Atak, Türkiye’de asgari ücretin belirleyici bir ücret olduğunu vurgulayarak, mevcut ekonomik koşullarda net asgari ücretin 50 bin liranın altında kalmaması gerektiğini söyledi.
Asgari ücretin yalnızca asgari ücretle çalışanları değil, tüm ücret skalasını etkilediğine dikkat çeken Atak, “Bu rakamın diğer ücretlere de refah payı olarak yansıması gerekir ki çalışanlar insanca yaşayabilecek gelir seviyelerine ulaşabilsin. Ancak beklentilerimiz karşılanmadı; asgari ücret 50 bin liraya çıkmadığı gibi bizim ücretlerimiz de düşük kaldı” dedi.
50 BİN LİRANIN ALTINDA KALMAMASI GEREKİYOR
Asgari ücretin bir ülkede belirleyici ücret olduğuna vurgu yapan Atak, “Bu anlamda iyi seviyelerde olması gerekir. Ücretlerin açlık ve yoksulluk sınırının belirli bir oranda üzerinde tutulması şarttır. Bugün Türkiye şartlarında asgari ücretin net olarak 50 bin liranın altında kalmaması gerekiyordu. Bu 50 bin liralık rakamın, diğer tüm ücretlere de refah payı olarak yansıması gerekir ki diğer çalışanlar da geçinebilecek rakamlara ulaşabilsin” diye konuştu.
“BUGÜNE KADAR SÖYLEDİKLERİMİZ DİKKATE ALINMADI”
Türkiye'de şu an istenilen durumda olmadıklarını aktaran Atak, şöyle konuştu:
“Asgari ücret beklendiği gibi 50 bin liraya çıkmadı. Bizim ücretlerimiz de aynı şekilde düşük kaldı. Biz, özellikle Milli Savunma iş kolunda kendimizi 'nitelikli iş gücü' olarak tanımlıyoruz. Bunun sadece ekonomik değil; toplumsal, sosyal ve ülkemizin dış güçlere karşı duruşu açısından da hayati önem arz ettiğini defalarca ifade ettik. Eğer güçlü bir savunma sanayii yaratmak istiyorsanız, personelinize önem vermeli, aidiyet duygusunu artırmalı ve liyakat sahibi personeli korumalısınız. Fakat bugüne kadar söylediklerimiz maalesef dikkate alınmadı. Personelimiz iş yerlerinden ayrılmaya ve farklı yerlerde iş bulmak için çaba sarf etmeye devam ediyor. Bunun kök nedeninin geçim sıkıntısı olduğunu düşünüyoruz. Şu anda savunma sanayii işçileri, 7-8 sene önceki ekonomik refah seviyelerinde değiller.”
“MAĞDURİYET YAŞAMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Bu konunun Eskişehir açısından sıkıntılı olduğuna dikkat çeken Atak, şunları söyledi:
“Türkiye'nin tek ve örnek teşkil eden '1. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü', muharip uçakların bakım, onarım ve tadilatını yapan dünyadaki sayılı tesislerden biridir. Bu fabrikanın korunması; Eskişehir halkı, esnafı ve sosyal hayatı için çok büyük önem taşıyor. Kuşaklar boyunca insanlar burada çalışarak evlerine ekmek götürdüler; bunun devam etmesini istiyoruz. Ocak ayındayız; yeniden değerleme oranlarıyla birlikte doğal gazdan yakıta, kiradan temel gıdaya kadar her şeye yüksek oranlarda zam geliyor. Ancak iş gelir vergisine geldiğinde, çalışanların vergi dilimlerine müdahale edilerek daha fazla vergi alınması bizi zor duruma düşürüyor. Hiçbir üründe %25 zam göremezken, vergi dilimlerindeki artışlar çok yetersiz kalıyor. Bugün ilk vergi dilimi 190 bin lira olarak belirlendi; oysa her yıl enflasyon oranında artırılsaydı bu rakamın 720 bin lira civarında olması gerekiyordu. Daha önce Haziran-Temmuz aylarında girdiğimiz %20’lik vergi dilimine, bu yıl Mart ayında gireceğiz. Ocak ayında aldığınız maaşı Mart’ta, Mart’ta aldığınızı Temmuz’da, Temmuz’da aldığınızı ise Aralık’ta alamıyorsunuz. Bu sistem adil ve eşit değildir. Hem vergi oranlarındaki bu adaletsizlik hem de maaş ve özlük haklarımızın istenilen seviyeye gelmemesi nedeniyle mağduriyet yaşamaya devam ediyoruz.”


