Vakıf Başkanı Av. Ufuk Uysal imzasıyla yapılan açıklamada, genelgenin anayasal güvence altındaki laiklik ilkesini zedelediği ifade edildi. Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesi ile 24. maddede düzenlenen din ve vicdan özgürlüğüne atıf yapılarak, devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede durması gerektiği vurgulandı. Okulların, farklı inanç ve inançsızlık gruplarından gelen öğrencilerin ortak alanı olduğu belirtilerek, belirli bir dini pratiğin eğitim kurumları aracılığıyla teşvik edilmesinin tarafsızlık ilkesine zarar verdiği ileri sürüldü.
“Pedagojik Açıdan Riskler Barındırıyor”
Açıklamada, uygulamanın çocuk gelişimi açısından da riskler taşıdığı savunuldu. Küçük yaştaki çocukların soyut düşünme becerileri yeterince gelişmeden dini ritüellere okul ortamında maruz bırakılmasının kaygı ve kavram karmaşasına yol açabileceği belirtildi.
Ayrıca farklı inançlara sahip ya da oruç tutmayan ailelerin çocukları açısından “ötekileştirme” ve “mahalle baskısı” hissi oluşabileceği ifade edilerek, okulların ayrıştıran değil birleştiren mekanlar olması gerektiği vurgulandı.
“Tek Tipleştirici Eğitim Anlayışı” Eleştirisi
Vakıf açıklamasında, çoğulcu toplum yapısına dikkat çekilerek Anadolu’nun kültürel ve inanç çeşitliliğinin korunması gerektiği belirtildi. Hacı Bektaş Veli öğretisindeki “72 millete bir nazarla bakmak” anlayışına vurgu yapılarak, Maarif Modeli adı altında tek tipleştirici bir yaklaşımın dayatılmasının toplumsal zenginliğe zarar vereceği savunuldu.
Genelgenin Geri Çekilmesi Çağrısı
Açıklamanın sonunda, çocukların düşünen, sorgulayan ve tüm inançlara saygı duyan bireyler olarak yetişmesinin savunulduğu belirtilerek, Milli Eğitim Bakanlığı’na söz konusu genelgeyi geri çekme çağrısında bulunuldu.
Vakıf, “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözünü hatırlatarak laik ve bilimsel eğitim mücadelesini sürdüreceklerini kamuoyuna duyurdu.




