Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan yeni rapor, dünyanın artık klasik anlamda bir “su krizi” değil, geri dönülemez sonuçlar doğuran küresel bir “su iflası” sürecine girdiğini ortaya koydu. Rapora göre su kaynakları, kendini yenileme hızının çok üzerinde tüketiliyor ve bu tablo eski dengelere dönüş ihtimalini ortadan kaldırıyor.

Dünyanın birçok bölgesi şimdiden ağır sonuçlarla karşı karşıya. Kabil, suyunun tamamen tükenmesi beklenen ilk modern şehir olma yolunda ilerlerken, Meksika Şehri aşırı yer altı suyu kullanımı nedeniyle her yıl yaklaşık 50 santimetre çöküyor. ABD’nin güneybatısında ise eyaletler, giderek küçülen Colorado Nehri’nin sularını paylaşabilmek için sürekli bir çekişme içinde.

BM Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından hazırlanan raporda, mevcut durumun boyutlarının “kriz” ya da “su stresi” gibi kavramlarla açıklanamayacak kadar ağır olduğu vurgulandı. Raporun yazarı Kaveh Madani, bu sürecin geçici bir sarsıntı değil, kalıcı bir kırılma olduğunu belirterek dünyanın artık daha az suyla yaşamak zorunda olduğu yeni bir gerçekliğe girdiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü
İçeriği Görüntüle

Raporda kullanılan “su iflası” tanımı, gezegenin su bütçesinin negatife düştüğünü anlatıyor. Yağmur ve karla sağlanan doğal su girdisi, nehirlerden, göllerden ve yer altı akiferlerinden yapılan aşırı çekimle hızla tükeniyor. İklim değişikliğinin artırdığı sıcaklıklar ve kuraklık ise mevcut suyu daha da azaltarak tabloyu ağırlaştırıyor.

Veriler tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. 1990’dan bu yana büyük göllerin yarısından fazlası su kaybetti, yer altı su kaynaklarının yüzde 70’i uzun vadeli düşüşte. Son 50 yılda Avrupa Birliği yüzölçümü kadar sulak alan yok olurken, buzullar 1970’ten bu yana yüzde 30 küçüldü. Bugün yaklaşık 4 milyar insan, her yıl en az bir ay ciddi su kıtlığı yaşıyor.

Raporda, geçici önlemler yerine uzun vadeli ve köklü stratejilere geçilmesi gerektiği vurgulanıyor. Tarımda ürün deseninin değiştirilmesi, verimli sulama sistemlerine geçilmesi, yapay zeka destekli su takibi, kirliliğin azaltılması ve yer altı suları ile sulak alanların korunması temel çözüm başlıkları arasında yer alıyor.

Uzmanlara göre iklim değişikliğinin sınırlandırılması başarılmadığı sürece, hem insanlar hem de ekosistemler için yeterli suya erişim giderek daha zor hale gelecek. Dünya ise artık, suyun bol olduğu eski döneme dönme lüksünü tamamen kaybetmiş durumda.

Kaynak: CNN International