Başkan Ataç: “Biz de yorulmamak üzere yola çıktık!”
Başkan Ataç: “Biz de yorulmamak üzere yola çıktık!”
İçeriği Görüntüle

Ekonomik dalgalanmaların inşaat sektörünü doğrudan etkilediğini ifade eden Gökten, Türkiye’de krizlerden çıkış için sıklıkla inşaat yatırımlarının tercih edildiğini söyledi. Sektördeki hareketliliğin birçok alt sektöre canlılık kattığını belirten Gökten, ruhsat kesilmesinin yeterli olmadığını, projelerin fiilen başlaması ve tamamlanabilirliğinin de analiz edilmesi gerektiğini vurguladı.
“1999 öncesi yapılar öncelikli olmalı”
Gerçek bir kentsel dönüşüm için özellikle 1999 öncesi inşa edilmiş yapıların yenilenmesinin teşvik edilmesi gerektiğini dile getiren Gökten, belediyeler ve ilgili kurumların iş birliği içinde hareket etmesinin zorunlu olduğunu söyledi. Yapı stokunun doğru şekilde yenilenmesinin hem depreme dayanıklılığı artıracağını hem de ekonomik hareketlilik sağlayacağını ifade etti.
Son yıllarda yaşanan ekonomik darboğaza ve bölgesel savaşın etkilerine de değinen Gökten, şehir özelinde acil eylem planlarının hazırlanması gerektiğini kaydetti.
“En büyük engel finansman”
Eskişehir’de kentsel dönüşümün belirli bir ivme kazandığını ancak sürecin önündeki en büyük engelin finansman sorunu olduğunu belirten Gökten, merkezi yönetim tarafından destekleyici ve sübvanse edici adımlar atılması gerektiğini söyledi. Belediyelerin de imar planları ve yapılaşma koşullarında kolaylaştırıcı düzenlemeleri hızla devreye almasının önemine dikkat çekti.
Gökten, Eskişehir’in depreme hazırlanabilmesi için özellikle Yunus Emre Caddesi, Atatürk Caddesi ve Kızılcıklı Mahmut Pehlivan Caddesi gibi merkezi ve yüksek değer potansiyeline sahip bölgelerin dönüşmesi gerektiğini ifade etti. Bu alanlarda oluşacak değer artışının adil biçimde dağıtılabileceği projelere ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Yeni imar alanları açıldığında merkezdeki dönüşümün zorlaşabileceğine dikkat çeken Gökten, özellikle Söğütönü bölgesinde konut fiyatlarının 10–12 milyon TL seviyelerine ulaştığını ve büyük yatırımcıların cazip alanlara yöneldiğini söyledi. Bu durumun riskli merkez bölgelerin dönüşümünü yavaşlatabileceğini belirtti.
“52 bin binanın 6 bini acil riskli”
Kent genelinde yapılan incelemelerde 52 bin binanın değerlendirildiğini ve bunların 6 bininin acil dönüşüme ihtiyaç duyduğunun tespit edildiğini açıklayan Gökten, olası bir depremde bu yapıların yıkılabileceğini ya da ağır hasar alabileceğini ifade etti.
Yeşiltepe, Erenköy, Odunpazarı ve Tepebaşı bölgelerinde bazı çalışmalar yürütüldüğünü belirten Gökten, aynı yaklaşımın merkezi caddeler için de uygulanması gerektiğini söyledi.
Dönüşüm sürecinde üç temel aktörün bulunduğunu kaydeden Gökten, “Müteahhit, kanun koyucu ve vatandaş bilinçli ve makul hareket etmeli. Kriz dönemlerinde ‘ne koparırsam kârdır’ anlayışı hem sektöre hem bireylere zarar verir” dedi.
Vatandaşların da fedakârlık yapması gerektiğini ifade eden Gökten, 120 metrekarelik eski bir daire yerine daha küçük ama daha güvenli ve teknolojik bir konuta geçmenin uzun vadede daha doğru bir tercih olacağını belirtti.
Oytun Gökten, “Şu an öncelikli olan yeni imar alanları açmak değil; mevcut ve riskli merkez bölgelerde imar revizyonlarını yaparak dönüşümü hızlandırmaktır” diyerek açıklamasını tamamladı.

Muhabir: İlksen Akkan