CHP Eskişehir Milletvekili ve TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi Jale Nur Süllü, komisyonun Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay’ın bilgilendirmesiyle gerçekleştirilen toplantısında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini değerlendirdi. Süllü, Türkiye’nin AB üyelik sürecinde yaşanan sorunlara, demokrasi ve hukuk alanındaki eleştirilere ve vize serbestisi kriterlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Çifte standardı mazeret olarak kabul etmiyoruz”
Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik çifte standart uyguladığı yönündeki değerlendirmelere katıldığını belirten Süllü, bu durumun Türkiye’deki sorunların üzerini örtmek için kullanılmaması gerektiğini söyledi.
Türkiye-AB ilişkilerinde son yıllarda benzer eleştirilerin tekrarlandığını ifade eden Süllü, “Biz aslında son üç dört yıldır hep aynı şeyleri dinliyoruz. Evet, bir çifte standart olduğunu kabul ediyoruz. Ona söyleyecek bir şeyimiz yok ama biz siyasi muhalefet partileri olarak Türkiye koşullarında çifte standarda o kadar alışkınız ki bunun uygulanmasına da alışkınız. Bunu mazeret olarak kabul etmiyoruz, açık ve net olarak söyleyeyim” diye konuştu.
“Türkiye-AB ilişkileri al-ver ilişkisine dönüştü”
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin üyelik hedefinden uzaklaşarak karşılıklı çıkar temelinde yürütülen bir yapıya dönüştüğünü belirten Süllü, demokrasi ve hukuk alanındaki eksikliklerin giderilmesi gerektiğini vurguladı.
Süllü, “Artık AB ile ilişkilerimiz bir üyelik ilişkisinden çıkmış, al-ver, yani işlemsel bir ilişkiye dönmüş durumda. Bunu ne yazık ki biz de kabul etmişiz. İktidar da kabul ediyor, yürütme de kabul ediyor, AB de kabul ediyor” ifadelerini kullandı.
AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos’un 9 Ekim’deki Türkiye ziyareti sırasında demokrasiye ilişkin kaygılarını dile getirdiğini aktaran Süllü, değişen jeopolitik koşullar nedeniyle Türkiye ile karşılıklı faydaya dayalı iş birliğinin öne çıkarıldığını söyledi.
Türkiye raporlarında her yıl benzer eleştirilerin yer aldığını belirten Süllü, Anayasa Mahkemesinin Tayfun Kahraman hakkında 8 Ekim’de verdiği kararın uygulanmamasını da eleştirdi. Süllü, Türkiye’nin öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.
Vize serbestisi için kalan altı kritere dikkat çekti
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasına da değinen Süllü, Türkiye’nin AB üyelik sürecinde gerekli kriterleri tamamlaması çağrısında bulundu. Vize serbestisi için yerine getirilmesi gereken altı kriter bulunduğunu hatırlatan Süllü, bu konuda somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Süllü, “Biz ev ödevlerimizi yapalım. Diyelim ki ‘Bakın, biz bunları, bunları, bunları yaptık.’ Artık o raporlarda hep aynı cümleleri duymayalım. Her yıl bıktık o cümleleri duymaktan. Her yıl aynı şeyleri görüyoruz raporlarda” dedi.
“Vatandaşlarımız Avrupa’yı umut olarak görüyor”
Türkiye’de geleceğine ilişkin kaygı duyan vatandaşların Avrupa’yı bir umut olarak gördüğünü belirten Süllü, ekonomik gücü ve entelektüel birikimi yüksek kişilerin de yurt dışında vatandaşlık başvurusu yaptığını, şirket kurduğunu ve konut satın aldığını dile getirdi.
Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Süllü, uzun süredir fiilen ilerlemeyen katılım müzakerelerinin yeniden canlandırılması için somut bir yol haritası hazırlanıp hazırlanmadığını sordu.
Gümrük Birliği’nin sanayiciler açısından önemine dikkat çeken Süllü, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin gelecekteki genişleme politikaları ve kurumsal reform çalışmalarında aktif biçimde yer alıp almadığının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.





