Büro Emekçileri Sendikası Eskişehir Şube Başkanı İsmail Hakkı Akçin, 2027 yılı bütçesine ilişkin yaptığı açıklamada, bütçe politikalarının emekçilerin ve yoksul kesimlerin üzerindeki ekonomik yükü artıracağını öne sürdü. İktidarın bütçeyi “dayanıklılık, refah ve dönüşüm” söylemiyle sunduğunu belirten Akçin, açıklanan rakamların bu söylemi karşılamadığını savundu.
2027 yılı için 27 trilyon 276 milyar liralık bütçe gideri öngörüldüğünü hatırlatan Akçin, yaklaşık 3,98 trilyon liranın faiz giderlerine ayrıldığını, sosyal yardım ve destekler için ayrılan kaynağın ise bu tutarın gerisinde kaldığını ifade etti. Akçin, bütçenin emekçiler açısından refah artışı sağlamaktan uzak olduğunu ileri sürerek, kaynakların sermaye ve servet sahiplerine aktarıldığını iddia etti.
“Vergi yükü emekçinin sırtında”
Bütçenin gelir kaynaklarına da değinen Akçin, 2027 yılında 19,9 trilyon liralık vergi geliri hedeflendiğini belirtti. Dolaylı vergiler ile ücretlilerin maaşlarından kesilen gelir vergisinin toplam vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 73’ünü oluşturduğunu söyleyen Akçin, vergi yükünün büyük bölümünün emekçiler ve tüketiciler tarafından taşındığını savundu.
Gelir vergisi tahsilatının önemli bir bölümünün işçi, memur ve ücretlilerin maaşlarından kesileceğini ifade eden Akçin, zorunlu tüketim harcamaları üzerinden alınan vergilerin de hanelerin ekonomik koşullarını ağırlaştırdığını dile getirdi. Akçin, mevcut vergi sisteminin dar ve sabit gelirli kesimlerin alım gücünü düşürdüğünü belirterek, vergilendirmede gelir düzeyinin esas alınması gerektiğini kaydetti.

Faiz ve sermaye teşviklerine tepki
Bütçe kaynaklarının kullanımını eleştiren Akçin, açıklamasında sosyal yardım ve destekler için 1,34 trilyon lira, faiz giderleri için 3,98 trilyon lira kaynak ayrıldığını belirtti. Sermayeye yönelik vergi indirimleri ve teşvikler ile kamu-özel işbirliği projelerinin garanti ödemelerine de dikkat çeken Akçin, bu kalemlerin emekçiler için ayrılan kaynaklarla karşılaştırıldığında ciddi bir eşitsizlik ortaya koyduğunu öne sürdü.
Akçin, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin eleştirilerini sürdürerek, kamu-özel işbirliği projelerine yapılan garanti ödemelerinin ve sermaye teşviklerinin bütçe üzerindeki etkisinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.
“Bu bütçe aynı zamanda bir savaş bütçesi”
Kamu hizmetlerine ayrılan payın azaldığını ve kamu borcunun arttığını savunan Akçin, bütçede savunma ve güvenlik harcamalarına ayrılan kaynağın 3,45 trilyon liraya çıkarılmasını da eleştirdi.
Genel kamu hizmetlerinin bütçe içindeki payının 2002 yılında yüzde 42 seviyesindeyken yüzde 31,2’ye gerilediğini belirten Akçin, kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi yerine güvenlik ve savunma harcamalarına öncelik verildiğini ileri sürdü. Akçin, bütçe politikalarının eğitim, sağlık ve diğer temel kamu hizmetlerinin niteliğini ve erişilebilirliğini olumsuz etkilediğini savundu.

Kamu emekçileri için ek zam talebi
2026 ve 2027 yıllarına ilişkin ücret artışlarını da değerlendiren Akçin, kamu emekçilerinin enflasyon karşısında gelir kaybına uğradığını ifade etti. Hükümetin hedef enflasyon oranları ile toplu sözleşme zamları arasındaki farkın ücretleri erittiğini savunan Akçin, açıklamasında 2026 yılı için yüzde 13,11’lik kayba dikkat çekti.
2027 yılı için enflasyon tahmininin yüzde 21 olarak güncellendiğini, toplu sözleşme artışının ise yüzde 5+4 olarak öngörüldüğünü belirten Akçin, gerekli düzenlemeler yapılmadığı takdirde kamu emekçileri ve emeklilerinin alım gücünün daha da düşeceğini ileri sürdü.
Akçin, kamu emekçilerinin yaşadığı gelir kayıplarından iktidarın yanı sıra toplu sözleşme süreçlerinde yetkili olan sendikaların da sorumlu olduğunu savunarak, sendikal örgütlenmenin önüne baraj getirilmesine yönelik girişimlere tepki gösterdi.


