atabay, doğru politikalar ve planlı yatırımlarla Türkiye’nin hem kısa vadede toparlanabileceğini hem de uzun vadede güçlü bir ekonomik yapıya kavuşabileceğini söyledi.




