10 Ekim 2025’te ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan ve daha sonra yaşamını yitiren Tosun’un ölümüne ilişkin hazırlanan fezlekede iki tutuklu şüpheli hakkında “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçlaması yöneltildiğini hatırlatan Özveren, bu hukuki nitelendirmenin dosyadaki delillerle örtüşmediğini savundu. Adli Tıp raporunda yer alan bulgulara ve kamera kayıtlarına işaret eden Özveren, olayın basit bir yaralama olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

Soruşturma sürecinde eksiklikler bulunduğunu ileri süren Özveren, azmettiren olup olmadığına dair kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğini söyledi. Dosyanın yalnızca bir ceza davası olmadığını, yaşam hakkının korunması açısından da önem taşıdığını vurgulayan Özveren, sorumluların adil biçimde yargılanması çağrısında bulundu.

Açıklamada ayrıca Tosun’un doğa ve yaşam alanlarının korunmasına yönelik mücadelesine de dikkat çekildi. TBMM Genel Kurulu gündemine gelen “Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin korunan alanları bir işletme sahasına dönüştürme riski taşıdığı savunuldu. Düzenlemenin milli parklar, tabiat koruma alanları ve sulak alanlar açısından tehdit oluşturduğu belirtilerek, “Ormanlar halkındır, satılamaz” mesajı verildi.

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, Hakan Tosun için adalet mücadelesini sürdüreceklerini ve doğa ile yaşam alanlarının korunması için yasal düzenlemenin geri çekilmesi talebiyle mücadeleye devam edeceklerini açıkladı.




