Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü kapısı önünde bir araya gelen öğrenci grupları, İsmet İnönü Caddesi boyunca yürüdü. Yürüyüşün ardından kalabalık adına basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı Devrimci Öğrenci Birliği, EHP Gençlik, Özgür Genç Kadın ve SGDF adına Yiğitcan Yalçın okudu. Yiğitcan Yalçın, açıklamasına tutuklanan arkadaşlarının isimlerini anarak başladı. Yalçın, “Bugün, eşit ve özgür bir yaşamı savundukları için hukuksuzca tutuklanan arkadaşlarımız Mert, Halil, Kaan ve Berdan için buradayız” dedi. Yalçın, 15 Aralık Pazartesi günü sabah saatlerinde İzmir’de yapılan gözaltılara değindi. Dört üniversite öğrencisinin, 19 Mart’ta katıldıkları eylemler ve attıkları sloganlar gerekçe gösterilerek tutuklandığını söyledi. Yiğitcan Yalçın, bu tutuklamaların ifade özgürlüğü ve yürüyüş hakkıyla ilgili olduğunu belirtti. Açıklamada, “Arkadaşlarımız bugün, bu ülkede milyonlarca insanın ve gençliğin en temel demokratik haklarını kullanarak özgürlük taleplerini dile getirdiği eylemlere katıldıkları için tutuklandılar” ifadeleri yer aldı. Yürüyüş sonrası yapılan açıklamada, öğrencilerin dokuz aydır süren eylemlerine de dikkat çekildi. Yiğitcan Yalçın, 19 Mart’tan bu yana üniversitelerde yaşanan baskılara karşı ses çıkardıklarını söyledi. Yalçın, üniversitelerin ticari alanlara dönüştürüldüğünü savunarak, “Biz öğrenciler 19 Mart’ta, bundan tam dokuz ay önce, üzerimize kurulan devlet baskısına karşı mücadeleyi yükselttik ve sürdürüyoruz” dedi.
Gözaltılar ve tutuklamalar
Basın açıklamasında, İzmir’de yaşanan tutuklamaların tek başına ele alınamayacağı vurgulandı. Yiğitcan Yalçın, bu sürecin gençlik hareketine yönelik genel bir baskının parçası olduğunu söyledi. Yalçın, “Bu tutuklamalar münferit değildir. İzmir’de gerçekleşen tutuklamalar, 19 Mart eylemlerine ve sokakta büyüyen gençlik hareketine karşı yürütülen saldırının bir parçasıdır” ifadelerini kullandı. Tutuklanan öğrencilerin daha önce meslek liseleri ve gençlerin çalışma koşullarıyla ilgili eylemler düzenlediği de açıklamada yer aldı. Yiğitcan Yalçın, bu çalışmaların da tutuklamalarda etkili olduğunu savundu. Açıklamada, bu durumun hukuki değil siyasi olduğu görüşü dile getirildi. Yalçın, tutuklu öğrencilerin cezaevlerinde ağır koşullarla karşı karşıya bırakılmak istendiğini söyledi. Bu uygulamaların bir baskı yöntemi olarak kullanıldığını belirten Yiğitcan Yalçın, “Bu hapishaneler bir infaz modeli değil, tecrit ve sindirme politikasıdır” dedi. Amaçlarının gençleri ve muhalif kesimleri toplumdan koparmak olduğunu ifade etti.
Yargı ve eylem yasakları
Basın açıklamasında son günlerde alınan yargı kararlarına da yer verildi. Yiğitcan Yalçın, İstanbul Barosu’nun açtığı dava sonucunda, 19–23 Mart 2025 tarihleri arasında uygulanan gösteri ve basın açıklaması yasağının mahkeme tarafından iptal edildiğini hatırlattı. Yalçın, bu kararın ardından 19 Mart sürecinde yapılan gözaltı ve tutuklamaların da hukuka aykırı olduğunun ortaya çıktığını savundu. Yiğitcan Yalçın, buna rağmen kendi arkadaşlarının tutuklu olmasının çelişki yarattığını söyledi. Açıklamada, öğrencilerin gözaltı süreçlerinde insan onurunu zedeleyen uygulamalara maruz kaldıkları, ailelerinin bilgilendirildiği ve baskı altında tutuldukları da dile getirildi. Yalçın, açıklamasının devamında, “Bizleri bu düzende bir çark gibi gören anlayışa karşı duruyoruz. Mert, Halil, Kaan ve Berdan bu karanlığa teslim olmayı reddettikleri için tutuklandılar” ifadelerini kullandı. Açıklamanın son bölümünde, tutuklanan öğrencilerin serbest bırakılması talep edildi. Yiğitcan Yalçın, mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek, “Tutuklanan arkadaşlarımız serbest bırakılana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Sokaklarda, kampüslerde ve bulunduğumuz her alanda olmaya devam edeceğiz” dedi.




