Bizde ağır basan solcu kafa ne yazık ki CHP zihniyetidir. Normalde dünyanın birçok yerinde sol partiler insanlara daha sempatik gelirler. Bunun için de yeterli neden vardır. Ancak bizde CHP zihniyeti sola hakim olmuş, kendi psikolojik hastalıklarını tüm sola bulaştırmıştır. Solun farklı tonları bu bulaşıcı hastalıktan farklı oranlarda kısmetine düşeni almıştır ne yazık ki.
Garip bir şekilde CHP zihniyetine sahip gazeteciler de oldukça saldırgan oluyorlar. Seçimin özellikle ilk turu öncesinde gördük ki Kılıçdaroğlu'nun kazanmasını isteyen gazeteciler hiçbir değer bağlı kalmaksızın saldırgan oluyorlar; gerekirse iftira atıyor, gerekirse yalan söylüyor, gerekirse manipülasyon yapıyor. Herhangi bir sınırları yok. Şu an ikinci tur için de en çok çalışanlar yine aynı gazeteciler, sanatçılar ordusu. Toplumu sindirme adına her şeyi yapmaya çalışıyorlar. Tabi yeri gelince de devletin en hassas kurumlarına saldırmaktan çekinmiyorlar.

GAZETECİ TARAF DA TUTABİLİR, AMA GAZETECİ HAKSIZLIK EDEMEZ, GERÇEĞİ OLDUĞUNDAN FARKLIYMIŞ GİBİ GÖSTERMEYE ÇALIŞAMAZ
Eskişehir'de de ne yazık ki benzer zihniyete sahip meslektaşlarımız var. Normal hayatlarında belki birçoğunuz rahatlıkla anlaşabileceği bu meslektaşlarımız ekranın başında, yalnız başlarına kalınca çok farklı bir kimliğe bürünebiliyorlar. O kimliğe büründüklerinde onları çok saldırgan bir halde buluyor ve tanımakta zorlanıyoruz.
Gazeteci muhalif olmalı derler. Eyvallah. Bir itirazımız yok.
Gazeteci taraf da olabilir. Buna da itirazımız yok. İsteyen taraf olur, isteyen bağımsız kalır. Ancak bizim açımızdan hakikatin ne olduğu önemlidir. Olunması gereken yerde hakikatin taraftarı olmak lazımdır. Gazeteci gerçeğin ne olduğunu bilmeden bir şeyi gerçekmiş gibi yazarsa hata eder, bir şeyi olmadığı halde varmış gibi yazarsa da!
Eskişehir'e biz 2005 Temmuz ayında gelmiştik. Şunu gördük: Genel itibariyle medyaya sahip olanlar devletin görevlilerine ve kurumlarına karşı saldırgan bir tavır sergiliyor. Tek istisnası kurumun başında bulunan kişileri kendi taraflarında görmeleri. O zaman çok anlayışla yayın yapıldığına şahit oluyoruz.

BU ŞEHRİN ÇOCUKLARINI UYUŞTURUCU VE ALKOLDEN KORUMAK İSTEYEN VALİYİ ESKİŞEHİR MEDYASI LİNÇ ETTİ DAHA YAKIN ZAMANDA!
Eskişehir'in şu anki valisi Erol Ayyıldız. Yaptığı valilikle CHP'li milletvekillerinin bile övgüsüne mazhar olmuş bir vali. Herhalde bu övgülerin ne kadar haklı olduğuna Eskişehir halkının da çok büyük bir bölümü mazhar olmuştur göreve başladıktan sonra geçen süre içerisinde Eskişehir halkına verdiği hizmetlerden dolayı.
Ancak unutmayalım ki halkın bu kadar çok memnun olduğu bu valiyi Eskişehir'de gençleri alkol ve uyuşturucu tuzağına düşüren, organizasyonu yapan kişinin de bir terör örgütüne yakınlığı bilinmesine rağmen, sırf gençlerimizin, çocuklarımızın o tuzağın içine düşmesine fırsat vermedi diye yerden yere vurdular, yapmadıklarını bırakmadılar. Halbuki Vali Ayyıldız Anayasa ve yasalarda açıkça belirtilen devletin bir görevini yerine getiriyordu sadece.
Her neyse Eskişehir Valisine, şu son zamanlarda vali yardımcıları ya da Valilikte yer alan daha başka birimlerde hizmet eden görevliler üzerinden saldırılar devam ediyor. Saldırıların odağında bir meslektaşımız var görünüyor. Hadiselerin ardı ardına gelmesine baktığımızda işin Eskişehir Valiliği ve özellikle de İl Milli Eğitim Müdürlüğüne açılmış bir savaş olduğu izlenimine kapılıyoruz.

KAYMAKAM HANIM KUTSAL BAYTAK DA, EŞİ ERHAN BAYTAK DA DEVLETİN VE MİLLETİN MALI KONUSUNDA SON DERECE HASSAS İSİMLER
Elbette medyaya bu durumla ilgili olarak yansıyan haberler de var. Haberlere ve gerçeklere baktığımızda arada dünyalar kadar fark olduğunu, haberlerin o şekilde yazılmasında bir kasıt bulunduğunu net olarak görebiliyoruz. Yapılan faaliyet bir öfkeye kurban edildiği zaman doğal olarak gazetecilik faaliyeti olmaktan çıkmış oluyor. Bu durum da her iki tarafa zarar veriyor. Hem gazetecilik mesleği hem Valilik makamı zarar görüyor.
Sizlere şu kadarını ifade edelim siz gerisini kendiniz zihninizde, kalbinizde tamamlarsınız:
Seyitgazi eski kaymakamı Sayın Kutsal Baytak'ı kısa bir süreliğine de olsa tanıma fırsatımız oldu. Devletin halkına verdiği hizmetin hakkını vermek için nasıl hassasiyetle çalıştığına şahit olduk. Şu an Malatya'nın Yazıhan ilçesinde kaymakamlık hizmetini veriyor. Depremde etkilenen yerlerden birisiydi Yazıhan ve Baytak'ın deprem ve sonrasında ilçe halkına devletin hizmetlerini ulaştırmada fedakarca çalıştığına bölge halkı gece gündüz şahitlik etti.
Seyitgazi eski kaymakamımız Kutsal Baytak'ın eşi Eskişehir Valiliği Yatırım İzleme Müdür Vekili Erhan Baytak.
Meslektaşımızın haberine göre güya Erhan Baytak, devletin aracı ve şoförü ile eşini görmeye gitmiş!

EROL AYYILDIZ'IN VALİ OLARAK GÖREV YAPTIĞI YERDE BÖYLE BİR ŞEYE İZİN VERİLEBİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEK BİLE ABESLE İŞTİGAL ETMEKTİR!
Peki gerçek ne? Yazılan ile hakikat arasında bir uyum var mı?
Gerçek şu ki Eskişehir Valisi Erol Ayyıldız da, Eskişehir Valiliğindeki birçok isim de zaman zaman deprem bölgesinde görevlendirildiler. Erhan Baytak da Hatay'ın Samandağ ilçesinde depremzede vatandaşlara hizmet etmek için görevlendirildi. Bu tür geçici görevlendirilen personele bu hizmetleri yapabilecekleri araçlar da veriliyor. Onlar da bu araçlarla Hatay Samandağ ilçesine gittiler, görevlerini hakkıyla yapıp geri döndüler.
Bir yanda Malatya Yazıhan ilçesinde vatandaşlarımıza hizmet etmeye çalışan Kaymakam Hanım Kutsal Baytak, diğer yanda Hatay Samandağ ilçesine görevlendirilmiş ve orada depremzede vatandaşlarımıza hizmet etmekle görevlendirilen eşi, Eskişehir Valiliği Yatırım İzleme Müdür Vekili Erhan Baytak. Meslektaşımız nasıl başardıysa görevli olarak bölgeye gönderilen Erhan Baytak'ı, devletin aracı ve şoförü ile eşine görmeye giden şahıs olarak yaftalıyor!
Duyduğumuz kadarıyla meslektaşımız hakkında şikayetçi olunmuş, hukuksal olarak kendilerine karşı gerçekleştirilen saldırının hesabı soracaklarmış Kaymakam Hanım ve eşleri. Ancak olayın bizleri de ilgilendiren bir boyutu daha var: Gazetecilik mesleğinin yıpratılması, gazeteciliğin gazetecilik dışında farklı şekillerde anılmasının önünün açılması.
Evet, bazılarına devletin valisi, devletin kurumları ve devlet kademesinde çalışan bürokratları hakkında olumsuz haberle yapmak şirin ya da heyecan verici gelebilir. Ancak şunu unutmayalım ki bu tür haberlerle sadece görevlerini hakkıyla yapan kamu görevlileri yıpratılmış olmuyor, onlara duyulan güven azaltılarak devletin ve ona duyulan güvenin de altı oyuluyor. Bu tür haberleri birbiri ardına yazan gazetecinin kastının da kamu yararı değil kendi yararı olduğu düşünülmeye başlanıyor. Ne yazık ki ilgili meslektaşımız hakkında çok sayıda bu tür söylenti var ve doğal olarak bu söylentiler nedeniyle bizlerin de her haberimizi, her yazımızı tamamen duygusal nedenlerle yazdığımız gibi bir düşünceye kapılıyor birçok insan!
Eskişehir öyle bir valiye sahip ki, Erol Ayyıldız kamu malının ve milletin hakkının korunması konusunda gördüğümüz kadarıyla öyle hassas ki, onun bulunduğu bir yerde iddia edildiği bir girişime asla imkan tanınmaz, fırsat verilmez.
Bilmeyenler varsa eğer bu saatten sonra öğrensinler!