TBMM Dışişleri Komisyonu ABD Kongre'sinde verimli görüşmeler gerçekleştirdi
TBMM Dışişleri Komisyonu ABD Kongre'sinde verimli görüşmeler gerçekleştirdi
İçeriği Görüntüle

Türkmen, ekonomi, güvenlik ve siyasetin gündemde olduğunu ancak sorunların kalıcı hale gelmesinin temelinde insanın, toplumun ve kurumların birlikte aşındığı derin bir çürüme sürecinin bulunduğunu ifade etti. Bu sürecin bir günde ortaya çıkmadığını kaydeden Türkmen, bireysel düzeyde başlayan çözülmenin zamanla toplumsal bağları zayıflattığını dile getirdi.
Bireyin hayatını anlamla ilişkilendiremediğinde sorumluluk duygusunun zayıfladığını savunan Türkmen, “Bugün birçok alanda ‘Doğru mu?’ sorusu geri planda kalmış, ‘Bana ne kazandırır?’ anlayışı öne çıkmıştır. Bu anlayış; iş hayatında hakkın yenmesini, kamuda torpilin normalleşmesini ve günlük hayatta yalanın sıradanlaşmasını beraberinde getirmektedir” ifadelerini kullandı.
Ailenin değerlerin öğrenildiği ilk yer olduğunu vurgulayan Türkmen, ekonomik baskılar, iletişimsizlik ve güvensizlik nedeniyle aile yapısının zorlandığını söyledi. Hükümetin 2025 yılını “aile yılı” ilan ettiğini hatırlatan Türkmen, buna rağmen ekonomik ve sosyal haklar bakımından kayıplar yaşandığını ileri sürdü.
Toplumsal çözülmenin kurumlara da yansıdığını belirten Türkmen, liyakatin geri plana itildiğini, kayırmacılığın yaygınlaştığını ve adalete olan güvenin zedelendiğini savundu. Siyasal çürümenin tabloyu derinleştirdiğini ifade eden Türkmen, “Siyaset ahlaki zeminini kaybettiğinde hizmet yarışı yerini çıkar mücadelesine bırakmaktadır. Devletin imkânları emanet olmaktan çıkıp rant ve menfaat aracına dönüştüğünde toplumun tamamı zarar görmektedir” dedi.
Dünyada son dönemde yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte bir ahlaki ve toplumsal çürümenin varlığını ortaya koyduğunu belirten Türkmen, Epstein dosyasında ortaya çıkan iddiaların uzun süre sessiz kalındığını gösterdiğini öne sürdü.
Kayıp çocuklarla ilgili sorulara şeffaf ve tatmin edici yanıtlar verilmesi gerektiğini dile getiren Türkmen, çocuk güvenliğinin hiçbir siyasi ya da ideolojik tartışmanın gölgesinde bırakılmaması gerektiğini söyledi. Kayırmacılığı meşrulaştıran, toplumu ayrıştıran ve kutuplaşmayı körükleyen söylem ve uygulamalarla mücadele edilmesi çağrısında bulundu.
Açıklamasında tüm kesimlere sorumluluk çağrısı yapan Türkmen, hükümetten muhalefete, kamu kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin ortak irade ortaya koyması gerektiğini ifade etti.
Türkmen, “Siyaset menfaat üretme alanı değil, emanet ve sorumluluk alanıdır. Halka hizmet, Hakk’a hizmettir anlayışıyla hareket edilmelidir” diyerek, ahlaklı siyaset ve adil düzen vurgusu yaptı.
Son olarak Türkmen, hakkın, hukukun ve liyakatin egemen olduğu bir Türkiye için mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek, “Çürümeye karşı durmak bir tercih değil, vicdan borcudur. Türkiye kayırmacılıkla ve sorumluluktan kaçan siyaset anlayışıyla yönetilemez” dedi.

Muhabir: Esra KAHYA