"Ev Tutsa Kira Veremiyor, Huzurevine Gitse Ödeyemiyor"
Emeklilerin barınma ve temel bakım ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirten Hatice Kılıç, birçok yaşlının çaresizlikten ortak eve çıkmak zorunda kaldığını ifade ederek şu sözleri kaydetti:
"Türkiye genelinde emeklilerin gerçekten çok sıkıntılı olduğu, yaşam mücadelesi verdiği bir dönemden geçiyoruz. Emekli maaşları 20 bin lira ile 24 bin lira arasında değişiyor. Ortalama 20 bin lira maaş alan bir emekli, 24 bin lira huzurevi ücretini nasıl verecek? Ev tutsa kira veremiyor, geçinemiyor, yaşayamıyor. Yaşlı Bakım Merkezi denilen huzurevlerine gitse ücretini ödeyemiyor. Emekli kara kara düşünüyor. Bu nedenle yaşlılar yurtlarında sıra bekleyen insanların bir kısmı artık kayıtlarını bile sildirmek zorunda kalıyor. Bazıları eve çıkarak 3-4 kişi bir arada yaşamaya başladı. Bunların hepsi yaşlı insanlar."
"Bağışlar Düştü, Belediyelerin Giderleri Arttı"
Hayat pahalılığının belediye hizmetlerine ve sosyal yardımlara da yansıdığını, kriz nedeniyle dayanışma kültürünün büyük yara aldığını dile getiren Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Belediyelerin sunduğu hizmetlerin ücretleri de arttı. 21 bin lira olan ücretler 24 bin liraya çıktı. Özel gereksinimli hastalar için uygulanan ücretler 40 bin liraya yükseldi. Belediyelere bir şey diyemiyoruz. Çünkü koşullara baktığınızda her gün her şeye zam geliyor. Belediyelere sorduğumuzda, geçen dönemde özellikle Kurban Bayramı'nda önemli destekler sağlandığını, 10 tona kadar et yardımı yapıldığını söylediler. Bu dönemde ise daha önce yapılan bağış ve desteklerin büyük ölçüde azaldığını ve 3 tona kadar düştüğünü ifade ediyorlar. Daha önce durumu iyi olan insanlar yardım yapabiliyordu. Şimdi onların da ekonomik durumu bozuldu."
"Artık Yeter Diyoruz"
Meclis'teki milletvekili profili ile hükümetin yönetim anlayışını eleştiren DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç, açıklamalarını şu sert sözlerle tamamladı:
"Hükümetin bunu görmesi gerekiyor. Siz saraylarda yaşarken alt tabakadaki insanların nasıl yaşadığını bilmiyorsanız, onların yanında bulunmuyorsanız, bu bir yönetim anlayışı değildir. Bu, insanlara eziyet etmektir. Başka bir şey değildir. Bugün milletvekillerine baktığımızda, çoğunun işçi ya da sıradan çalışan insanlar olmadığınııyoruz. Fabrika sahipleri, patronlar ve büyük ekonomik güce sahip kişiler bulunuyor. Bu insanlar benim yaşadığım sorunu ne kadar anlayabilir, ne kadar dile getirebilir? Bir söz vardır, 'Açın hâlinden tok anlamaz.' Onun için şunu söylemek istiyorum: Bizler birleşerek, birbirimize destek olarak sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Artık yeter diyoruz."




