SES Eskişehir Şube Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Şube Sekreteri Gönül Ateş, ESOGÜ Hemşirelik Bölümünün Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri arasında yer almasının önemli bir başarı olduğunu belirtti.
Ateş, Hacettepe, Koç, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ankara ve Gazi gibi güçlü üniversitelerin bulunduğu ilk 10 içerisinde ESOGÜ’nün de yer almasının, bölümün tercih edilirliğini ve öğrencilerin üniversiteye duyduğu güveni gösterdiğini ifade etti.

“Başarı yalnızca sıralama ile ölçülmemeli”

Elde edilen sonucun yalnızca bir sıralama başarısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ateş, başarılı öğrencilerin bölümü tercih etmesinin aynı zamanda önemli bir sorumluluk getirdiğini söyledi.
Ateş, “Asıl başarı, öğrencinin üniversiteye hangi başarı sıralamasıyla geldiğinden çok, dört yılın sonunda nasıl bir sağlık profesyoneli olarak mezun olduğuyla ölçülmeli. İlk 10’a girmek önemli bir başarıdır. Ancak bu başarıya yakışan eğitimi sürdürmek ve bunu kalıcı hale getirmek çok daha büyük bir sorumluluktur” dedi.
Hemşireliğin geleneksel görev tanımlarının çok ötesine geçtiğini belirten Ateş, günümüzde hemşirelerin hastayı değerlendiren, riskleri erken fark eden, klinik karar süreçlerine katılan, hasta güvenliğini sağlayan ve bilimsel kanıtları bakım uygulamalarına aktarabilen sağlık profesyonelleri olduğunu kaydetti.

Tepebaşı Belediyesi’nde komisyon üyeleri belli oldu
Tepebaşı Belediyesi’nde komisyon üyeleri belli oldu
İçeriği Görüntüle

Whats App Image 2026 09 02 At 11.55.32

“Hemşire açığını kapatırken eğitim açığı oluşturmamalıyız”

Türkiye’de hemşirelik eğitiminin çözüm bekleyen sorunlarının bulunduğunu ifade eden Ateş, özellikle öğrenci kontenjanları ile akademik kadro, laboratuvar olanakları ve klinik uygulama kapasitesi arasındaki dengenin korunması gerektiğine dikkat çekti.
Hemşirelik eğitiminin yalnızca sınıf ortamında verilemeyeceğini belirten Ateş, öğrencilerin teorik bilgilerini gerçek yaşam koşullarında uygulayabilmesi, hastalarla iletişim kurabilmesi ve yeterli klinik deneyim kazanmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Ateş, kontenjanların belirlenmesinde yalnızca “Kaç öğrenci alabiliriz?” sorusunun sorulmaması gerektiğini belirterek, “Asıl sormamız gereken, ‘Kaç öğrenciye gerçekten nitelikli hemşirelik eğitimi verebiliriz?’ sorusudur” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin daha fazla hemşireye ihtiyaç duyduğunu ancak bunun yalnızca üniversite kontenjanlarının artırılmasıyla çözülemeyeceğini dile getiren Ateş, öğretim elemanı sayısı, laboratuvar olanakları ve klinik uygulama altyapısının da aynı ölçüde geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Ateş, “Hemşire açığını kapatmaya çalışırken nitelikli hemşirelik eğitimi açığı oluşturmamalıyız” dedi.

Çalışma koşullarına dikkat çekti

Hemşirelik mesleğinin geleceği açısından çalışma koşullarının da önemli olduğunu belirten Ateş; yoğun çalışma temposu, nöbetler, artan iş yükü, sağlıkta şiddet, tükenmişlik, ücretler ve özlük haklarının hem öğrencilerin hem de çalışan hemşirelerin mesleğe bakışını etkilediğini ifade etti.
Başarılı gençlerin hemşireliği tercih etmesinin tek başına yeterli olmadığını söyleyen Ateş, mezuniyet sonrasında bu kişilerin meslekte kalmasını sağlayacak çalışma koşullarının oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Nitelikli sağlık çalışanlarının yurt dışına yönelmesine de değinen Ateş, bunun yalnızca bireysel bir tercih olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, aynı zamanda önemli bir insan gücü meselesi olduğunu belirtti.

“Geleceğin hemşiresi teknolojiyi insan için kullanacak”

Hemşirelik eğitiminin geleceğinde teknolojik dönüşümün de önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Ateş; yapay zekâ, dijital sağlık uygulamaları, uzaktan hasta takibi ve karar destek sistemlerinin sağlık hizmetlerinde giderek daha fazla kullanılacağını söyledi.
Bu dönüşüm nedeniyle geleceğin hemşirelerinin dijital okuryazarlığının yüksek olması ve veriyi değerlendirebilmesi gerektiğini belirten Ateş, yapay zekâ tarafından sunulan bilgilerin de sorgulanabilmesinin önemine dikkat çekti.
Ancak teknolojik gelişmelerin hemşireliğin insani boyutunu ortadan kaldırmayacağını vurgulayan Ateş, “Bir algoritma hastanın risk skorunu hesaplayabilir, bir cihaz yaşamsal bulguları saniye saniye takip edebilir. Fakat hastanın korkusunu anlamak, ona güven vermek ve bakımın insani boyutunu sürdürebilmek hâlâ insanın sorumluluğunda. Geleceğin hemşiresi teknolojiyle yarışan değil, teknolojiyi insan için kullanan hemşire olacaktır” diye konuştu.

“Bilimsel kanıtı nedir?” sorusu sorulmalı

Öğrencilerin araştıran ve sorgulayan bireyler olarak yetişmesinin önemine de değinen Ateş, hemşirelikte geleneksel uygulamaların sorgulanması gerektiğini belirtti.
Ateş, “Biz yıllardır böyle yapıyoruz” anlayışı yerine “Bunun bilimsel kanıtı nedir?” sorusunun sorulabilmesi gerektiğini ifade ederek, çağdaş hemşireliğin temelinde kanıta dayalı bakım anlayışının bulunduğunu söyledi.
ESOGÜ Hemşirelik Bölümünün Türkiye’de ilk 10 içerisinde yer almasını geleceğe yönelik bir sorumluluk olarak değerlendirdiklerini belirten Ateş, hedeflerinin yalnızca başarı sıralaması yüksek öğrencilerin tercih ettiği bir bölüm olmak olmadığını dile getirdi.
Ateş, mezunların klinik yeterlilikleri, bilimsel bakış açıları, etik duyarlılıkları ve mesleki duruşlarıyla tercih edilen hemşireler olması gerektiğini söyledi.
Açıklamasının sonunda üniversitelerin başarısının yalnızca giriş puanları ve başarı sıralamalarıyla ölçülemeyeceğini belirten Ateş, “Üniversitenin gerçek başarısı, öğrencinin o kapıdan hangi puanla girdiğinden çok, dört yılın sonunda o kapıdan nasıl bir meslek insanı olarak çıktığıyla ölçülür” dedi.
Ateş, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“ESOGÜ’nün ilk 10 başarısından mutluluk duyarken önümüzde duran asıl soruyu da unutmuyoruz: Bize güvenerek gelen bu başarılı gençleri, geleceğin ihtiyaç duyduğu nitelikli hemşirelere nasıl dönüştüreceğiz? Bizim için asıl başarı, bu soruya vereceğimiz cevap olacaktır.”

Muhabir: İlksen Akkan