Eskişehir Rumeli Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ERİAD) Başkanı Rüştü Şentuna, Kızılinler Termal Turizm Bölgesi’nde hayata geçirmek istedikleri projeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 3 yıldır proje üzerinde çalıştıklarını belirten Şentuna, “Biz hiçbir siyasi polemiğin içerisinde yer almak istemiyoruz. Hiç kimseyi suçlamıyoruz, hiç kimseyle kavga etmek gibi bir derdimiz de yok. Bizim tek bir derdimiz var: Eskişehir’e yatırım kazandırmak. Bugün geldiğimiz noktada, kamuoyunun kafasında herhangi bir soru işareti kalmaması adına yaklaşık üç yıldır devam eden bu projelerin bütün sürecini tarihleri ve belgeleriyle birlikte sizlerle paylaşmak istiyoruz. Hatta şunu da söyleyeyim; tüm detayları bir flaş belleğe yükledik. Yazışmalar, imar planları, ÇED süreçleri ve diğer bütün belgeler burada yer alıyor” ifadelerini kullandı.
“20 yıl öncesine dayanıyor”
Kızılinler’in geçmişinin 20 yıl öncesine dayandığını belirten Şentuna, “Öncelikle Kızılinler’i doğru bir yere koymak gerekiyor. Kızılinler, 4 Aralık 2006 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla turizm koruma bölgesi ilan edildi. 16 Aralık 2006 tarihinde de Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yani çok uzun bir süreçten bahsediyoruz. Aradan 20 yıl geçmiş. Bugün tartıştığımız mesele aslında bugünün meselesi değil, 20 yıl öncesine dayanıyor. Biz de yaklaşık üç yıldır bu sürecin takipçisiyiz. ERİAD olarak şunu söyledik: Bu proje 20 yıldır şehir gündeminde konuşuluyor ancak bugüne kadar somut bir adım atılmamış. Biz de ERİAD ailesi olarak, ‘Kızılinler Termal Turizm Bölgesi’ni Eskişehir’e kazandıralım, şehrimizin turizm çeşitliliğini artıralım ve bunun için sermayemizi birlikte ortaya koyalım’ dedik” diye konuştu.
Yaklaşık 100 sanayiciyle yola çıktıklarını aktaran Şentuna, “Sermayemizi oluşturduk, projelerimizi hazırladık ve 2023 yılından bu yana bu proje üzerinde çalışıyoruz. Şirketimizi kurduk, projelerimizi hazırladık, tahsis sürecine girdik, teminatlarımızı yatırdık, gerekli bedelleri ödedik. Onlarca kurumla yazıştık, teknik çalışmalarımızı yaptık, ÇED sürecini yürüttük. Kadastro işlemlerinden ağaç rölövesine kadar pek çok çalışmayı tamamladık. Dolayısıyla bugün burada sadece bir niyetten bahsetmiyoruz. Ortada ciddi bir emek, ciddi bir hazırlık ve ciddi bir sermaye var” dedi.

“Dorya Termal” projesi
Projeye “Dorya Termal” adını verdiklerini açıklayan Şentuna, “Kızılinler Termal Turizm Bölgesi’nde aslında bütün şehrin sahiplenebileceği bir proje yapmak istiyoruz. 250 yataklı bir termal turizm tesisi planlıyoruz. Ancak burası sadece klasik anlamda bir termal tesis olmayacak. İmar planında bu bölge sağlık turizmi tesis alanı olarak geçiyor. Biz de termal turizmi sağlık turizmiyle bir araya getirmek istedik. Dolayısıyla basit bir termal yatırımından bahsetmiyoruz. Projenin içerisinde termal havuzlar, rehabilitasyon merkezleri, spor alanları, sosyal donatılar, aquaparklar, geriatri merkezi ve ileri yaşam merkezi bulunuyor. Yalnızca yılın belli dönemlerinde çalışan bir termal tesis değil, 12 ay boyunca faaliyet gösterecek bir merkez hayal ettik” ifadelerini kullandı.
Kızılinler’deki termal suyun özelliklerine de değinen Şentuna, “Burada 52 derece sıcaklığında su var. Mineral oranı 1024 seviyesinde ve zengin mineralli sular sınıfına giriyor. Eskişehir açısından son derece değerli bölgelerden bir tanesinden söz ediyoruz. Biz Eskişehir’in bu projeye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Sürekli şehrimizin potansiyellerinden bahsediyoruz. Eskişehir’in havacılık potansiyeli var, turizm potansiyeli var, raylı sistemler potansiyeli var. Ancak potansiyel tek başına bir anlam ifade etmiyor. Önemli olan bu potansiyeli yatırıma dönüştürebilmek. Biz de tam olarak bunu yapmaya çalışıyoruz” dedi.
Tahsis süreci
14 Kasım 2023 tarihinde Bakanlığa başvurduklarını belirten Şentuna, “Ardından bölgenin tahsis duyurusuna çıkarılmasını talep ettik. 2024 yılının birinci döneminde tahsis duyurusuna çıkmadı. İkinci döneminde de çıkmadı. Tahsis gerçekleşmeyince konuyu kamuoyuyla paylaştık. ‘Kızılinler burada duruyor, biz de buradayız’ dedik. Sonuç alamayınca iktidar milletvekillerimizden ve il başkanımızdan destek istedik. Sağ olsunlar, onlar da destek verdiler. Birlikte defalarca Ankara’ya gittik. Son olarak AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu ile birlikte Ankara’ya gittik. Nebi Hatipoğlu, Bakan ile bizzat görüşmemizi sağladı. Taleplerimizi doğrudan, birinci ağızdan ilettik. Sonuçta bölge Mayıs 2025’te tahsis duyurusuna çıktı” diye konuştu.
20 Haziran 2025 tarihinde müzakereye katıldıklarını söyleyen Şentuna, “Yaklaşık 20 yıldır olduğu gibi bu bölgeye başka bir katılımcı çıkmadı. Tek katılımcı olarak sürece girdik. Teminatlarımızı yatırdık, belgelerimizi teslim ettik, gerekli bedelleri ödedik ve 20 Haziran 2025 tarihinde bizim lehimize tahsis kararı alındı. Sonrasında ön izin aşamasını beklemeye başladık. Aradan ciddi bir süre geçti. Bu sırada arazide birtakım harita çalışmaları yaparken bir dirençle karşılaştık. Öncelikle bunu müzakere yoluyla çözmeye çalıştık. Görüşmeler yaptık ancak sonuç alamadık. Daha sonra bedelimizi alıp bu işten vazgeçmemiz yönünde de bize telkinlerde bulunuldu. Ancak arkadaşlarımız, ‘Biz bu şehre bir söz verdik. Sözümüzün arkasında duralım ve bu işten vazgeçmeyelim’ dediler” ifadelerini kullandı.
“ÇED sürecindeki kurum görüşlerinin tamamı olumlu”
30 Eylül 2025 tarihinde yaşanan süreci kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Şentuna, “Yaklaşık 10 gün sonra, 10 Ekim 2025 tarihinde de ön izin sürecimiz başladı. Ön izin süresi içerisinde yerine getirmemiz gereken birtakım yükümlülükler vardı. Bunların tamamını yerine getirdik. Kurumlarla gerekli görüşmeleri yaptık, bütün süreçleri hazırladık, teminatlarımızı yatırdık. Orman bedelleri, ağaçlandırma bedelleri ve diğer yükümlülüklerimizi yerine getirdik. Şimdi geldiğimiz noktada önümüzde ÇED süreci bulunuyor. ÇED sürecindeki kurum görüşlerinin tamamı olumlu. Projeyi doğrudan olumsuz etkileyecek herhangi bir konu bulunmuyor” dedi.
“Evet, istiyoruz”
Kamuoyunda “ERİAD bu projeyi gerçekten yapmak istiyor mu?” sorusunun tartışıldığını söyleyen Şentuna, “Evet, istiyoruz. Üstelik bunu sadece sözle söylemiyoruz. Şirket kurarak istiyoruz. Proje hazırlayarak istiyoruz. Sermaye koyarak istiyoruz. Teminat yatırarak istiyoruz. Milyonlarca liralık yatırımın altına girerek istiyoruz. Kurumların kapısını aşındırarak istiyoruz. Karşılaştığımız sorunları kamuoyuyla paylaşarak ve destek isteyerek istiyoruz. Bir yatırımcı yapmak istemediği bir proje için bunların hiçbirini yapmaz” diye konuştu.
“277 milyon liradan 500 milyon liraya yaklaştı”
Projenin maliyetinin süreç içerisinde ciddi şekilde arttığını belirten Şentuna, “Bakanlığın tahsis koşullarındaki en önemli şartlardan biri de mali yeterlilik. Tahsisin yapılabilmesi için yatırımın yüzde 51’ini karşılayabilecek mali yeterliliğinizin bulunması ve bunun yeminli mali müşavir raporuyla belgelenmesi gerekiyor. Biz bunu belgeledik. Hatta müracaat tarihinde projenin sermayesinin yüzde 90’ı hazırdı. Ancak süreç uzadıkça enflasyon nedeniyle yatırım maliyeti de artıyor. İlk yola çıktığımızda 277 milyon lira seviyesinde olan yatırım bugün 500 milyon liraya yaklaşıyor. Önümüzdeki yıl belki 750 milyon lirayı bulacak. Süreç uzadıkça proje bizi de maddi anlamda zorlamaya başlayacak. Bu nedenle diyoruz ki her şey bu noktaya kadar gelmişken artık önünü açalım ve Eskişehir bu yatırımı kazansın” ifadelerini kullandı.
“10 Ekim 2026 kritik bir tarih”
Şentuna, ön izin süresinin 10 Ekim 2026 tarihinde sona ereceğini belirterek, “Bakanlık ön izin için bir yıllık süre veriyor ve bu süre için ‘uzatılamaz’ hükmü bulunuyor. Dolayısıyla normal şartlarda uzatma imkânımız yok. Şu anda önümüzde yaklaşık bir aylık süre kaldı. Üstelik sadece beklediğimiz belgenin gelmesi yeterli değil. Belge geldikten sonra bizim de tamamlamamız gereken birtakım işlemler var. Bunları yerine getirerek dosyamızı 10 Ekim 2026 tarihine kadar Bakanlığa sunmamız gerekiyor. Bütün çabamız bu projenin Eskişehir’in elinden kayıp gitmemesi için” dedi.
Ön izin süresinin dolması halinde projenin kaybedilme riski bulunduğunu belirten Şentuna, “Beklediğimiz evrakla ilgili bizim bildiğimiz herhangi bir olumsuz görüş bulunmuyor. Varsayalım ki olumsuz bir görüş geldi. Bunu yazılı olarak Bakanlığa bildiririz ve gerekli süreç işletilir. Ancak belge gelmez ve süre dolarsa daha büyük bir risk ortaya çıkıyor. Yükümlülükler tamamlanamadığı için Bakanlık yatırım ön izin belgesini resen iptal edebilir. Bu nedenle bu tarihe kadar olumlu veya olumsuz bir görüşün ya da kurumda devam eden işlemin hangi aşamada olduğunun resmî yazıyla bize bildirilmesi gerekiyor. Biz de bunu Bakanlığa sunalım” ifadelerini kullandı.
“Hiçbir ayrıcalık istemiyoruz”
Şentuna, “Biz bu aşamada hiçbir ayrıcalık istemiyoruz. Kimseden ayrıcalık beklemiyoruz. Kimsenin önüne geçmek istemiyoruz. Hiç kimsenin bizim için mevzuatın dışına çıkmasını da istemiyoruz. Biz sadece mevzuat içerisinde çözüm istiyoruz” dedi.
ERİAD’ın siyasi bir tarafının bulunmadığını vurgulayan Şentuna, “Bizim tarafımız belli. Bizim tarafımız Eskişehir. ERİAD olarak herhangi bir siyasi partinin yanında veya karşısında değiliz. Bu projenin arkasında yalnızca ben yokum. Bu projenin arkasında Eskişehir’de yaşayan, üreten, vergi veren ve istihdam sağlayan Rumeli ve Balkan kökenli sanayici ve iş insanlarının ortak iradesi var. Bu şehirde doğmuş olabiliriz, başka şehirlerden buraya gelmiş olabiliriz. Ama sonuçta bu şehir hepimizin” diye konuştu.
Cevdet Yılmaz’a da aktarıldı
Kızılinler sürecini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a da aktardıklarını açıklayan Şentuna, “Biz de konuyu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a ilettik. Kendisi olumlu karşıladı ve gerekli talimatları verdi. Konunun en üst düzeye ulaşmasının ardından Eskişehir’in bu yatırıma kavuşacağını düşünüyoruz. Devletin, halkın yararına olan stratejik projelerden vazgeçmeyeceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Sermaye ürkektir”
“Yatırımcı belirsizliklerin ve bu kadar zorluğun içerisinde uzun süre kalamaz. Sermaye ürkektir. Böyle bir ortam oluştuğunda Eskişehir’e sermaye çekemezsiniz” diyen Şentuna, “Biz bu konuda uzun süredir mücadele ediyoruz. Bugün de mücadelemizi sürdürüyoruz. Şunu da düşünmek gerekiyor: Bu proje kaybedilirse ERİAD ne kaybedecek? ERİAD’ın zaten daha önce böyle bir yatırımı yoktu. Hepimizin bu yatırımda bir payı var. Ancak hiçbir arkadaşımız buradan elde edeceği gelirin peşinde değil. Bu sanayicilerin hiçbirinin böyle bir projeye kişisel olarak ihtiyacı yok. Ama Eskişehir’in bu projeye ihtiyacı var” dedi.
Hava Kampüs ve cam köpüğü yatırımı
Hava Kampüs ve cam köpüğü yatırımı hakkında da bilgi veren Şentuna, “Hava Kampüs veya kontrolsüz havalimanı aslında bizim geliştirdiğimiz bir proje değil. Ulaştırma Bakanlığının bir projesi ve bizim de son derece kıymetli bulduğumuz bir çalışma” diye konuştu.
Yaklaşık 800 bin liralık harç ödediklerini belirten Şentuna, “Bizden kaynaklanan hiçbir eksiklik kalmasın. Sen 800 bin lirayı yatır. Olumsuz sonuçlansa bile biz buna razıyız dediler. Biz de harcımızı yatırdık ve bütün yükümlülüklerimizi yerine getirdik” ifadelerini kullandı.
Hava Kampüs konusunun şu anda öncelikli gündemlerinde olmadığını söyleyen Şentuna, “Bugün en yakın ve en hızlı şekilde sonuca ulaştırabileceğimiz proje Kızılinler Termal Bölgesi. Bunu el birliğiyle hayata geçirmeye çalışacağız. İmkân verilirse yaparız. İmkân verilmezse de artık ERİAD’ın yapabileceği başka bir şey kalmamış olacak” diye konuştu.
Cam köpüğü yatırımıyla ilgili ise Şentuna, “Üniversite-sanayi iş birliği yıllardır konuşuluyor. Biz bunun somut örneklerinden birini yaklaşık altı ay önce hayata geçirdik ve bir patent devraldık. Türkiye’de bunun üretimi bulunmuyor. Bunun üretim hakkı da ERİAD’a geçti. ERİAD, Türkiye’de ve Avrupa’da bu alandaki tek üretici olacak. Bu yatırımı da Eskişehir’e kazandırmak için çalışıyoruz. Ancak bu kadar sıkıntılı bir ortamda yatırımı burada mı yapacağız, başka bir bölgeye mi taşıyacağız, açıkçası bunu şu anda bilmiyorum. Çünkü aynı sorunlarla bu yatırımda da karşılaşmak istemiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Sadece çözüm istiyoruz”
Şentuna, açıklamasının sonunda ilgili kurumlara çağrıda bulunarak, “Biz polemik istemiyoruz. Kişisel tartışmaların içerisinde yer almak istemiyoruz. Bizim derdimiz çok açık. Kızılinler’i Eskişehir’e kazandırmak istiyoruz. 20 yıldır bekleyen bir projenin daha siyasi tartışmalar arasında kaybolmasını istemiyoruz. Sadece çözüm istiyoruz. Eksik varsa söyleyin, tamamlayalım. Yükümlülük varsa söyleyin, yerine getirelim. Ama önümüzde kalan zamanı hep birlikte doğru değerlendirelim. 10 Ekim 2026, Eskişehir açısından kritik bir tarih. Önümüzde hâlâ fırsat varken bunu kaçırmayalım” dedi.
Şentuna, “Bundan sonraki yükümlülük bizde değil, ilgili kurumlarımızda. Olumlu sonuçlanması halinde sözümüzün arkasında duracağız ve orada bütüncül bir çözüm ortaya çıkması için gönüllülük esasıyla çalışmaya devam edeceğiz. Ancak bugünden itibaren kim ne söylerse söylesin, kişisel tartışmaların içerisine girmeyeceğiz” şeklinde konuştu.



