Haller Gençlik Merkezi Frigya Salonu’nda düzenlenen programa Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller ve Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum katıldı. Programı şair ve yazar Haydar Ergülen yönetti.
Eskişehir’in treninden Porsuk’una, Eskişehirspor’undan Yunus Emre’sine, köy şenliklerinden mahalle kültürüne kadar pek çok değerinin konuşulduğu buluşmada, başkanlar zaman zaman çocukluk anılarını anlattı, zaman zaman da şehrin bugününe dair değerlendirmelerde bulundu.

Ünlüce: “Neşe için mutlu olmaya ihtiyacımız yok”
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, neşenin özellikle kadınlar açısından zor zamanlarda ayakta kalmanın ve hayata tutunmanın yollarından biri olduğunu söyledi. Ünlüce, Eskişehir’in köylerinde düzenlenen şalvar gecelerini de bu açıdan değerlendirdi.
“Kadın neşesinin ayrı bir hikâyesi var. Çünkü bizim topraklarımızda, bizim yaşadığımız coğrafyada kadınlar neşeyi hep yokluktan, kayıplardan, olmayan şeylerden yarattı. Örneğin kıt kanaat bir sofradan bir bayram sofrası çıkarabildi. Gündüz çok acı geçen, çok çalıştığı, çok yorucu bir günün ardından akşam renkli oyalar işlemeyi bildi.”

Ünlüce, neşe ile mutluluğun birbirinden farklı olduğunu belirterek, “Bizim neşeli olmak için mutlu olmaya ihtiyacımız yok. Çünkü mutlu olmak biraz düzgün bir hayatı vadeder. Ama neşe için buna ihtiyaç yok. Mutluluğun belki neşeye ihtiyacı var ama neşenin mutluluğa ihtiyacı yok” dedi.
Belediyeciliğin de yalnızca yol, asfalt, kanalizasyon ve park yapmaktan ibaret olmadığını ifade eden Ünlüce, belediyelerin insanların yüzünde gülümseme oluşturmasının önemine dikkat çekti.
“Biz bu şehirde yaşayanların yüzünü güldürebiliyor muyuz, yüzünde bir gülümseme yaratabiliyor muyuz? Eğer bu soruya ‘evet’ cevabı verebiliyorsak o zaman başarılı belediyeciyiz.”
Kurt: “Eskişehir’de kültürler aşuresi var”
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ise Eskişehir’in farklı kültürlerin bir arada yaşadığı yapısına dikkat çekti. Eskişehir’in neşesinin ortak bir kültürden beslendiğini belirten Kurt, kentin kendine özgü seslerinin bile zamanla günlük hayatın bir parçasına dönüştüğünü söyledi.
“Eskişehir deyince tren akla gelir, Eskişehir deyince uçak akla gelir. Eskişehir deyince trenin ve uçağın sesi geçerken kimse aldırış etmez. Gayet doğaldır. Ama işte yabancı biri olduğu zaman, ‘Aaa, uçak geçiyor, ne yapıyorsunuz? Tren geçiyor, ne yapıyorsunuz?’ der. Biz bunlarla iç içe yaşamaya alışmışız.”

Kurt, “Eskişehir’de ciddi anlamda bir kültürler aşuresi var” diyerek, farklı yerlerden gelen insanların zaman içerisinde ortak bir Eskişehirlilik ruhu oluşturduğunu ifade etti.
Eskişehirspor’un da kentin ortak değerlerinden biri olduğunu belirten Kurt, siyah kırmızılıların zor dönemlerinde dahi tribünlerin dolmaya devam ettiğini söyledi.
“Eskişehirspor maçı olduğu zaman bütün Eskişehir çok mutlu bir biçimde maça gidiyor. Beş tane yese de ertesi hafta tekrar, tekrar devam ediyor. Amatör kümeye kadar düştü, yine binlerce insan tribünleri doldurup Türkiye’ye örnek oluyor.”
Dökmeci: “Sivrihisarlıların neşesi hiç değişmeyecek”
Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, ilçesinin neşesini komşuluk, misafirperverlik ve sofralar üzerinden anlattı. Çocukluk anılarını paylaşan Dökmeci, geçmişteki komşulukların kendisi için ayrı bir yeri olduğunu söyledi.
“Kadim bir Anadolu şehrinden geliyoruz. Komşuluğumuzun, soframızın, geleneklerimizin, özellikle Sivrihisarlıların neşesinin ayrı olduğunu söylemek istiyorum. Belki zaman değişti, belki hayatın akışı değişti, hızı değişti fakat Sivrihisarlıların misafirperverliğinin ve neşesinin hiçbir zaman değişmeyeceğini düşünüyorum.”

Dökmeci, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştığı yıllarda Yılmaz Büyükerşen ile Eskişehir sokaklarında dolaşmasının ve onun anlattığı hayalleri dinlemesinin de kendisi için bir neşe kaynağı olduğunu anlattı.
“2000’li yılların başında Yılmaz Hocamla Eskişehir sokaklarında gezmek, onun anlattığı hayalleri dinlemek bizim için ayrıca bir neşe kaynağıydı. Ve bu yıla geldiğimizde de artık Ayşe Başkanımızla beraber yürümek, beraber aynı sokaklarda gezmek ayrı bir neşe kaynağı olmaya devam ediyor.”
Konakcı: “Gittikçe neşemizi kaybediyoruz”
Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı, Eskişehir’in Yunus Emre, Nasreddin Hoca ve Seyit Battal Gazi gibi önemli isimleriyle büyük bir kültürel zenginliğe sahip olduğunu belirtti. Konakcı, belediyeciliğin insanlara dokunmakla başladığını söyledi.
“İnsanlar kendini özel hissederse, değerli hissederse neşeli olur. Eğer bir çocuğun gelecekle ilgili umudu varsa, umudu kırılmamışsa o çocuk neşeli olur.”
Çifteler’de düzenlenen salça festivalini de anlatan Konakcı, etkinliğin asıl amacının salça yapmak değil, insanları bir araya getirmek ve imece kültürünü yaşatmak olduğunu söyledi.
“Amacımız orada insanları, herkesi bir araya getirmek, eski geleneklerimiz olan imece usulünü tekrar yaşatmaktı. Belki biraz eleştiriler aldık ama ben yapanları bir hafta boyunca izledim, herkes çok mutluydu.”
Konakcı, “Gittikçe neşemizi kaybediyoruz” diyerek festivallerin, şenliklerin ve mahalle buluşmalarının bu kültürün gelecek nesillere aktarılması açısından önemli olduğunu vurguladı.
Tepe: “Eskişehir, Türkiye’nin belki de en neşeli ili”
Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Eskişehirli olmanın kendisi için başlı başına bir neşe kaynağı olduğunu ifade etti. Tepe, Eskişehir’in eğitim, kültür ve sanat hayatının kente önemli bir avantaj sağladığını söyledi.
“Eskişehir, Türkiye’nin 81 ilinin belki de en neşeli ilk ili, birinci ili. Çünkü üniversite okuduğumuz yıllarda, sonraki yıllarda öğretmenlik yaptığım zamanki hayatımızda ve belediye başkanlarımızla çeşitli toplantılara gittiğimizde, yurt dışına da gittiğimizde Eskişehirli olmanın bizi hep bir adım öne çıkardığını, hep avantajlı olduğumuzu gördük.”
Çocukluğundaki düğünlerden söz eden Tepe, eskiden dört gün süren düğünlerin kendileri için büyük bir neşe kaynağı olduğunu anlattı.
“Eskiden çocukluğumuzda bir düğün dört gün sürerdi. Biz de düğünleri beklerdik, hafta sonu olsa da düğüne gitsek diye.”
Tepe, belediyeciliğin yalnızca fiziki hizmetlerden ibaret olmadığını belirterek, toplumsal neşenin de korunması gerektiğini söyledi.
Güller: “En neşeli adam benim”
Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller ise ilçesinde yapılan her çalışmanın kendisi için ayrı bir mutluluk ve neşe kaynağı olduğunu söyledi. Alpu’nun uzun yıllardır çözüm bekleyen altyapı sorunlarına değinen Güller, yapılan çalışmaları anlattı.
“Benim her gün neşem var. Peki niye derseniz... Buna da Sayın Yılmaz Büyükerşen Hocam ve Ayşe Ünlüce sayesinde oluyor. Çünkü bende yok yok. Yani hiçbir şey yok. Ne ararsan bulamazsın derler ya, bende ne ararsan bulamazsın.”
Alpu’da altyapının yenilendiğini, içme suyu hatlarının değiştirildiğini ve pazar yeri yapıldığını belirten Güller, ilçeye kazandırılması planlanan yeni yatırımları da anlattı.
“Düğün salonum yok, gençlik merkezim yok, spor kompleksi yok ama bunları ben başaracağım. Onun için ben çok neşeli bir adamım.”
Çorum: “Tarkan’ı getirsek eğlenmeyiz”
Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum, Yunus Emre’nin ilçenin en önemli neşe ve huzur kaynaklarından biri olduğunu söyledi. Çorum ayrıca farklı siyasi partilerden belediye başkanlarının siyaset konuşmadan aynı programda buluşmasının da başlı başına bir neşe olduğunu ifade etti.
“Bugün siyasi partilerin belediye başkanlarının gündem ve siyaset dışında normal bir şey konuşmak için bir araya gelmeleri de ayrı güzel bir şey. Çünkü biz buna... Evet, ayrı bir neşe. Bu da bir neşe kaynağı.”

Mihalıççık’ın mahalli sanatçılarıyla da öne çıktığını belirten Çorum, ilçenin geleneksel eğlence anlayışının büyük sanatçılardan çok kendi insanlarının ürettiği müzikle hayat bulduğunu söyledi.
“Tarkan’ı getirsek eğlenmeyiz. Ama bizim mahalli sanatçımız çıktığında ve kaval havası çalarsa bizim neşemiz yerine gelir ve keyifleniriz.”
Çorum, köy şenlikleri, köy odalarında yapılan buluşmalar, çömlek üretimi ve kiraz hasadı sonrasında düzenlenen şenliklerin Mihalıççık’ın kültürel neşesini yaşattığını ifade etti.
Ünlüce’den Küllüoba ve Eskişehir’in simgelerine neşeli gönderme
Programın ilerleyen bölümünde Küllüoba ekmeğinden söz eden Ünlüce, Eskişehir’in simgelerinin kent sakinlerinde oluşturduğu duyguyu anlattı.
“Küllüoba deyince benim hemen yüzümde bir gülümseme oluyor ve Eskişehirlilerin de oluyor. 5 bin yıllık bir tarihten, Küllüoba kazısında bulunan ekmeğin tarihinden yola çıkarak Halk Ekmek’te ürettiğimiz, Eskişehirlilere sunduğumuz bir ekmek.”
Ünlüce, Kalabak suyundan Eskişehirspor’a, Porsuk’tan Eskişehir Garı’na kadar kentin pek çok simgesinin kendisi için neşe kaynağı olduğunu belirterek, Küllüoba ekmeğinin üretiminde kullanılan buğdayın artık Eskişehir’de yetiştirildiğini söyledi.
“Artık daha çok üretebileceğiz, müjde.”
Gündoğan: “Kültürümüzü hep yaşatıyoruz, neşemizi kaybetmeyeceğiz”
Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan ise ilçesinden getirdiği selamlarla başladığı konuşmasında, Mahmudiye’nin geçmişten bugüne taşıdığı komşuluk ve düğün kültürünü anlattı. Gündoğan, neşenin insanlarla kurulan bağlardan geçtiğini belirterek geçmişteki geleneklerin önemine dikkat çekti.
Mahmudiye’nin farklı kültürleri bir arada barındırdığını söyleyen Gündoğan, “Alevilerin, Macırların, Tatarların, Türkmenlerin, Kürtlerin olduğu Türkiye mozaiği gibi bir Mahmudiye. Biz etnik kimliğimizle, inançlarımızla, siyasi görüşlerimizle elbette mutluyuz. Ve bu mutluluğu yakalamak için hep söylüyoruz, neşeli olacağız dedik” ifadelerini kullandı.
Çocukluk yıllarındaki düğün geleneklerinden de söz eden Gündoğan, Mahmudiye’de geçmişte bayram ve özel günlerde kullanılan Âşıklar Yolu’nun insanların buluştuğu önemli bir yer olduğunu anlattı. Türkmen Mecidiye’de düğünlerin günlerce sürdüğünü belirten Gündoğan, “Perşembe günü bayrak kalkardı bir; cuma iki, cumartesi üç; pazar günü öğlen gelin iner” dedi.
Komşuluk ve geleneklerin giderek kaybolduğunu belirten Gündoğan, konuşmasını neşenin korunması gerektiğini vurgulayarak tamamladı. Gündoğan, “Kültürümüzü hep yaşatıyoruz, neşemizi kaybetmeyeceğiz, şartlar ne olursa olsun. Hep neşeli günlerde buluşacağız” diye konuştu.
Ergülen çocukluk anılarıyla Eskişehir’in neşesini anlattı
Programın moderatörü Haydar Ergülen ise Eskişehir’in neşesini kendi çocukluk ve gençlik anıları üzerinden anlattı. Kurtuluş Mahallesi’nde farklı kültürlerden insanların bir arada yaşadığını belirten Ergülen, Hıdırellez’den Adalar’a, yazlık sinemalardan Neşet Ertaş’a kadar pek çok anısının Eskişehir’in neşesiyle iç içe olduğunu söyledi.
“Yani bu şehir belki de farklılığını, bilgeliğini Yunus Emre gibi büyük bir mutasavvıfın, insanlara barış, kardeşlik aşılayan bir mutasavvıfın ve Nasreddin Hoca gibi hem kendine hem başkalarına hem sisteme gülmenin temsilcisi olan büyük bir güldürü ustasına borçlu.”

Ergülen, Eskişehir’in farklılıklarıyla, özgürlüğüyle ve bir arada yaşama kültürüyle kendisi için her zaman heyecan verici olduğunu belirterek, “Eskişehir başlı başına neşe” anlayışının program boyunca farklı yönleriyle ortaya konulduğunu ifade etti.
2026 Eskişehir Yılı kapsamında düzenlenen Uluslararası Eskişehir Yunus Emre Edebiyat Şenliği çerçevesindeki “Eskişehir Neşesi” programında, kentin farklı ilçelerinden gelen belediye başkanları kendi hikâyeleri, gelenekleri ve Eskişehir’e dair anılarıyla şehrin ortak neşesini anlattı.
