Denizli’de görülen davaya konu olayda, ehliyetine geçici olarak el konulan bir kişinin aracı trafik kazasına karıştı. Aracı, araç sahibinin eşi kullanıyordu. Kaza sonrası araç sahibi, direksiyon başında olmamasına rağmen maliki olduğu araçta oluşan değer kaybı ve tamir süresince kullanamama nedeniyle maddi tazminat davası açtı.
Bilirkişi raporunda, kazada karşı tarafın birinci derecede kusurlu olduğu, sürücünün kusurunun bulunmadığı belirtildi. Ancak yerel mahkeme, ehliyeti olmadığı halde aracını başkasına kullandırdığı gerekçesiyle araç sahibinin tazminat talebini reddetti.
Dosya, kanun yararına temyiz yoluyla yeniden incelendi. İncelemeyi yapan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, davanın özünün “değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararı” olduğuna dikkat çekti. Yüksek Mahkeme, araçta meydana gelen değer kaybının; kazadan önceki ikinci el piyasa değeri ile kazadan sonra tamir edilmiş haldeki rayiç değeri arasındaki fark üzerinden hesaplanması gerektiğini vurguladı.
Kararda ayrıca, araç mahrumiyeti zararının da makul tamir süresi ve benzer özellikteki aracın kiralama bedeli dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edildi. Bu tür zararların teknik hesaplama gerektirdiğine işaret eden Daire, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunduğunu belirtti.
Yargıtay, kazada araç sahibinin sürücü konumunda olmadığına dikkat çekerek, sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmış olmasının maddi zararın tazminini talep etmeye engel teşkil etmeyeceğine hükmetti. Karar, sonucuna etkili olmamak üzere kanun yararına bozuldu.
Bu kararla birlikte, ehliyetine el konulmuş olsa dahi kazada kusuru bulunmayan araç maliklerinin, uğradıkları zarara ilişkin tazminat talep edebileceği netlik kazanmış oldu.




