Duyusal arkeoloji alanında çalışan Avrupalı araştırmacılar, M.S. 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla küller altında kalan Pompeii ve Boscoreale kasabalarındaki evlerin kokusal profilini çıkardı. Onlarca yıl önce çıkarılan iki pişmiş toprak buhurdanlıktan alınan mikroskobik örnekler, gelişmiş üç farklı kimyasal teste tabi tutuldu.

Meşe ve defne yakılmış, tezek gibi yakıtlar tercih edilmemiş

Antik Roma edebiyatında ev tanrılarına tütsü, şarap ve meyve sunulduğu bilinse de bugüne kadar bu ritüellere dair doğrudan fiziksel bir kanıta ulaşılamamıştı. Yapılan analizlerde sanılanın aksine tezek gibi ucuz veya sıradan yakıtların kullanılmadığı; evlerde yakıt ve koku kaynağı olarak meşe ile defne gibi odunsu bitkilerin tercih edildiği tespit edildi. Ayrıca buhurdanlıklarda dökülen şarap veya sirkeye ait kimyasal izler de bulundu.

Dünyanın öbür ucundan gelen kokular ve ticaret ağları

Araştırmadaki en dikkat çekici bulgu ise buhurdanlıklardan birinde tespit edilen egzotik reçine izleri oldu. Günümüzde "elemi" olarak bilinen ve buhur ağacı familyasından gelen bu özel kokunun, Roma İmparatorluğu’nun uzak ticaret ağları aracılığıyla bölgeye ulaştığı anlaşıldı.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi'den Müslümanlara "kötü niyetli dış güçlere" karşı birleşme çağrısı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi'den Müslümanlara "kötü niyetli dış güçlere" karşı birleşme çağrısı
İçeriği Görüntüle

Arap Yarımadası, tropikal Afrika veya Asya’dan Kızıldeniz ile İskenderiye rotası üzerinden İtalya’ya getirildiği düşünülen bu reçineler, Pompeii’deki evsel ibadetlerde ithal ve kıymetli kokuların kullanıldığına dair ilk doğrudan arkeolojik kanıtı oluşturdu.

Kaynak: Sciencealert