Bilim insanları, küresel sıcaklık artışının kritik eşiklere tahmin edilenden daha yakın olduğunu belirtiyor. Uyarıya göre iklim sistemindeki bazı devrilme noktalarının aşılması, kendi kendini besleyen geri besleme döngülerini harekete geçirerek ısınmayı kontrol edilemez hale getirebilir.
Bu senaryo, “hothouse Earth” olarak adlandırılan ve insan uygarlığının son 11 bin yıldır deneyimlediği görece istikrarlı Holosen ikliminden radikal biçimde farklı, aşırı sıcak ve istikrarsız bir dünyaya işaret ediyor.
1,3 derece bile yıkıcı sonuçlar üretiyor
Sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık 1,3 derecelik küresel ısınma; ölümcül sıcak hava dalgaları, seller, kuraklıklar ve orman yangınlarıyla zaten ciddi kayıplara yol açıyor. Bilim insanları, 3-4 derecelik bir artışın küresel ekonomi, gıda güvenliği ve altyapı sistemleri üzerinde sistemik çöküş riski doğurabileceğini vurguluyor.
Sera dünya senaryosunda ise sıcaklık artışının binlerce yıl boyunca yüksek seviyelerde kalabileceği ve deniz seviyelerinde dramatik yükselişler yaşanabileceği belirtiliyor.
Kamuoyu riskin büyüklüğünü kavramıyor
Araştırmacılar, siyasetçilerin ve kamuoyunun geri dönüşü olmayan eşiklerin aşılma ihtimalini yeterince dikkate almadığını ifade ediyor. Fosil yakıt kullanımının hızla azaltılmasının zor olduğu kabul edilse de, belirli devrilme noktaları geçildikten sonra emisyonlar düşürülse bile sürecin tersine çevrilemeyebileceği uyarısı yapılıyor.
ABD’li bilim insanı Dr. Christopher Wolf, bazı eşiklerin aşılmasının gezegeni kalıcı bir ısınma patikasına sokabileceğini belirterek, küresel sıcaklıkların son 125 bin yılın en yüksek seviyelerine ulaştığını ve karbondioksit yoğunluğunun son 2 milyon yılın zirvesinde olabileceğini vurguluyor.
Exeter Üniversitesi’nden Prof. Tim Lenton da 3 derecelik bir ısınmanın dahi insan toplumları için derin ve çok boyutlu riskler barındırdığını ifade ediyor.
16 kritik sistem alarm veriyor
One Earth dergisinde yayımlanan değerlendirme, 16 potansiyel devrilme unsuruna ilişkin güncel verileri bir araya getiriyor. Bu sistemler arasında:
-
Grönland ve Batı Antarktika buz tabakaları
-
Dağ buzulları
-
Kutup deniz buzları
-
Arktik altı orman kuşağı
-
Permafrost tabakası
-
Amazon yağmur ormanları
-
Atlantik Meridyonel Devrilme Dolaşımı (AMOC)
yer alıyor.
Bilim insanları, Grönland ve Batı Antarktika’da devrilme sürecinin başlamış olabileceğini; permafrost, dağ buzulları ve Amazon’un ise kritik eşiklere çok yakın olduğunu belirtiyor. AMOC’ta gözlenen zayıflamanın Amazon üzerindeki baskıyı artırabileceği, Amazon’dan salınacak karbonun ise küresel ısınmayı daha da hızlandırarak zincirleme etki yaratabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre en büyük risk, tek bir sistemin çökmesi değil; bu sistemlerin birbirini tetikleyerek küresel iklimi geri döndürülemez bir patikaya sokması. Bu durumda etkilerin ani, yıkıcı ve insanlık tarihi ölçeğinde kalıcı olabileceği belirtiliyor.




