Tepebaşı Belediyesi Spor İşleri Müdürlüğü’nde çalışan ve aynı zamanda Genel İş Sendika üyesi olan Hüseyin Özgür Yılmaz’ın Genel İş Şube Başkanı Coşkun Sakcı tarafından işyeri sendika baştemsilciliği ve temsilciliği görevlerinden gerekçe gösterilmeden alınması yargıya taşındı. Yılmaz’ın avukatı aracılığıyla Ankara İş Mahkemeleri’nde açtığı davada sendika genel merkezinin aldığı kararın hukuka aykırı ve keyfi olduğu ileri sürüldü. Edinilen bilgilere göre Hüseyin Özgür Yılmaz, 21 Ocak 2025 tarihinde yapılan işyeri sendika temsilciliği seçimlerinde 40 oy alarak en yüksek oyu alan aday olmuş ve bu sonuçla işyeri sendika baştemsilcisi olarak göreve başlamıştı. Yılmaz, yaklaşık 7 ay boyunca bu görevi yürütmesine rağmen, sendika genel merkezi tarafından 20 Ağustos 2025 tarihli bir yazı ile görevden alındı. Söz konusu yazı, 25 Ağustos 2025 tarihinde kendisine tebliğ edildi. Görevden alma yazısında herhangi bir gerekçeye yer verilmediği belirtilirken, Yılmaz hakkında bugüne kadar bir disiplin soruşturması da yürütülmediği ifade edildi. Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, sendikanın bu işleminin hukuka aykırı olduğu ve demokratik sendika ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı.

YETKİLİ MAHKEME ANKARA

Dava dilekçesinde ayrıca yetki konusuna da dikkat çekildi. Davalı sendikanın genel merkezinin Ankara’da bulunması ve kararın doğrudan genel merkez tarafından alınması nedeniyle davanın Ankara İş Mahkemeleri’nde açıldığı belirtildi. Bu hususun Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin emsal kararlarıyla da açıkça ortaya konulduğu ifade edildi.

B3Baf05B 166C 4Ba7 9285 1Bd5A8578Ed7

İHTARNAME GÖNDERİLDİ, TALEP REDDEDİLDİ

Görevden alma işleminin ardından Yılmaz adına sendika genel merkezine 29 Ağustos 2025 tarihinde ihtarname gönderildi. İhtarnamede, hukuka aykırı kararın geri alınması ve Yılmaz’ın görevine iade edilmesi talep edildi. Ancak sendika tarafından 4 Eylül 2025 tarihinde gönderilen yazı ile bu talep reddedildi. Bunun üzerine yargı yoluna başvurulduğunu belirten Yılmaz’ın avukatı, sendikaların tüzüklerinde yer alan temsilci değiştirme yetkisinin keyfi şekilde kullanılamayacağını, bu durumun Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu ifade etti.

“KEYFİ TASARRUFLAR YARGI DENETİMİNE TABİDİR”

Dava dilekçesinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2018 tarihli bir kararına da atıf yapılarak, sendika yönetimlerinin temsilcileri görevden alırken somut ve haklı gerekçeleri ortaya koymak zorunda olduğu, aksi halde alınan kararların yargı denetimine tabi olduğu hatırlatıldı. Açılan davada, 20 Ağustos 2025 tarihli “Baştemsilcilik görevinin sona ermesi” konulu yazının ve Hüseyin Özgür Yılmaz’ın görevden alınmasına ilişkin kararın iptali talep ediliyor. Ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı sendika üzerine bırakılması isteniyor.

“ÖZÜR DİLESİN!”

Anadolu Üniversitesi'nde miniklere afet farkındalık eğitimi
Anadolu Üniversitesi'nde miniklere afet farkındalık eğitimi
İçeriği Görüntüle

Hüseyin Özgür Yılmaz yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Ne yazık ki şu anda görevden alınmış durumdayım ve dava sürecindeyiz. Bu davayı kazanacağımıza inanıyoruz. Bu süreçte şöyle bir durum yaşandı: Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Ağustos ayında Şirintepe Mahallesi’nde mahalle delege seçimleri vardı. Turuncu liste olan Türkan Yılmaz benim annemdi. Doğal olarak ben de sanal ortamdan listeyi paylaşıp destek istedim. Sonrasında, bir gün DİSK Genel-İş Başkanı Coşkun Sakcı ile yaptığımız telefon görüşmesinde, siyasete karışmadığını ancak mavi listeden delege adayı olduğunu ve Tepebaşı bölgesine de karışacağını söyledi. Bu konuşmanın ertesi günü yönetim kurulu toplanarak görevden alındığım, Ankara Genel Merkezi tarafından bana tebliğ edildi. Bu durum şu anda dava sürecindedir. Bu davayı kazandıktan sonra, gerekirse basın yoluyla ya da gelip elimi sıkarak bir özür dilenmesini istiyorum. Dediğim gibi, bu davayı kazanacağımıza inanıyorum. Kazandığımız takdirde, işçi arkadaşlarımızın haklı olduklarında her zaman savaş ve mücadele verdiklerinde kazanacaklarına inanmalarını istiyorum. Benim bakış açım şu: Sendikanın kapısına siyaset girmemeli. Herkes bir siyasi partiyi ya da kişiyi destekleyebilir; ancak bunu sendikal süreçte, sendika kimliğini kullanarak asla karıştırmaması gerekiyor. Duruşma 10 Şubat 2026 tarihinde Ankara’da yapılacak. DİSK Genel-İş Genel Merkezi’ne açtığımız davayı kazanacağımıza inanıyoruz.”

Muhabir: ÖZGE ZAİM