70 yılı aşkın süredir atomik saatler kullanılıyor
Atomik saatler, 70 yılı aşkın süredir elektronların farklı enerji seviyeleri arasındaki geçişlerini takip ederek zamanı ölçüyor. Bu teknoloji, GPS gibi hassas zaman ölçümünün gerekli olduğu sistemlerin geliştirilmesinin yanı sıra zamanın farklı koşullarda nasıl davrandığının anlaşılmasına yönelik önemli deneylere de imkan sağladı.

Alberta'da bağımsızlık referandumu: Kanada'dan ayrılma tartışması sandığa taşınıyor
Alberta'da bağımsızlık referandumu: Kanada'dan ayrılma tartışması sandığa taşınıyor
İçeriği Görüntüle

Yeni geliştirilen nükleer saatler ise elektronlar yerine atom çekirdeğinin ışıkla etkileşimini temel alıyor.

Atom çekirdeği dış etkilere karşı daha dayanıklı
Atom çekirdekleri, atomun tamamından yaklaşık 100 bin kat daha küçük olduğu için dış elektrik alanlarından çok daha az etkileniyor. Bu özellik, atomik saatlerin hassas çalışmasını etkileyebilen bazı dış faktörlerin nükleer saatler üzerindeki etkisini azaltabilir.

Araştırmacılar, bu nedenle nükleer saatlerin gelecekte daha güvenilir ve hassas zaman ölçümlerinin önünü açabileceğini değerlendiriyor.

Karanlık maddenin izini sürmek için kullanılabilir
Yeni teknolojinin en dikkat çekici potansiyel kullanım alanlarından biri de karanlık madde araştırmaları. Evrenin büyük bölümünü oluşturduğu düşünülen ancak doğrudan gözlemlenemeyen karanlık maddenin, nükleer saatlerdeki hassas ölçümler sayesinde tespit edilebilecek izler bırakabileceği değerlendiriliyor.

Araştırmacılar, nükleer saatlerin evrenin temel fizik kurallarına ilişkin henüz yanıtlanmamış soruların araştırılmasına da katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Fikrin temeli 2003 yılına dayanıyor
Nükleer saat fikrinin temeli 2003 yılında ortaya atılan bir öneriye dayanıyor. Bu çalışmada, atom çekirdeklerinin son derece hassas saatler geliştirmek için kullanılabileceği öne sürülmüş ve düşük enerjili bir geçişi nedeniyle toryum-229 elementine dikkat çekilmişti.

Nükleer saatlerin önünde hâlâ önemli engeller var
Bilim insanları nükleer saatlerle zaman ölçümünü gerçekleştirmeyi başarsa da bu sistemlerin henüz en gelişmiş atomik saatler kadar kararlı olmadığı belirtiliyor.

Araştırmacılar, daha güçlü lazerlerin kullanılması ve teknolojinin geliştirilmesiyle mevcut sorunların aşılabileceğini düşünüyor.

Çalışmanın sonuçları, Nature dergisinde yayımlanan iki ayrı makaleyle bilim dünyasına duyuruldu.

Kaynak: Independent