Ateş, son dönemde mahallelerde basit anlaşmazlıkların silahlı kavgalara dönüşmesinin toplumdaki tahammülsüzlüğün ve adalete olan güven kaybının göstergesi olduğunu ifade etti. Eskişehir’de bir caminin şadırvanında uyuşturucu etkisinde baygın halde bulunan bir gencin durumunun da gençlerin karşı karşıya olduğu sosyal tehlikeleri gözler önüne serdiğini kaydetti.
Çocuk parklarında yaşanan vandalizm olaylarına da değinen Ateş, oyun alanlarındaki kaydıraklara motor yağı dökülmesini “vicdanların kararmasının göstergesi” olarak nitelendirdi. Şehirlerin betonlaşırken insan ve nesil inşasının ihmal edildiğini savunan Ateş, ahlaki çöküşün temelinde bu anlayışın bulunduğunu ileri sürdü.
Toplumsal yozlaşmanın yalnızca sokaklarla sınırlı kalmadığını belirten Ateş, deprem dönemlerinde yapılan bağışların ve yardım faaliyetlerinin çeşitli ilişkiler ağı üzerinden istismar edildiğine yönelik iddiaların kamu vicdanını yaraladığını söyledi. Devlet yönetiminde liyakat ve şeffaflığın önemine dikkat çeken Ateş, kurumlara duyulan güvenin korunmasının hayati önemde olduğunu vurguladı.
Açıklamasında Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın değerlendirmelerine de yer veren Ateş, Türkiye’nin adaletten ekonomiye, eğitimden dış politikaya kadar birçok alanda yönetim sorunları yaşadığını ifade etti. Arıkan’ın “Güçlü devlet, vatandaşına yük olan değil, vatandaşına yol açandır” sözünü hatırlatan Ateş, adalet olmadan ekonominin, ahlak olmadan da güvenliğin sağlanamayacağını dile getirdi.
Saadet Partisi ve Milli Görüş kadrolarının toplumsal sorunların çözümü için gerekli iradeye sahip olduğunu belirten Ateş, gençleri uyuşturucudan uzaklaştıracak, mahallelerde kardeşlik ve huzuru yeniden güçlendirecek, kamu yönetiminde şeffaflığı esas alacak bir anlayışı hayata geçirmek istediklerini söyledi. Ateş, Türkiye’nin daha huzurlu ve güvenli bir geleceğe kavuşacağına inandıklarını sözlerine ekledi





