Kuruluş Müdürü Nisa Bilge Metin, süreç boyunca çocuğun mahremiyetini korumak amacıyla sessiz kaldıklarını belirtirken, kurum avukatı Hüseyin Akçar, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini ve karara yapılan itirazın da reddedilmesiyle sürecin kesinleştiğini açıkladı.
Özel Minik Köy Kreş ve Gündüz Bakımevi yönetimi, bir süredir kamuoyunun gündeminde yer alan iddialara ilişkin yürütülen hukuki sürecin tamamlanmasının ardından basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada Kuruluş Müdürü Nisa Bilge Metin ve kurum avukatı Hüseyin Akçar sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Çocuğun mahremiyetini kurumumuzu savunmaktan daha değerli gördük”
Kuruluş Müdürü Nisa Bilge Metin, kamuoyuna yansıyan süreç boyunca ayrıntılı açıklama yapmamalarının temel nedeninin olayın merkezinde bir çocuk bulunması olduğunu söyledi.
Amaçlarının geçmiş tartışmaları yeniden gündeme taşımak veya herhangi bir kişiyi suçlamak olmadığını belirten Metin, resmi süreçlerin tamamlanmasının ardından kamuoyuna karşı sorumluluklarını yerine getirmek istediklerini ifade etti.
Metin, “Bizim için bir çocuğun mahremiyetini korumak, çocukların haklarını gözetmek ve onları kamuoyu önünde bir tartışmanın parçası hâline getirmemek; kurumumuzu savunmaktan, hakkımızı aramaktan ve bir tartışmanın merkezinde yer almaktan çok daha değerlidir” dedi.
Bu nedenle süreç devam ederken karşılıklı açıklamalarda bulunmadıklarını dile getiren Metin, yetkili kurumların çalışmalarını tamamlamasını beklediklerini söyledi.
Totsville’den Minik Köy’e geçişe açıklık getirdi
Kurumun isim değişikliğine ilişkin kamuoyunda oluşan değerlendirmelere de değinen Metin, faaliyetlerine ilk olarak “Totsville” markasıyla başladıklarını, daha sonra marka danışmanlarıyla gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda Türkçe bir isimle devam etme kararı aldıklarını anlattı.
Bu doğrultuda kurumun adının, resmi olarak da kullanılan “Minik Köy” olarak değiştirildiğini ifade eden Metin, isim değişikliğinin yaşanan hukuki süreçle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını vurguladı.
Metin, “Bu isim değişikliğinin, bugün basına açıklama yapmamıza neden olan süreçten bağımsız bir markalaşma kararı olduğunu özellikle paylaşmak isterim” ifadelerini kullandı.
İsim değişikliğinin kurumun kapandığı, faaliyetlerinin sona erdiği veya yaşanan süreçten uzaklaşmaya çalıştığı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirten Metin, çalışmalarına devam ettiklerini kaydetti.
“Değişmeyecek ilkemiz çocukların üstün yararı”
Yaşanan sürecin kurum, çalışanlar ve aileleri açısından kolay olmadığını dile getiren Metin, buna rağmen herhangi bir kişiyi ya da özellikle bir çocuğu yeniden tartışmaların merkezine yerleştirmek istemediklerini söyledi.
Metin, “Bizim bu süreçte ve bundan sonra da değişmeyecek tek bir temel ilkemiz vardır: Çocukların üstün yararını gözetmek” diye konuştu.
Kurumun sorumluluğunun yalnızca eğitim vermekten ibaret olmadığını vurgulayan Metin, çocukların fiziksel ve psikolojik sağlıklarının korunması, gelişimlerinin desteklenmesi ve kendilerini güvende hissedebilecekleri bir ortam oluşturulmasının da sorumluluklarının bir parçası olduğunu ifade etti.
Akçar: “Süreç 16 Mart 2026’da başladı”
Metin’in ardından konuşan kurum avukatı Hüseyin Akçar ise hukuki sürecin ayrıntılarını paylaştı. Akçar, 16 Mart 2026 tarihinde bir çocuğun annesinin, çocuğunun kurum bünyesinde şiddete maruz kaldığı iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunmasıyla sürecin başladığını söyledi.
Suç duyurusunda bulunmanın herkesin sahip olduğu hak arama özgürlüğünün bir parçası olduğunu belirten Akçar, kurum olarak asıl hassasiyetlerinin süreç boyunca çocuğun üstün yararının korunması olduğunu ifade etti.
Kamuoyuna yansıyan darp ve şiddet iddialarının kurum ve çalışanları üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu söyleyen Akçar, buna rağmen soruşturma tamamlanmadan kamuoyu önünde tartışmaya girmediklerini belirtti.
“Belgeler ve kamera kayıtlarıyla ortaya koyduk”
Akçar, kurum bünyesinde herhangi bir darp veya şiddet olayının yaşanmadığını savunarak, bu yöndeki beyanlarını kamera kayıtları ve diğer belgelerle soruşturma makamlarına sunduklarını söyledi.
Akçar, “Biz biliyorduk ki kurumumuz bünyesinde aldığımız bütün önlemler doğrultusunda hiçbir şekilde bir darp ve şiddet söz konusu değildi. Biz bunu belgelerle ve kamera kayıtlarıyla ortaya koyduk” ifadelerini kullandı.
Savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi
Soruşturmanın sonucuna ilişkin bilgi veren Akçar, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini açıkladı.
Söz konusu karara yapılan itirazın da reddedildiğini belirten Akçar, böylece hukuki sürecin kesinleştiğini ve mevcut aşamada herhangi bir itiraz sürecinin kalmadığını ifade etti.
Akçar, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara yapılan itirazın da reddi ile sonuçlanan süreç önemlidir” dedi.
Bilirkişi raporundaki ayrıntıyı paylaştı
Akçar, soruşturma kapsamında yapılan bilirkişi incelemesine de dikkat çekerek olayla ilişkilendirilen ahşap platform konusunda yapılan teknik değerlendirmeyi aktardı.
Bilirkişi incelemelerinde mevcut teknik veriler doğrultusunda platformda güvenlik eksikliği bulunmadığının tespit edildiğini söyleyen Akçar, savcılık değerlendirmesinde de bunun olayla bağlantılı bir illiyet bağı oluşturmadığının ortaya konulduğunu belirtti.
“Çocukları kamuoyu tartışmalarının parçası yapmayalım”
Süreç boyunca en fazla önem verdikleri konunun çocukların mahremiyeti olduğunu dile getiren Akçar, özellikle sosyal medya ve basın üzerinden yapılan açıklamalarda çocukların kimliklerinin ve özel hayatlarının korunması gerektiğini vurguladı.
Akçar, anne ve babalara seslenerek hukuki veya toplumsal tartışmalarda çocukların kullanılmaması gerektiğini belirtti ve “Ne olur bunları kendi üzerinizden yürütün, çocuklarımızı bunlara alet etmeyin” dedi.
“Marka değerimiz ve öğretmenlerimiz süreçten etkilendi”
Yaşananların yalnızca kurumun marka değerini değil, çalışan öğretmenleri de etkilediğini savunan Akçar, açıklamanın neden soruşturma tamamlandıktan sonra yapıldığını da anlattı.
Akçar, “Biz burada bir öç alma niyetiyle oturmadık. 16 Mart 2026 tarihinden bu yana gelinen süreçte gerek kurumumuzun marka değerinin küçültülmesi gerekse kurumumuzdaki öğretmenlerimiz üzerindeki baskı sebebiyle bu açıklamayı en son kertede yapmayı uygun bulduk” ifadelerini kullandı.
Tazminat ve iftira başvurusu gündemde
Akçar, hukuki sürecin kesinleşmesinin ardından kurumun bundan sonraki adımlarına ilişkin de açıklamalarda bulundu.
İlgili kişiye karşı tazminat hakkının kullanılacağını belirten Akçar, ayrıca yapılan suçlamaların iftira suçunu oluşturduğu iddiasıyla kurum tarafından hukuki başvuru yapılmasının da gündemde olduğunu söyledi.
Akçar, “Kurum kendi içerisinde ilgili anneye karşı aynı zamanda tazminat hakkını kullanacak. Bunun yanında iftira suçunu oluşturmuş olması sebebiyle kurumumuz tarafından yapılacak iftira başvurusu da gündemdedir” dedi.
Açıklamanın sonunda hem Metin hem de Akçar, çocukların mahremiyetinin ve üstün yararının korunmasının temel öncelikleri olduğunu vurguladı. Metin, Minik Köy’ün çocukların güvenliği, bedensel ve ruhsal gelişimleri için çalışmaya devam edeceğini belirtirken, Akçar da çocukların üstün yararının korunmasının aileler, eğitimciler ve hukukçular açısından ortak bir sorumluluk olduğunu ifade etti.




