Bilirkişi heyetinin, itirazlar doğrultusunda hazırlayacağı rapor kapsamında sahada inceleme yaptığını belirten Demir, çevreci dernekler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bölgede yer aldıklarını söyledi. Doğa ve Yaşam Platformu ve TEMA gibi yapılarla temas halinde olduklarını dile getiren Demir, amaçlarının kamuoyunun hassasiyetlerini gündeme taşımak olduğunu vurguladı. Alpagut bölgesinin sahip olduğu mikroklima özelliği ve tarımsal üretim kapasitesine dikkat çeken Demir, bölgenin yalnızca yerel değil, geniş bir coğrafya açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Sakarya Havzası içerisinde yer alan alanın su kaynakları ve tarım açısından birçok ili etkilediğini ifade etti. Demir, geçmişte İliç ve İkizdere örneklerinde yaşanan çevresel sorunlara atıfta bulunarak, benzer risklerin bu bölgede de oluşabileceği uyarısında bulundu. Özellikle siyanürle yapılabilecek madencilik faaliyetlerinin yer altı sularına zarar verebileceğini ve bunun tüm havzayı etkileyebileceğini dile getirdi.
DEPREM OLURSA TAHRİBAT BÜYÜR
Bölgede iki aktif fay hattı bulunduğunu öne süren Demir, olası bir deprem durumunda çevresel tahribatın daha da büyüyebileceğini savundu. Bu nedenle risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Sürecin 1 ila 1,5 yıl sürebileceğini ifade eden Demir, bu süreçte gelişmeleri yakından takip edeceklerini söyledi. Alpagut, Atalan Tekke gibi bölgelerin korunmasının önemine değinen Demir, bu alanların toplumun ortak değeri olduğunu vurguladı. Bölgede yaşayan vatandaşlarla temas halinde olduklarını aktaran Demir, bazı arazi satışlarının gerçekleştiğini ancak direnen bir kesimin de bulunduğunu belirtti. Bu direncin gelecek nesilleri koruma amacı taşıdığını ifade etti. Ayrıca Mihalgazi Belediyesi tarafından 27 Nisan’da gerçekleştirilecek arazi ihalesine de değinen Demir, söz konusu satışların takipçisi olacaklarını ve gelişmeler hakkında kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceklerini söyledi.



