İddianameye göre anne-kız, Antalya’nın farklı mahallelerinde kiraladıkları evlerde kadınları çalıştırdı. İnternet üzerinden sahte isimlerle ilanlar verilerek müşteri temin edildiği, elde edilen kazancın ise yüzde 50’sinin şebekeye aktarıldığı belirtildi. Paraların çoğunlukla M.Ö. tarafından toplandığı iddia edildi. Evlerin özellikle öğrencilerin yoğun olduğu ve ailelerin tercih etmediği apartmanlardan seçildiği kaydedildi.
Mağdur Kadınların İfadeleri: Baskı ve Tehdit İddiası
Dosyada yer alan mağdur ifadeleri, sistemin yalnızca fuhuş değil, baskı ve tehdide dayalı kapalı bir düzen üzerine kurulduğunu ortaya koydu. Bazı kadınlar ekonomik nedenlerle bu işe başladıklarını, ayrılmak istediklerinde ise tehdit edildiklerini ve zorla çalıştırıldıklarını ileri sürdü. Kadınların farklı evler arasında “kaydırıldığı”, dışarı çıkmalarının sınırlandığı iddialar arasında yer aldı.
Eskişehir Detayı Dikkat Çekti
Dosyada yer alan ifadelerden biri, soruşturmanın Eskişehir bağlantısını da gün yüzüne çıkardı. Antalya’dan kaçarak Eskişehir’e gelen ve burada genelevde çalıştığını belirten S.Y., ifadesinde şu sözlere yer verdi: “F.Ö. ve M.Ö. evleri öğrenci evi gibi tutardı. Paralar M.Ö.’de toplanırdı. Gündüz anne, geceleri kızı patrondu. En sonunda hepsinden kurtulup Antalya’dan kaçtım.”
Bu ifade, Antalya’da kurulduğu iddia edilen fuhuş ağının mağdurları farklı illere sürüklediği iddialarını güçlendirdi.
Suçlamaları Reddettiler
Anne ve kız ise savunmalarında suçlamaları reddederek, kimseyi pazarlamadıklarını ve yalnızca kendi rızalarıyla fuhuş yaptıklarını öne sürdü.
Halk TV yazarı İsmail Saymaz’ın köşesinde de yer alan dosyada, şebekenin polis baskınlarına karşı “mağdur” rolü oynadığı iddiaları da dikkat çekti.
Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın ilk duruşmasının 9 Mart’ta yapılacağı bildirildi.




