14 Mayıs seçiminde sonuçların netleşmeye başlamasıyla birlikte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu uzunca bir zaman ortada görülmedi, sonrasında ise seçim öncesindeki hal ve tavırlarından bir hayli farklı göründü. Öyle ki tanımakta güçlük çektik!
Bugüne kadar HDP'nin, hatta uzantısı terör örgütlerinin bir savunucusu gibi karşımıza çıkan, bu yüzden HDP seçmeninin kendi illerindeki mitinglerde bağrına bastığı Kemal Kılıçdaroğlu, ilk turu kaybetmesinin ardından ikinci tur öncesi normalde HDP'yi kızdıracak, PKK'yı öfkelendirecek sözler bile sarf etmeye başladı. Hatta Türkiye Cumhuriyetine bir tehdit unsuru oldukları netleştikten sonra sahip çıkmaya başladığı FETÖ'yü bile eleştirmeye başladı!

KILIÇDAROĞLU'NA "YETERKİ SEÇİMİ KAZANMANA YARDIMCI OLSUN, GEREKİRSE BİZE DE HER ŞEYİ SÖYLE" DİYE İZİN VERİLDİ GALİBA!
Tüm bunları yapmasının elbette bir nedeni var. Öncelikle hem HDP-PKK hem de FETÖ tarafından kendisine kendilerini gerekirse yerden yere vurma izni verildiğini söyleyelim. Çünkü hem HDP-PKK'nın hem de FETÖ'nün tüm umudu Kılıçdaroğlu'nun kazanması. Şurada seçime 8 gün kalmış. Bu 8 gün boyunca varsın kendilerine bağırsın çağırsın, assın kessin! 8 gün sonrasında Kılıçdaroğlu kazandığı takdirde elde edeceklerinin yanında kendisine söylediği sözler bir hiç hükmünde onlar açısından!
Kılıçdaroğlu birden bire milliyetçi kesildi başımıza. Hatta İstanbul İl Başkanı vasıtasıyla Abdullah Öcalan'ın bir terörist olduğunu bile söyletti. Evet, bunları yıllardan beri söylemiş olsaydı insanlarımız bugün söylediği sözlere inanırlardı. Ancak sadece seçim öncesinde milliyetçi bazı kesimleri keklemek için söyleyince doğal olarak pek kimse inanmıyor. Hatta dalga konusu oluyor!
Sizlere bu yazıyla birlikte oldukça dikkat çekici bir fotoğraflı örnek sunacağız.

VAY VAY VAY: MEĞER KILIÇDAROĞLU DOMUBAĞCI DİYE MİMLEDİKLERİ HÜDA PAR İLE BİRİLKİTE MİTİNG YAPMIŞ, BAŞKANLARININ KONUŞMASINI ALKIŞLAMIŞ!
Kemal Kılıçdaroğlu bir yandan milliyetçi, ulusal güvenlikçi, terör örgütünden nefret eden bir anlayıştaymış gibi kendisini bize sunarken bir yandan da AK Parti'nin Hizbullah'ı Meclis'e taşadığı yalanlarını yaydırtıyor dört bir yandan.
Şunu ifade etmek lazım ki Türkiye Hizbullah'ı devlet tarafından PKK'ya karşı kurulmuş ve işlevi dışına çıkan faaliyetlerinden dolayı 2000 yılına kadar tamamen ortadan kaldırılmış bir örgüttü. Şu an Türkiye'de böyle bir terör örgütü yoktur. Hüda Par ise tamamen legal bir partidir. Türk Bayrağı ile ilgili olarak sadece ifade edilmesi ile ilgili farklı bir düşünceleri var, o kadar. Onun haricinde bu ülkeye, bu vatana millete bağlı, bayrağımızla hiçbir sorunları olmayan bir siyasi parti. Ancak onlara atabildikleri her iftirayı atıyorlar. Bunu da kendilerinin HDP ile ilişkileri yüzünden tepki görmelerini gölgelemek için kullanıyorlar. Bir yerde "Tamam, biz PKK'ya sırtını dayayan HDP ile işbirliği yapıyoruz ve onların sayesinde belediyeleri ele geçirdik seçimde ama AKP de Hizbullah'ı Meclise'e soktu, domuz bağcıları meclise soktu. Yani onlar da suçlu!" demeye getiriyorlar. Yani kendi yanlışlarının farkındalar ama o yanlıştan dönmektense rakiplerine de benzer bir yanlış uyduruyorlar, sonra da tüm toplumun buna inanmasını bekliyorlar!
Eğer gerçekten Hüda Par domuzbağcıysa, Hizbullah uzantısı ise söyleyebilirler mi (Fotoğrafta net bir şekilde görülüyor -isimler soldan sağa doğru sıralanacak şimdi) Hüda Par Genel Başkan Vekili İshak Sağlam ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ne yapıyorlar 9 Şubat 2020'de Yenikapı'da?
Dahası bir başka video daha izledik. CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun da bulunduğu bir toplantıda Hüda Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu konuşma yapıyor, Karamollaoğlu ve Kılıçdaroğlu da kendisini alkışlıyorlar!

HÜDA PAR İLE MASADAKİ TÜM SİYASİ PARTİLER GÖRÜŞÜYOR, SİYASİ İLİŞKİ KURUYOR
Sadece bu kadar da değil; İYİ Parti'nin, DEVA'nın, Gelecek Partisi'nin Hüda Par ile görüşmeleri, ziyaretleri söz konusu.
Tüm bu fotoğraflara bakıldığında AK Parti'yi listelerinde yer vererek Meclis'e sokmakla kınadıkları Hüda Par ile hemen hepsinin baya baya ilişkisi söz konusu. Seçim öncesinde Hüda Par deyim yerindeyse kurban seçilmiş durumda. Haklarında insanlarımızın bildiğini zannettiği şeylerin büyük bölümü doğru değil. Ancak özellikle CHP, özellikle Kılıçdaroğlu ve çevresi kendi seçmenini, Hüda Par'ın da HDP gibi terör örgütüne yakın bir parti olduğu izlenimi vermek için büyük gayret sarf ediyor, bunun için bol bol yalan söylüyor ve iftira atıyorlar!
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan karşısında kazanmak için savrulmaya devam ediyor. 14 Mayıs öncesi çok sempatik bir görüntü çizerken şu an çok sert tavırlar sergiliyor. O eski halinden eser yok şimdi!

TÜRK MİLLETİ KILIÇDAROĞLU GİBİ ORADAN ORAYA SAVRULAN BİR KİŞİLİĞE İNANMAZ, KANMAZ VE GÜVENMEZ!
Kendilerini biz buradan uyaralım da sonra neden bir kez daha Erdoğan karşısında başarı elde edemediğini anlamakta zorlanmasın: Bizim insanlarımız iki de bir çizgi değiştiren insanı, çizgisi olmayanı, rüzgarda savrulanı sevmezler. Daha kendi seçim çalışmalarını, daha kendi partisini, daha kendi partisinin seçim çalışmalarını yönetemeyen bir kişiye ülkeyi teslim etmezler. Bu mesele basit bir partiler arası yarış meselesi değildir, bu mesele bir vatan meselesidir.
Bu yüzden söz konusu vatan olduğundan insanlarımızın büyük kısmı için ekonomik kriz vız gelmiş tırıs gitmiştir! İkinci turda da öyle olacaktır. Kılıçdaroğlu'nun bu kadar hızlı dönmesi, farklı bir havaya bürünmesi kendisine oy veren kimi seçmende kafa karışıklığına neden olabilir. Kendisine olan inancın zayıflamasına neden olabilir. İnsanlar "hangi Kılıçdaroğlu?" diye sormaya başlayabilir ve hatta başladılar bile!

BU SAATTEN SONRA KILIÇDAROĞLU'NA KİMSE KANMAZ, HATTA KADİR DE İNANMAZ!
Sinan Oğan bu süreçte Kılıçdaroğlu ile anlaşacak mı anlaşmayacak mı belli değil. Ancak Kılıçdaroğlu bu maksatla birden bire dönmüşse şunu bilmesi lazım ki Türk Milliyetçileri kendisine kanmaz, genel başkanları Kılıçdaroğlu'nu işaret etti diye gidip de ona oy vermezler!
Seçimin merkezinde Recep Tayyip Erdoğan var. Hem kendi ittifakına hem karşıdaki ittifaka o yön veriyor. Erdoğan yıllardan beri Kılıçdaroğlu'nu ve partisini dönüştürüyor, dönüştürmeye devam ediyor. Bir sonraki seçime kadar Kılıçdaroğlu bakarsınız gerçek anlamda terör örgütlerinden soğur, onları gerçekten de tehdit görmeye başlar. Ancak şu an itibariyle söyleyelim; bu seçime çok bir zaman kalmadı ve ne yaparsa yapsın bu ülkenin insanı kendine inanmaz, kanmaz!

***
Büyükşehir'in paylaşımındaki rakamı bordrosunda gören çalışan hiç yokmuş!

Zaman zaman Büyükşehir Belediyesi'nin bazı birimlerinde ve ESTRAM'da çalışan personelin hakları ile ilgili gelişmeleri sizlerle paylaşıyoruz. Bize ulaşan bir mesaj var. Hem ilgili yetkili sendikaları hem de belediye yönetimini haberdar etmek için sizlerle paylaşıyoruz:
"İyi günler Sezai Bey,
İki gündür sanırım siz de ESTRAM ile ilgili paylaşımları görüyorsunuzdur.
Dün Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin paylaşımında belirtilen mevcut rakam 14 bin 280 TL'yi maaş ekstresinde gören kimse yok aramızda. Bizim bordromuzda net 9 bin 187 TL yazıyor. Tüm ESTRAM personelinin aynı. Teklif ettikleri rakamlar bu belirtilen 9 bin 187 TL net yerine verilecekse bugün sendikamız hemen imzalayalım diye basın açıklaması yaptı.
Biz onların net dediği rakam içinde iş kıyafeti, bizi servis ile almadıkları günler için yerine verdikleri yol ücreti, yemek ücreti (şuan günlük 40 TL, bir tavuk tantuni ile ayran 45 TL) vesaire gibi şeylerin de olduğunu biliyoruz da onlar "net" diyerek kamuoyunun kafasını bulandırıyorlar!"
Evet bize gelen mesaj böyle. Umuyoruz Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimlerinde ve ESTRAM'da çalışan bu kardeşlerimiz haklarını tam olarak bir an önce alırlar. Belediye yetkilileri "net" diye açıklama yapmışlarsa umuyoruz hem net olur hem de çıplak ücret olur!