Mezun olduğu okulda geçmiş anılarını tazeleyen Karamanlı, "Bugün Mesleki Eğitim Merkezi'ndeyiz. Buraya gelince eski anılarımızı da tazelemiş olduk. Ben bu okulun ilk mezunlarından biriyim. Burada 2'nci sınıftan 4'üncü sınıfa kadar eğitim gördüm. Tabii o dönem okul şu an bulunduğu yerde değildi, içerisindeki binada eğitim alıyorduk. Yanlış hatırlamıyorsam 1981-1982 yıllarıydı. Anılarımızı yeniden hatırlamak güzel oldu. Şimdi de çıraklık okulumuzun açılışını yapacağız. Gerçekten çok güzel bir eğitim merkezi olmuş. Ben motor bölümünde okumuştum" diyerek çıraklık okullarının kendisi için taşıdığı manevi değeri paylaştı.
Bu tür merkezlerin sanayi kolları ve gençler için hayati bir rol oynadığını belirten Karamanlı, "Böyle merkezler çıraklarımız için son derece önemli. Çocuklarımız sanayide işin pratik yönünü öğreniyor ancak mesleğin teknik ve teorik kısmını yeterince öğrenme fırsatı bulamıyor. İşte bu merkezlerde mesleğin önemli yönlerini de öğreniyorlar. Bu nedenle çıraklık okulları bizim için çok kıymetli" ifadelerini kullandı.
Geçmişten bugüne ailelerin çocuklarını yönlendirmede düştüğü hatalara ve bunun sonucunda yaşanan istihdam sorunlarına değinen Karamanlı, toplumsal algıyı şu sözlerle eleştirdi: "Uzun yıllar boyunca 'Ben çektim, çocuğum çekmesin' anlayışıyla hareket edildi ve çırak sayısı giderek azaldı. Aileler çocuklarını çoğunlukla düz liselere yönlendirdi. Herkes çocuğunun memur ya da yönetici olmasını istedi. Ancak gençler liseyi, ardından üniversiteyi bitirmelerine rağmen iş bulmakta zorlandı. Sonrasında da 'Çocuğum üniversite bitirdi ama iş bulamıyor' serzenişleri başladı. Oysa meslek eğitimi alsalardı, bir alanda uzmanlaşır, usta olur ve kendi işlerinin patronu olabilirdi."
Milli Eğitim Bakanlığı'nın son yıllarda hayata geçirdiği yeni eğitim modelini desteklediğini belirten EESOB Başkanı, sistemin işleyişini ve avantajlarını aktararak, "Son iki üç yılda Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda önemli adımlar attı. Meslek liseleri ve Mesleki Eğitim Merkezleri yaygınlaştı. Bugün bir öğrenci hem meslek lisesi diploması alıyor hem ustalık belgesine sahip oluyor. Haftanın dört günü iş yerinde uygulamalı eğitim görüyor, bir günü ise okulda mesleğin teknik yönlerini öğreniyor. Bence bu çok doğru bir uygulama. Avrupa'da yıllardır uygulanan bu sistemin Türkiye'de de yaygınlaşması son derece olumlu oldu" dedi.
Zanaatkarlığın maddi ve manevi olarak hak ettiği değeri görmesi gerektiğini ifade eden Karamanlı, "Meslek öğrenmek çok önemli. Elbette avukatlık, eczacılık ve doktorluk gibi meslekler çok değerli. Ancak bir berbere, motor ustasına, marangoza ve diğer meslek ustalarına da ihtiyaç var. Üstelik bugün birçok usta oldukça iyi gelir elde ediyor" şeklinde konuştu.
Son olarak sanayideki güncel iş gücü talebine ve mühendis ile usta arasındaki istihdam dengesizliğine dikkat çeken Adnan Karamanlı, konuşmasını şu çarpıcı sözlerle noktaladı: "Bir organize sanayi bölgesine gidin; eğer bir meslekte ustaysanız kısa sürede iş bulabilirsiniz. Buna karşılık aynı işletmeye bir günde çok sayıda mühendis başvurabiliyor. Çünkü piyasada mühendis bulunuyor ama nitelikli usta bulmak giderek zorlaşıyor."



