Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı tarafından düzenlenen “Zülfü Livaneli – Anadolu Hümanizmi” söyleşisi, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı’nda (Opera Binası) gerçekleştirildi. Yoğun katılımın olduğu programda, Anadolu’nun barışçı geleneği, insan sevgisi ve birlikte yaşam kültürü ele alındı.
Programın açılış konuşmasını yapan Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, vakfın kuruluş amacının Hacı Bektaş Veli’nin düşüncelerini ve insan merkezli felsefesini yaşatmak olduğunu vurguladı. Uysal, günümüzde yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunlara dikkat çekerek, dostluk, dayanışma ve barış duygularının yeniden hatırlatılması gerektiğini ifade etti.

Uysal, Zülfü Livaneli’nin bu değerleri en iyi temsil eden isimlerden biri olduğunu belirterek, söyleşinin hayata geçirilmesinde destek veren Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve katkı sunan tüm kurumlara teşekkür etti.
Programda konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise söyleşinin kısa sürede hayata geçirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Zülfü Livaneli’nin Anadolu hümanizmini anlatmayı fazlasıyla hak eden bir isim olduğunu söyledi. Ünlüce, Livaneli’nin bir gün önce Eskişehir’de verdiği konseri hiçbir ücret almadan kente hediye ettiğini de hatırlattı.

Açılış konuşmalarının ardından söz alan Zülfü Livaneli, salondaki yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
“Bu bir frekans meselesi, karşılıklı hissetme meselesi” diyen Livaneli, salona girdiği andan itibaren gördüğü sevginin kendisini derinden etkilediğini belirterek,
“Türkiye’de benim çabalarımı en iyi anlayan, 50 yıldır bana sahip çıkan kesimin siz canlar olduğunu bir kez daha gördüm” ifadelerini kullandı.
Alevi-Bektaşi düşüncesini dünyaya anlatabilmek için yıllardır çaba gösterdiğini vurgulayan Livaneli, Anadolu hümanizmi üzerine verdiği uluslararası konferanslara da değindi. 1999 yılında Princeton Üniversitesi’nde, 2000 yılında ise Harvard Üniversitesi’nde bu konuda konferanslar verdiğini anlatan Livaneli, o dönemlerde Aleviliğin Batı dünyasında yeterince tanınmadığını söyledi.

Livaneli konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ben hep şunu söyledim: İslam dünyasında ilişki kurulabilecek en güçlü gelenek Alevi-Bektaşi geleneğidir. Çünkü bu gelenek cana saygıyı esas alır. Bu saygı sadece insan canına değil; hayvana, ağaca, kurda, kuşa, bütün canlılara yöneliktir.”
Pir Sultan Abdal’ın dizelerinden örnekler veren Livaneli, Alevi-Bektaşi öğretisinin barışçıl yapısına dikkat çekerek, şiddet ve savaşın insanlıkla bağdaşmadığını ifade etti.
Hayatı boyunca barışı savunduğunu dile getiren Livaneli,
“İnsana yakışan şey barıştır. Savaş değildir. Kitleler halinde insanların birbirini yok etmesi bir çılgınlıktır” dedi.
Alevi bir aileden gelmemesine rağmen bu felsefeyi bilinçli olarak benimsediğini vurgulayan Livaneli, Anadolu’nun ortak vicdanını temsil eden bu anlayışın tüm topluma ışık tutması gerektiğini belirtti.
Söyleşi, katılımcıların yoğun ilgisi ve alkışları eşliğinde sona erdi.


